Jump to content

Önerilen İletiler

İNSAN NEDEN VAR ?

Ya da daha doğru bir soru kalıbı ile; bizim doğadaki görevimiz, ekolojik nişimiz nedir? Aslına bakarsanız araştırma yaptığınızda bir çok kaynaktan çıkan farklı sonuçları göreceksiniz yani tam bir fikir bütünlüğü yok. Çoğu ‘’bilim’’ sayfası nedendir bilinmez ütopik ve aşırı dini figürler taşıyan görüşler bildirmiştir. Sizler için bu yazıda görüşümü bildirmeden önce temel kavramlara ve bulabildiğim en mantıksal cevaplara değineceğim.

Ekolojik Niş

Her canlının ekosistemin yapısı ve fonksiyonu üzerine kendine özel rolü vardır, bu role ekolojik niş denir. Canlının ekolojik nişi onun ortamda bulunabilmesi için gerekli bütün olayları içine alır-yaşayabilmesi, sağlıklı kalabilmesi ve üreyebilmesi için bütün fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörler. Ekolojik nişi canlının çevresini saran diğer fiziksel faktörler, ışık, sıcaklık, nem de etkiler. Yine canlının besinini sağladığı canlı, onun besin olduğu canlılar, rekabet ettiği canlılar onun nişini belirler. Dolayısıyla niş canlının toplam adaptasyonunu ve yaşam tarzını belirler. Bir canlının ekolojik nişinin belirlenmesi anlaşılacağı üzere sayısız boyutlardadır. Sonuç olarak bir biyotik toplumda bir organizmanın işine veya toplam rolüne ekolojik niş adı verilir.

Dünyanın çeşitli yörelerinde birbirleri ile alakasız türler, birbirlerinin aynı olan veya çok benzeyen nişler işgal ederler. Örneğin çayır alanlarında ot yiyen hayvanların ekolojik nişleri veya fonksiyonları Kuzey amerikada bizon veya sığırlar tarafından, Avustralya’da ise kangurular tarafından işgal edilir. Fakat belirli bir toplumda iki ayrı tür hiç bir zaman aynı nişi işgal edemez. Daima bunlardan biri hakim olur. Besin maddesi, sığınacak yer ve alan bakımından aralarında meydana gelen rekabet, birinin yok olmasıyla sonuçlanır.

Rekabet Üstünlüğü

İki tür birbirine çok benziyor ise, ekolojik nişler çakışır. Tamamen aynı ekolojik nişe sahip iki tür aynı toplumda yer alamaz, rekabet sonucu biri diğerini ortamdan siler. İki farklı tür aynı gıda maddesi için rekabet edebilir, sadece sayıları azalır fakat, bu aynı tür olunca bir arada var olmaz, rekabet gücü yüksek olan diğerine yaşam alanı bırakmaz. 1934 yılında A.F. Gause iki protoza türü Paramesium aurelia ve Paramesium caudatum türlerini ayrı ayrı kaplarda ve aynı kaplarda yetiştirerek şu sonuca varmıştır. Bu iki türün gereksinimi aynıdır, aynı besin içeren ayrı kaplarda birim zamanda üreme hızları aynıdır, bir arada yetiştirildiğinde P.aurelia daha hızlı besin tüketip ürediğinden P.caudatum’un ölümüne neden olmaktadır.

Bu bilgilerin yanında kısaca bir de iki canlı ilişkisini konu alan yaşam tiplerine yani ‘’Simbiyoz’’ yaşamlara değinelim;

Mutalizm:

Mutlu birlikletelik, yani her iki canlıda bu birliktelikten zarar değil fayda sağlamakta ve birlikte yaşamakta örneğin; İnsan ve insanın bağırsaklarında yaşayan mutalist bakteriler.

Parazitizm ile ilgili görsel sonucu

Kommensalizm

Ortaklardan birisi fayda görürken, diğeri ne fayda ne de zarar görür. Örneğin Echeneis ile köpek balığı arasındaki ilişki. Köpek balığı yakaladığı avla beslenirken, etrafa yayılan küçük parçalar ile de echeneis balığı beslenir. 

Parazitizm

Ortaklardan birisi fayda görürken diğeri zarar görür. Parazit olan canlı, konak canlı üzerinde barınır ve yaşaması için gerekli olan besinleri konak canlıdan alır. İç parazit canlılar hazır sindirilmiş besinler ile beslendiklerinden bu canlılarda tam olarak sindirim enzimleri gelişmemiştir. Buna karşılık üreme sistemleri iyi gelişmiştir. Örneğin sıtma etmeni Plazmodyum. Bit, pire, kene gibi dış parazitler ise sindirim sistemine sahiptir. Ökse otu gibi parazit bitkiler su ve inorganik maddeleri üzerinde yaşadığı bitkinin odun borularından alarak klorofilleri sayesinde kendi besinlerini üretirler. Bu tip canlılara yarı parazit denir. Küsküt, canavar otu gibi bitkiler ise organik besinlerini yaşadıkları bitkinin floeminden karşılar, klorofilleri yoktur. Bunlar tam parazit bitkilerdir.

 insan ile ilgili görsel sonucu

İnsanın Ekolojik Nişi

Genellikle bitki ve hayvanlar, iklim ve çevre faktörlerinin değişmesine karşı tahammüllü olmadıklarından, ekosferde belirli yaşama yerlerine sıkışıp kalmış durumdadır. Sadece sinekler, hamam böcekleri, fareler ve insanlar gibi bazı türler çevreye kolayca adapte olabilmekte ve gezegenimizin büyük kısmı üzerinde yaşayabilmektedir. Beslenme nişi olarak insan bazı bölgelerde et obur, bazı bölgelerde ise ot oburdur. Genellikle ise hem et hem bitkisel gıdalarla beslenir. İnsanın hakim durumu daha önce başka hiçbir tür tarafından işgal edilmemiş yeni bir enerji nişi işgal etmesinden ileriye gelmektedir. İnsan fosil yakıtlarda depo edilmiş güneş enersini ve nükleer enerjiyi kullanarak doğrudan doğruya güneş enerjisine bağımlı kalmaktan kurtulmuştur. Kömür, petrol ve doğal gaz sayesinde milyonlarca yıl öncesinde kimyasal enerji olarak depo edilmiş güneş enerjisinden istifade etmektedir.

İnsan yer yüzünün büyük bir bölümünü değiştirecek tek canlı türüdür. Büyük nüfus artışı ve gittikçe artan hırs nedeniyle sınırlı enerji ve diğer doğal kaynaklara karşı rekabet ve mücadele artmıştır. Gerçekten dünya nüfusunun üçte birinden daha azı, yüksek, geri kalan üçte ikisi ise alçak bir enerji nişi işgal etmektedir. Bu durum açıkça çevre krizinin neden bir enerji krizi olduğunu da göstermektedir. Fosil yakıtların yakılması sonucu küresel ısınma, asit yağmurları, nükleer enerji kazaları, suların kirlenmesi, tropikal ormanları yağmalanması büyük ekosistem değişmelerine ve çevre krizlerine yol açmaktadır.

En basit ve doğru tanımlarla yukarıda ki açıklama kabul edilebilir. Ancak en sevdiğim tarafı yine insanın kendine toz konduramamasıdır. Yukarıda saydığımız simbiyoz yaşam biçimlerinden sizce hangisiyiz? Tabi ki yaşadığımız doğa içerisinde bulunan en kuvvetli parazitiz. Bugün tükettiğimiz besinlerin atıklarından tutun, kullandığımız her tür yaşamsal maddenin doğaya zararı var ve tahribat gün geçtikçe artıyor, geri dönülmez bir boyuta geliyor. Evet evren çok büyük belki başka yaşanacak yerlerde bulacak insanlık, ancak hiçbiri evimiz ‘’Dünyamız’’ kadar güzel olamayacak. Ona sahip çıkmalıyız.

Gizlenmiş içerik

    Gizli içeriği görüntülemek için uygun bir yanıt yazabilirsin.

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı

Sorgulayan zihinlere hayranım ve üşenmeden okurum üstüne teşekkür de ederim.

Biz sağlam parazitleriz. Göçebe, işine geldiği gibi davranan, her ihtimalde ayakta kalmak için fırsatları değerlendiren ve kendi türüne bile saygısı olmayan acımasız parazitleriz. Çok insanlarla muhattap olmamak gerek :)

İletiyi paylaş


İletiye bağlantı
Misafir
Misafir olarak yorum yapıyorsun, buradan giriş yaparak yorum yapabilirsin.
Bu konuyu yanıtla

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Biçimlendirmeyi Temizle

  Only 75 emoticons maximum are allowed.

×   Adresiniz otomatik olarak yerleştirildi.   Display as a link instead

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Editör içeriğini temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.


Hakkımızda

Biyoloji Günlüğü ülkemizdeki biyoloji öğrencileri, mezunları ve çalışanları adına kar gütmeyen bir proje olarak 6 senedir faaliyetlerine yılmadan devam etmeye çalışan masum bir projedir. Lütfen art niyetinizi forumdan uzak tutunuz. Bize iletişim formu aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Dilerseniz biyolojigunlugu@gmail.com veya admin@biyolojigunlugu.com adresine mail de gönderebilirsiniz. Bizimle arşivinizi paylaşmak isterseniz wetransfer.com üzerinden biyolojigunlugu.com adresine dosya transferi olarak iletmeniz yeterlidir, sizin adınıza paylaşılacaktır.

×

Önemli Bilgilendirme

Kullanım Şartları, Gizlilik Politikası, Forum Kuralları sayfalarına göz atınız.