Jump to content

Biyoloji Günlüğü

Yönetici
  • İçerik sayısı

    100
  • Katılım

  • Son ziyaret

Biyoloji Günlüğü Hakkında

  • Derece
    Eucaryota

Güncel Profil Ziyaretleri

46 profil görüntüleme
  1. Maya ve Maya Endüstrisi

    @MehmetEmin bu arada ders notlarını dosya olarak da dilerseniz sisteme ekleyebilirsiniz arşiv olarak indirmek isteyen arkadaşlarımız olabilir diye düşünüyorum ama tabi doğru olduğunu teyit edelim önce birlikte
  2. Maya ve Maya Endüstrisi

    Görsel ve içerik anlamında biraz dokundum makalenize @MehmetEmin hocam müsadenizle, kontrol ederseniz sevinirim
  3. Saçınızın ucunun ucunda yaklaşık 150.000 tane, bir E.coli hücresinin içerisinde 150 tanesi sığabilen; nanobacteria olarak isimlendirilen, şimdilik en küçük yaşam formu olan tek hücreli canlı keşfedildi. US Department of Energy’s Lawrence Berkeley National Laboratory and the University of California, Berkeley ekiplerinden oluşan bir takımın önderlik ettiği bu çalışmada, en minik yaşam formu değiştirilerek nanobakteriler (nanobacteria) ve kısaca ‘nanobes’ olarak isimlendirildiler. İngilizce olarak tam yazılara göz atmak isterseniz buyrun: kaynak 1 ve kaynak 2
  4. Yeni bir malzeme öğrenirken, hepsini doğru şekilde anlamak için ne kadar fazla zamana ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüzde bunaltıcı gelebilir. Bu çalışma tekniği odaklanmış halde kalmanıza ve daha az çalışma seansları ile daha fazla bilgi almanıza yardımcı olabilir. “Daha az çalış, Akıllı çalış” konferansı, Pierce Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Dr. Marty Lobdell’den. İçinde, Lobdell çalışmak için en iyi ipuçlarını paylaşıyor, böylece o iğrenç sınav öncesi inekleme dönemlerine bir daha yeltenmek zorunda olmayacaksınız. Konferansın videosu epey eski ve bazılarınız muhtemelen onu daha önce görmüşsünüzdür, fakat her öğrencinin izlemesi gereken bir şey. Ders yaklaşık bir saat uzunlukta- ve kesinlikle tamamını izlemeye değer- fakat işte en iyi önerilerden bazıları: – topaklanmış dönemlerde çalışın: Bilgiyi tutma yeteneğiniz yaklaşık 25-30 dakika sonra azalır, bu yüzden onu birkaç, daha küçük parçaya ayırın. Mola esnasında kendinizi eğlenceli etkinliklerle ödüllendirin. – Tahsis edilmiş bir çalışma alanınız olsun: Herhangi bir şey yaptığınız yerde çalışmayın. Yatağınızda, oyun oynadığınız yerde (bu bilgisayarınız olsa bile) veya TV karşısında çalışmayın. – Tanıma ve hatırlama arasındaki farkı bilin: Tanıma, bir şeyi hatırlamanız için bir tetikleyici gerektirir ve bir test içinde bunu bulamayabilirsiniz. Hatırlamaya odaklanarak etkin şekilde çalışın. Kendinizi sınayın ve sadece özetlenmiş notlara göz gezdirmeyin. – İyi notlar alın: sizin için etkili olan bir not alma yöntemi bulun ve onları sınıftaki dersinizden sonra geliştirin, bu sayede akılda tutmayı ve anlamayı artırabilirsiniz. – Öğrendiğiniz şeyi öğretmeye hazır olun: Eğer onu birine öğretebilirseniz, malzemeyi sağlam bir şekilde kapmışsınız demektir. Ders kitabını verimli şekilde okuyun: Bilgiyi etkin şekilde tutmak için SQ3R yöntemini kullanın- genel bakış, soru sor, oku, ezberden oku, gözden geçir. Sadece okumak yeterli değildir. Son olarak, öğrendiğiniz her şeyi iki bölüme ayırın: olgular ve görüşler. Olgular beyninizden eksilebilen şeylerdir ve onlara ulaşmak için hatırlatıcı ipucu nesnesine ihtiyacınız olabilir. Fikirler büyük resmin tümünü bir arada tutan yapıştırıcıdır, bu onları çalışmak için en önemli bölüm haline getirir. Fikirler ilk olarak bir şeyi çalışma sebebinizdir ve onları bir kere öğrendiğiniz zaman sizinle birlikte kalırlar. Ulaşabileceğiniz hızın sadece üçte birinde çalışarak saatler harcamayı bırakan ve akıllı şekilde çalışın. kaynak 1 ve kaynak 2
  5. İnsanların %25’i dördüncü bir koniye sahip ve renkleri olduğu gibi görüyorlar. Eğer aşağıdaki tayfta 20’den az renk görüyorsanız: bir dikromatsınız, yani köpekler gibi sadece 2 tür koniye sahipsiniz. Siyah, bej ve mavi giymeyi seviyorsunuz. İnsanların yüzde 25’i dikromattır. 20 ve 32 arası renk görüyorsunuz: trikromatsınız, 3 tür koniye sahipsiniz (mor/mavi, yeşil ve kırmızı alanda). Anlayabildiğiniz kadar farklı rengin tadını çıkarıyorsunuz. İnsanların %50’si trikromattır. 33 ve 39 arası renk görüyorsunuz: tetrakromatsınız, arılar gibi 4 tür koniye sahipsiniz (mor/mavi, yeşil, kırmızı artı sarı alanda). Sarı sizi sinir ediyor, bu yüzden giysi dolabınızda bu renk yok. İnsanların %25’i tetrakromattır. 39’dan fazla renk görüyorsunuz: hadi ama, uyduruyorsunuz. Testte sadece 39 farklı renk var ve muhtemelen bilgisayar ekranınız tarafından sadece 35 tanesi doğru şekilde dönüştürülüyor. Büyük ihtimalle ek olarak dördüncü koniye sahip insanlar, arkaplan ışığı ne olursa olsun mavi/siyah veya beyaz/altın renk giysiler tarafından kandırılmıyor.
  6. Yeni bir araştırmanın bulduğuna göre düşük öz saygıya sahip insanlar, ilişki durumlarını Facebook’ta yayınlamaya daha yatkın. Brunel Üniversitesi’nden gelen bir habere göre, ünlü Facebook “ilişki durumu” özelliği, düşük öz saygıya sahip bireyler tarafından, dikkat çekmek için kullanılıyor. Düşük öz saygıya sahip insanlar muhtemelen, Facebook’ta kendini ifşanın üstünlüğünü, yüz yüze olandan daha fazla görüyor. Bununla beraber, romantik durum gönderileri özgüven sağlamak yerine, daha az beğenilir olarak görülüyor. Tez ayrıca kendini beğenmiş insanların ilişkilerinden ziyade başarıları hakkında daha fazla gönderi gönderdiğini buldu, çünkü istedikleri ilgi, kendini beğenmiş insanların övünmesiyle takviye ediliyor olabilir. Tezin söylediğine göre bu insanlar aynı zamanda sağlık ve fitnes diyetlerini daha fazla yayınlamaya yatkın, çünkü fiziksel görünüşlerine verdikleri gayreti yayınlamak için Facebook kullanıyorlar. Dr. Tara Marshall, insanların Facebook’ta belli konularda neden yazdığını, çünkü güncellemelerinin beğeniler ve yorumlarla farklı şekillerde ödüllendirilebildiğini anlamının önemli olduğunu söyledi. Daha fazla beğeni ve yorum alan insanlar, sosyal dahilliğin faydalarını deneyimlemeye yatkın, hiçbirini almayanlar ilişkisi kesilmiş hissediyor. Sonuçlar kendini beğenmiş insanların övünmelerinin, durumlarına daha fazla beğeni ve yorum aldıkları için getirisi olsa da bu, Facebook arkadaşlarının bu gibi bencil teşhirlerden gizli biçimde hoşlanmazlarken nezaketle destek sağlıyor olmaları da olabilir. Bir kişinin durum güncellemelerinin arkadaşları tarafından nasıl algılandığının daha fazla farkındalığı, insanların eğlendirici olmak yerine rahatsız edici olan konulardan kaçınmasına yardımcı olabilir. kaynak ve çeviri
  7. Corpus Luteum Oluşumu

    Ovulasyonda seconder oosit atıldıktan sonra graff folikülünün kalan kısmında teka interna içeriye doğru çöküntüler yapar. Teka damarları yırtılır ve ortaya çıkan kan, folikül içerisine dolar. Dolayısıyla oluşan bu yapı “Corpus luteum hemorojiam” adı verilir. Granülosa ve teka hücreleri büyür ve içlerine lipit ve lutein pigmenti birikir. Lutein sarı renkli bir madde olduğu için oluşan bu yapıya Corpus luteum (sarı cisim) adı verilir. Oluşan bu yapı östrojen ve progesteron salgılar. Eğer gebelik gerçekleşmiş ise corpus luteum gebelik corpus luteumu adını alır ve işlevini gebeliğin 9–10. haftalarına kadar sürdürür. 9–10. haftalardan sonra gerilemeye başlar. Ancak gerilemesine rağmen az miktarlarda salgı aktivitesini korur. Bu aşamada salgıları arasında relaxin denilen hormon vardır. Relaxin uterus kaslarının gevşemesini sağlar. Eğer gebelik meydana gelmemiş ise corpus luteum varlığını 10 gün kadar sürdürür ve sonra yok olur. Bu yapıya mensturasyon corpus luteumu adı verilir. Yok olmasının nedeni plasentadan hCG(human corionic gonodotropin) salınımının olmamasıdır. Kaybolduktan sonra yerine Corpus ablicans adını verdiğimiz beyaz noktacık kalır.
  8. Folikül Gelişimi ve Ovulasyon

    Primordiyal foliküllerin farklanmasıyla başlar. Farklanma başlamadan önce folikül 30 mikrometre çaplıdır. Tek katlı yassı folikül epiteli ile çevrilidir. Primer oosit büyür ve çevre folikül epiteli önce tek katlı kübik daha sonra tek katlı prizmatik şekil kazanır. Bu aşamadan sonra çevre folikül epiteli çok katlı bir yapı kazanır. Tek katlı folikül hücreleri ile çevrili foliküllere tek katlı primer folikül, çok katlı folikül hücreleri ile çevrili foliküle de çok katlı primer folikül adı verilir. Çok katlı folikül epiteli çevresinde ovaryum bağ dokusundan gelen teka tabakası oluşur. Bu aşamada oosit ile folikül hücrelerinin birlikte oluşturduğu bir zar olan zona pellicuda oosit ile folikül hücreleri arasında gelişir. Teka tabakası bol miktarda kan damarı ve çok sayıda hücre içeren bir teka interna tabakasını ve bunun dışında sıkı bağ dokusu yapısındaki teka externa tabakasını oluşturur. Teka interna hücreleri daha sonra steroid sentezleyen hücrelere dönüşürler. Ancak teka externa hücreleri fibroblast benzeri yapılarını korurlar. Folikül hücreleri çoğalarak granülosa adını alır. Folikülün bir tarafında çoğalarak oositi folikülün bir köşesine iterler. Yani oosit folikül içerisinde exentrik olarak yerleşir. Bu aşamada folikül 0,2 mikrometre çapa ulaşmıştır ve folikül hücreleri arasında içi sıvı dolu boşluklar oluşmaya başlar. Bu sıvıya folikül sıvısı ya da likör folikülü adı verilir. Bu sıvı hyalurinik asitten zengindir. Ayrıca yapısında steroid ve gonodotropik hormonları barındırır. Sıvı miktarı arttıkça içi sıvı dolu boşluklar birleşir ve at nalı şeklinde antrum adı verilen bir tek boşluğu oluşturur bu yüzden bu foliküle antral folikül (= seconder folikül = vesiküler folikül) adı verilir. Bundan sonraki aşamada folikül büyümeye devam eder, antrum genişler, folikül sıvısı miktarı artar. Granülosa hücreleri oosite yakın bölgede çok tabakalı, folikülün diğer bölgelerinde tek ya da az tabakalı olarak gözlenir. Bu foliküle ise graff folikülü (=tersiyer folikül) adı verilir. Graff folikülünde oosit kendini foliküle bağlayan hücrelerle birlikte folikülün içerisine doğru bir tepecik oluşturur. Bu yapıya cumulus oophorius (yumurta tepeceği) adı verilir. Bunun yanı sıra granülosa hücrelerinden oluşan ışınsal düzenlenmiş tek tabakalı hücre grubu oositi çevreler. Bu tabakaya da corona radiata verilir. Bu aşamada primer oositin çapı 125-150um bir büyüklüğe ulaşmıştır. Tüm folikülün çapı 20 mm dir. Oositi foliküle bağlayan granülosa hücreleri arasında folikül sıvısı birikmeye başlar, hücreler arası bağlantı zayıflar ve oosit folikülle bağlantısını kopararak folikül içerisinde yüzmeye başlar. Yine bu aşamada graff folikülü ovaryum yüzeyinde 1cm'lik bir çıkıntı yapar. Folikül duvarı incelir ve damarsız bir yapı kazanır. Teka interna hücreleri östrojenleri sentezlemeye başlar.
  9. Oogenez Detayları

    İki evrede gerçekleşir. Doğum öncesi olgunlaşma evresi (prenatal) Doğum sonrası olgunlaşma evresi (postnatal) Prenatal olgunlaşma evresinde premordial germ hücreleri genetik olarak dişi olan gonadlarda mitozla çoğalarak oogoniumları meydana getirir. Bu arada oogoniumun bir kısmı mitozla bölünürken bir kısmı da büyüyerek primer oositleri oluşturur. Primer oositlerin DNA’ları replike olur ve I. Mayoz bölünmenin profaz safhasına girerler. Bu gelişimin 3. ayında gerçekleşir. 5. ayda toplam oogonium sayısı 7 milyon civarına ulaşır. Bu dönemde hem oogoniumlarda hem de primer oositlerde atrezi görülür. Bu gerileme sonucunda eşey hücreleri dejenere olurlar ve 8. ayda oogoniumların tamamı dejenere olur. Sağlam kalan primer oositlerin tamamı 8. ayda I. Mayoz bölünmenin profazına girerler. Primer oositler TKYE hücreleri ile çevrelenerek premordial folikülleri oluştururlar. Postnatal olgunlaşma evresinde doğuma yakın tüm primer oositler I. Mayozun profazını tamamlarlar. Ancak I.metafaz yerine dictiyoten adı verilen bir dinlenme evresine girerler. Primer oositler bu evrede uzun süre kalırlar. I. Mayoz bölünmeyi pubertadan hemen önce ilk ovulasyon sırasında tamamlarlar, bu uzun süreli dinlenmeyi sağlayan TKYE hücrelerinden salınan OMİ(oosit maturasyon inhibitörü) dir. Doğumda tüm primer oosit sayısı 700 bin ile 2 milyon arasındadır. Pubertaya ulaşmış bir genç kızda her iki ovaryumda toplam 400bin oosit vardır. Puberta ile birlikte hipotalamustan gonodotropin relasing hormon (GnRH) salgılanır. Bu da adenohipofizden LH ve FSH salgılanmasını uyarır. FSH, foliküllerin büyümesini sağlar. LH ise ovulasyonu indükler. LH’ın pik yaptığı gün 28 günlük periyodun 14. günüdür. Bu 14. günde ovulasyon gerçekleşir. Buna ovaryal siklus adı verilir. 0–14 gün: Foliküler evredir bu evrede FSH baskındır ve foliküller gelişir. 14. gün: LH maksimuma ulaşır. Ovulasyon gerçekleşir. Ve ovumun atıldığı bölgede LH etkisi ile corpus luteum oluşur. 14–28 gün: Ovaryal siklusun eşzamanlısı. Uterus endometriumu dediğimiz mukozada meydana gelir. İlk 14 günde endometriumda östrojen etkisiyle bazı değişikler oluşur. Östrojen poliferatif bir hormondur. Dolayısıyla endometriumda poliferasyona neden olarak endometrium duvarına kalınlaşma sağlar. 14. günde ovaryal siklusta LH pik yaptığı anda corpus luteum oluşur. Corpus luteumdan progesteron ağırlıklı salgı yapılır. Buda endometriumda sekresyona neden olur. Bu evreye sekresyon evresi denir. Ovulasyonda fertilizasyon olmuşsa 5–6 gün sonra endometrium duvarına endometriuma implante olur. Glikojen ise gömülü blastositin beslenmesini sağlar.
  10. Oogenez ve Ovulasyon

    Oogenez sonucunda ovum oluşur ve oogenez olayı ovaryumda gerçekleşir. Ovum ovaryumlarda oluşturulur ve tuba uterinaya verilir. Dişi genital sisteminde bir çift ovaryum bir çift tuba uterina ve bir de uterus vardır. Uterus vagina ve dış genital organlarla devam eder. Oogenez olayı ovaryumda gerçekleşir. Oluşan ovum tuba uterinanın fimbria adlı çıkıntıları tarafından kapılır ve tuba uterina içine alınır. Tuba uterinanın 2/3 üst kısmında fertilizasyon oluşur ve zigot meydana gelir. Uterusa kadar olan bölge yarıklanır. Uterus duvarına yaklaştığı anda blastosit evresi oluşur. Gelen zigot uterus duvarlarına tutunur. Dişide ovulasyon menarş ile başlar. Pubertada gerçekleşir ve menopoza kadar devam eder. Bu durum her 28 günde bir tekrarlanır. Bu 28 gün (+,-) bir hafta değişebilir. Ovaryumların iki işlevi vardır. Oogenez ve siteroidogenez. Yani ovaryumlar aynı zamanda bir endokrin organdır. Östrojen, progesteron ve az miktarda testosteron sentezlerler.
  11. Erkek Genital Sistemi

    Bir çift testis, boşaltım kanalları ve yardımcı bezlerden oluşur. Testis içerisinde seminifer tubulus (=tubulu seminiferi contorti=kıvrımlı seminifer tubulusları) adını verdiğimiz yapılar vardır. Spermiyogenez bu tubulusların lümeninde gerçekleşir. Bir seminifer tübülü enine kestiğimizde şöyle bir dizilim görülür; Tabanda spermatogoniumlar vardır. Üstte spermatosit 1’ler,onun üstünde spermatosit 2’ler ve en üstte de spermatitler vardır. Aralarında şekilsiz sertoli hücreleri bulunur. Spermatogenez seminifer tubulusların farklı yerlerinde farklı sürelerde biter. Bu yüzden sürekli bir sperm üretimi vardır. Sertoli Hücreleri Uzun, prizmatik, büyük hücrelerdir. Lateral hücre membranları birbirleriyle bağlantı kompleksleri kurarak tubulus lümenini iki kompartımana ayırırlar. Bu bölmelerin altta olanına bazal kompartıman üstte lümene yakın kısmına adluminal kompartıman denir. Bu sertoli hücrelerinin arasında oluşan bağlantı kompleksleri aynı zamanda kan-testis bariyerini de oluşturur. Bariyer? → Kromozom sayısı indirgenmiş spermatogenik hücreler vücut immun sistemi (kandaki antikorlar) tarafından yabancı hücre olarak algılanır. Çünkü kandaki hücrelerden farklı sayıda kromozom içerir. Bunu önlemek için de bu hücrelerle kan arasında bir bariyer oluşturulması gerekir. Fonksiyonları: Kan-testis bariyerini oluşturur. Spermatit hücrelerin desteklenmesini ve bağlanmasını sağlar. ABP (=androjen binding protein) salgılar. Androjen (= testosteron) dıştaki bağ dokuya verilir. Spermatogenezin olaylanabilmesi için testosteron gereklidir. Spermatit stoplazmik artıklarının fagosite edilmesi MİF salgılar (= Müller inhibiting factor * Dişi embriyoda Müller kanalının baskılanmasını ve inhibe edilerek wolf kanalının kullanılmasını sağlar). İnhibin salgılar ( Hipofizden FSH salgılanmasını inhibe eder. Dolayısıyla da spermatogenez hızını kontrol eder → FSH kanda azalınca testesteron da azalır, spermatogenez yavaşlar.) Lümene verilen früktozdan(→ beslenmeyi sağlar) zengin semeni( = ejekülat = testis sıvısı) salgılar. Testiküler transferrin salgılanır. Spermiumların demir ihtiyacını karşılar ( demiri kandan alır.) Leydig Hücreleri İnterstisyel alanda bulunurlar. Tek görevi vardır: testesteron salgılar. Testesteron steroid yapıda bir hormondur. Dolayısıyla leydig hücreleri steroid sentezi yapan hücre yapısına sahiptir. *SER, lipit ve tübüler kristalı mitokondri; bu üç yapı steroid sentezinden sorumlu hücrelerde bulunan yapılardır.
  12. Spermiyogenez nedir?

    Spermiyogenez sırasında spermatitler sertoli hücreleri ile bir iş birliği yaparlar. Spermatitten olgun spermium oluşumuna kadar geçen süreç sertoli hücresi sitoplâzmasında gerçekleşir. Yeni oluşan spermatitler birbirlerine protoplazmik köprüler ile bağlıdırlar. Bu bağlantıları ile birlikte sertoli hücresi sitoplâzmasına doğru girerler ve burada bir dizi gelişim evresi geçirirler. Bu evreler: Golgi evresi: Spermatit granüler ER’sinde üretilen hidrolitik enzimler golgi kompleksine gelir. Çeşitli değişiklikler geçirerek golginin trans yüzünden salınırlar. Bu granüllere “proakrozomal granül” adı verilir. Bu granüller birleşerek akrozom vesiküllerini oluştururlar. Bu akrozomal vezikül çekirdek zarına yapışık olarak yerleşir. Bu vezikül aynı zamanda spermiumun ön kutbunu da belirler. Bu evrede sentrioller çekirdek bölgesinden uzaklaşır ve bir tanesi flagellumun aksonemini ( 9 çift periferde, 2 tane merkezde mikrotubulus yapısı içeren, kuyruğun iskeletini oluşturan yapı ) oluşturur. Başlık ( Şapka ) evresi: Bu evrede akrozom vezikülü büyür ve vezikülün zarı çekirdeği kısmen sarar. Son büyüklüğüne ulaştığında bu yapı artık akrozom olarak bilinir. . Akrozom evresi: Akrozom yapımı tamamlanmıştır. Çekirdek koyu renkli, küçük, armut şekilli bir yapı kazanmıştır. Bu arada distal sentriolden çıkan mikrotubuluslar aksonem denilen yapıyı oluşturur ve kuyruk uzamaya başlar. Mitokondriumlar (Mt) boyun bölgesinde aksonemi çevrelerler. Spermiumun flagellumu meydana gelir. Maturasyon (olgunlaşma) evresi: * Mitokondriden oluşan bir kılıf gerekli enerjiyi sağlar. Spermatitler bu evrede birbirlerinden ayrılırlar. Bunlar arasındaki protoplazmik köprüler ortadan kalkar ve fazla stoplazmik kısımlar atılır. Bu atılan sitoplâzma parçalarına “rezidüel body” adı verilir. Bu rezidüel bodyler sertoli hücresi tarafından fagosite edilirler. Oluşan yeni hücreler olgun spermiumlardır. Seminifer tübül lümenine atılırlar. Bunların hareket ve dölleme yetenekleri yoktur. Hareket yeteneklerini ductus epididimis’te (yardımcı bezlerin salgıları ile ); dölleme yeteneklerini ( kapasitasyon ) ise dişi genital kanallarda kazanırlar. Spermium, dişi boşaltım yollarında ise süper aktivasyon yeteneği kazanır. Bu spermiumlardan en güçlüsü seçilerek ovumu döller. Baş kısmını akrozom sarar. Akrozom hidrolitik enzimleri içerir. Bunlar ovumun zona pellicudasını delme yetisindeki enzimlerdir. Dolayısıyla fertilizasyon için gereklidir. Akrozom içinde yer alan hidrolitik enzimlerin başlıcaları şunlardır: Hyaluronidaz Nöraminidaz Aril sülfataz Asit fosfotaz Akrozin ( tripsin benzeri proteaz ) Spermiumun kuyruk kısmı 4 parçadan oluşur. Boyun bölgesi baş kısmını kuyruk bölgesine bağlar. Boyun bölgesinde başlayan aksonem kuyruk boyunca uzanır. Orta parça aksonemin çevresinde çok sayıda mitokondri ile çevrilidir. Hareket için orta parçanın son bölgesinde bir kalınlaşma yer alır. Bu kalınlaşmaya annulus adı verilir. Bu kalınlaşma mitokondrili orta parçanın bittiğinin göstergesidir. Esas parça kuyruğun en uzun parçasıdır. Esas parçada aksonemin çevresinde bir fibröz kılıf bulunmaktadır. Son parçada sadece aksonem bulunur.
  13. Spermatogenez nedir?

    Pubertaya kadar tüm erkek cins ya da eşey hücreleri spermatagonium evresinde dinlenme halinde kalırlar. Spermatogenez pubertayla birlikte başlar ( 13–16 yaş ) ve erkelerde hızı yavaşlamakla birlikte yaşlılığın son dönemlerine kadar sürebilir. Spermatositogenez Mayoz bölünme Spermiyogenez Spermatositogenez’de spermatogonium A’lar bir dizi mitoz bölünme gerçekleştirirler ve sürekli spermatogonium A’ları oluştururlar. Bu bölünmenin sonucunda oluşan spermatogonium A’ların bir kısmı mitoz bölünme göstererek spermatogonium B’leri oluşturur. Oluşan spermatogonium B’ler mitoz bölünme ile primer spermatositi meydana getirirler. Spermatogonium B’ye dönüşemeyen spermatogonium A’lar stem hücre olarak kalır. Spermatositogenez burada tamamlanır. Daha sonra primer spermatositler 1. mayoz bölünmeye ( 1.mayoz bölünmeye redüksiyon = indirgenme bölünmesi de denir ) girerler ve sekonder spermatositi oluştururlar. 1. mayozun çok uzun profaz evresi vardır. 22 gün civarında sürer. 1. mayozun profaz evresinde krossing-over oluşur ve genetik çeşitlilik sağlanır. I. mayozun başında diploid kromozomlu iken I. Mayozun sonunda haploid kromozom sayısı olur. Haploid kromozoma sahipken diploid miktarda DNA’ya sahiptir. Daha sonra sekonder spermatositin II. mayozu geçirmesi ile de spermatit adı verilen hücreler oluşur. II. mayozda kromozom sayısı değişmez ancak DNA sayısı yarıya iner. Daha sonra spermiyogenez başlar.
  14. Gametogenez nedir?

    Döllenmenin olabilmesi için erkek ve dişi hücrelerinin olgunlaşması gerekir. İşte bu olgunlaşma evresine gametogenez denir. Gametogenezin erkekte gelişenine spermatogenez dişide gelişenine oogenez adı verilir. Sonuçta oluşan olgun eşey hücreleri haploid sayıda kromozom ve DNA içeren hücrelerdir.
  15. Postnatal gelişim evreleri nelerdir?

    Neonatal(yeni doğan dönem) Bebek (infant) Çocukluk Ergenlik (puberte) Gençlik (adolesans) Erginlik (adult) Yaşlılık (senilite)

Hakkımızda

Biyoloji Günlüğü ülkemizdeki biyoloji öğrencileri, mezunları ve çalışanları adına kar gütmeyen bir proje olarak 6 senedir faaliyetlerine yılmadan devam etmeye çalışan masum bir projedir. Lütfen art niyetinizi forumdan uzak tutunuz.

Bize iletişim formu aracılığıyla ulaşabilirsiniz.
Dilerseniz biyolojigunlugu@gmail.com veya admin@biyolojigunlugu.com adresine mail de gönderebilirsiniz.

Bizimle arşivinizi paylaşmak isterseniz wetransfer.com üzerinden biyolojigunlugu.com adresine dosya transferi olarak iletmeniz yeterlidir, sizin adınıza paylaşılacaktır.

×

Önemli Bilgilendirme

Kullanım Şartları, Gizlilik Politikası, Forum Kuralları sayfalarına göz atınız.