in

Mitolojik Yaratıcılar ve Tanrılar

Her mitolojide, kendini var eden ve evrenin özelliklerini şekillendiren bir yaratıcının özel bir yeri vardır. Ancak kozmosu yaratmış olmasa da, gerek doğaüstü gerekse ölümlü varlıkların maceralarında önemli rol oynamışlardı. Siz de bu mitolojik bilgilere eşlik ederseniz sevinirim, ben elimden geldiğince eklemeler yapacağım. Bir biyoloji sitesinde, hele ki Biyoloji Günlüğü’nde bu içeriğe ne gerek vardı demeyin, her dönemde mutlaka bir ilah oluşmuş ve gerçekten milyonların tapındığı bir objeleştirme gerçekleşmiş görünüyor. “Mitoloji bu adı üstünde” deseniz de; şu anda bile bu tanrılara yer üzerinde tapınan birilerinin var olduğunu unutmayın! 🙂

#1 Zeus

Gökyüzü tanrısı Zeus, Antik Yunanlıların en büyük ilahıydı. Olympos Dağı'nda ulu olanları yönetirdi. Yeryüzünde, gök gürültüsü ve yağmur gibi fenomenlere neden olduğu, erkeklerle kadınların yaşamlarına müdahale ettiği söylenirdi.

Zeus, Titan Kronos'la Rhea'nın oğluydu. Titanlarla güç savaşı yapmak zorunda kalmıştı. Bu savaşın sonunda tanrılar evreni bölünce, Zeus cennetlerin efendisi oldu. Evrenin kontrolü de ona verildi. Sadece muazzam gücüyle ünlenmedi. Cinsel iştahı ve birçok sevgilisiyle de ünlü oldu. Yunan mitolojisindeki çoğu erkek ve kadın kahramanın babasıdır.

TAPINMA

Zeus'a adanan en ünlü tapınak, Yunanistan'ın kuzeybatısı Epirus Dodana'daki vahiydir. Kahinin kehanetlerinin, genellikle kutsal bir meşe ağacının köklerinden doğan bir kaynağın sesinden geldiği söylenir ya da bazen meşenin yapraklarının hışırtıları olarak yorumlanır.

Gönderen:

#2 Jüpiter

Ulu Romalı Tanrı Jüpiter gökyüzünün ve günışığının tanrısıydı. Ayrıca, tanrılar konseyinin lideri ve güç kaynağıydı. Jüpiter Roma şehrinin tanrısıydı. Romalılar yüzyıllarca imparatorluk kurmadan önce ona tapmışlardı. Yunanistan’ı fethettiklerinde, Jüpiter Zeus’un başlıca özelliklerinden birçoğunu aldı. İmparatorluğun sınırlarında, özellikle generaller, konsey üyeleri ve imparator ona koruyucuları olarak bakmış ve ona tapmıştı.

TAPINMA

Jüpiter’in en ünlü tapınağı Roma Capitolne Hill’de inşa edildi. Jüpiter festivalleri 15 Mart’ta, 15 Mayıs’ta ve 15 Kasım’da yapılırdı. Onuruna yıllık Capitoline Oyunları oynanırdı.

Gönderen:

#3 Eurynome

Yunan yaratılış mitlerinin en eskisi sadece bir kısmı günümüze gelebilen Her Şeyin Tanrısı Eurynome’yle (her yerde-gezen) ilgilidir. Bu ilk tanrıça evreni var etti ve eski Titan ırkına, kozmosun çeşitli yerleri üzerinde hüküm sürecekleri gücü verdi.

Eurynome Kaos’ra çıplak olarak var olup denizi gökyüzünden ayırdıktan sonra suyun üzerinde dans etti. Hareketleri kuzey rüzgarlarını yarattı. Ellerini birbirine sürterek yılan Ophion’u yarattı. Ilık kuzey rüzgarı tanrıçaya doğru esti ve onu hamile bıraktı. Tanrıça bir güvercin şeklini aldı, yumurtasının üzerinde kuluçkaya yattı. Bu yumurtadan evrenin ilk elementleri çıktı: yıldızlar, gezegenler, güneş, ay ve yeryüzü. Eurynome kozmosun güç yapısını düzenledi. Her gezegenin yönetimine bir Titan adadı.

Mitin son kısmında ise insan ırkının nasıl yaratıldığı anlatılır. Eurynome özellikle bereketli Arvadia toprağını yarattı. Bu topraktan ilk insan Pelasgus ve arkadaşları fırladı. Pelasgus insanlara nasıl kulübeler, evler yapacağını ve yemek bulacağını öğretti.

Gönderen:

#4 Odin

Sihrin, savaşın, bilgeliğin ve şiirin İskandinav tanrısı Odin güçlü ve karmaşıktır. Bir şekil değiştiricidir, tanrıların yöneticisidir. Ölen kahramanların ruhlarını sarayı Valhalla’ya kabul eden ilahtır.

Odin, şekil değiştirme yeteneğini kullanarak sayısız varlığın ve fenomenin kılığına büründü. Bunların arasında balık, ateş, yılanlar, duman da vardır. İstediğini elde etmek için ne gerekirse yaptı. Bir gözünü feda ettikten sonra geçmişteki, şimdideki ve gelecekteki her şeyin bilgisine ulaşmak için Mimir kuyusundan su içti. Daha sonra tanrıları esinlendirmesi için ilham içkisini kazandı. Muazzam bilgi, esin ve yaşam deneyimine sahip olan Odin evrensel bilgeliğe ulaştı. Bu da muazzam bir güce sahip olmasını sağladı. Bu gücü kaprisli bir şekilde kullanmasıyla ünlendi. Unvanlarının arasında Svipall (Kaprisli olan) ve Glapsvidir ( Değişken- Düzenbaz) da vardır.

Odin’in savaştaki başarısı efsaneviydi. Savaşlara neden olup istediği sonucu elde etmek için savaşları etkilemekle ünlüydü. Ona yardım eden güçlerinin yanı sıra, iki sihirli sembolü de vardı: mızrağı ve atı. Odin’in mızrağına Gungnir denirdi. Bu mızrağı cüceler onun için yapmışlardı. Asla hedefini şaşırmaz ve atanın elinden çıkınca durdurulamazdı. Odin’in “dönüşü olmayan nokta” şeklindeki yönetim biçimini sembolize ederdi. Odin’in atı Sleipnir, Tanrı Loki ile at Svadilfari’nin çocuğuydu. Sekiz bacağı sayesinde dünyadaki en hızlı attı ve muazzam gücüyle devlerin ülkesi Niflheim’in duvarlarını aşardı.

TAPINMA

İsveç Gamla Uppsala’da altınla kaplı büyük tapınakta Odin’in, Thor’un ve Freyr’in imgeleri vardı. İnsanlar ve hayvanlar kurban edilirdi. Odin’in bilgi arayışını temsil etmesi için ağaçlara asılırlardı.

Gönderen:

#5 Marduk

Yeryüzü ve su tanrısının oğlu Marduk, Babil’in baş tanrısıydı ve ona doğum tanrıçısı karısı Sarpanitu ile birlikte Esagil tapınağında tapılırdı. Gücü artınca, Babil imparatorluğun başkenti oldu. Enuma Elish ya da “Yaratılış Destanı” onu tanrıların kralı olarak anar. Marduk ejder Tiamat’ı öldürdü, bedeninden yeryüzünü ve gökyüzünü yarattı. Şampiyon Kingu’dan Kader tabletlerini alarak kozmosun efendisi oldu.

TAPINMA

Marduk ve İştar’ın birlikte olması ile ürünlerin bereketli olacağı inancı vardı bu yüzden yeraltı dünyasında İştar ile Marduk’un çiftleşmesi için seremoniler yapılırdı. Marduk ve İştar çiftini cinsel birleşmeye teşvik etmek için tapınaklardaki kutsal rahibeler, erkek fahişeler ile birlikte olurdu.

Gönderen:

#6 Bull EI – EL

Genellikle Bull EI olarak adlandırılan El, Kenani (Fenike) mitolojisinde tanrıların babasıydı, Tanrıça Ashtoreth’le evliydi. El’e ayrıca Al Elyon, yani “En Yüce Tanrı” da denirdi. Genellikle oturmuş, kolları havada yaşlı bir adam (bazen kanatlı ya da boğa boynuzları olan) resmedilir. Yunanlılar, Titanların kralı Tanrı Kronos’la El’, özdeşleştirmişlerdi.

Bir çok Kenani mitolojisi tanrılar arasındaki çekişmeyi anlatır. Bu çekişmenin içinde özellikle El’in iki oğlu, fırtına tanrısı Baal ile deniz ve nehir tanrısı Yamm (Yam-Nahar) arasındadır. Yönetici El, asi Baal’a karşı Yamm’a yardım eder. Ancak yine de Baal zafer kazanır. El, en uzaktaki tanrıdır. Baal’a doğrudan yaklaşmak yerine tanrılarla yaklaşır. El’in Fenike’de tapınağı yoktu. Oysa ki Baal’ın büyüleyici bir tapınağı vardı.

TAPINMA (Baal)

Baal’e tapınma seks ayinleriyle doluydu. Dikilitaşlar ve kutsal direkler veya “Aşerler” gibi Baal’le bağlantılı dinsel nesneler bile cinselliği çağrıştırıyordu. Dikilitaşların erkeklik organı biçimindeki kayalar veya yontulmuş taşların cinsel birleşmenin eril unsurunu, yani Baal’i temsil ettiği anlaşılıyor. Diğer taraftan kutsal direkler, ahşap nesnelerdi veya ağaçlardı; bunlar da Baal’in eşi ve dişil unsur olan Aşera’yı temsil ediyordu.

Gönderen:

#7 Ahura Mazda

Ahura Mazda her şeyi bilen yaratıcılar. Mükemmel evren planı, kötü ikizi Ahriman tarafından bozulur. Ahura Mazda iyiliği ve ışığı temsil ederken, erkek kardeşi Ahriman Yalanlar Evi’ndeki karanlıkta saklanır.

Ahura Mazda bilge ve hoşgörülü bir tanrıdır. İnancın yer yüzünü en mutlu yer yaptığı söylense de, insanlara iyi ile kötü arasında tercih yapma hakkını tanır. Dünyanın tarihi Ahura Mazda’nın Kutsal düşüncesi (Spenta Mainyu) ile Ahriman’ın Kötü Düşüncesi arasındaki mücadelenin öyküsüdür. Peygamber Zerdüşt’ün spermiyle mucizevi bir şekilde bir bakireden doğacak kurtarıcı Saoshyant’ın (ya da Soshans) yardımıyla Ahura Mazda eninde sonunda kazanacaktırç. Ahura Mazda’nın öğretileri doğrudan Zerdüştlüğe geçmiştir. Gathas olarak bilinen 17 ilah kutsal kabul edilir.

Zerdüşt’ün, doğduğunda ağlamak yerine gülen tek bebek olduğu söylenir.

TAPINMA

Darius I’in lahdinde, kanatlı Ahura Mazda diski, kralın üzerinde durur. Zerdüşt’ler, ölülerini akbabalar yesin diye açıkta bırakırlar. Ölen asla gömülmez. Aksi taktirde Ahriman onları kirletir. Ahura Mazda yarattığı için de yakılamaz.

Gönderen:

#8 Elagabalus

Baetiller, yerkürenin merkezini işaretlemek yerine, ilahi güçlerle daha yakından ilişkilendirilmiştir. Baetil sözcüğü, her ikisi de ‘tanrının evi’ anlamına gelen Kartaca dilindeki ‘betel’ ya da Sami lisanındaki ‘bethel ‘kelimelerinden türemiş olabilir. Bazı antik yazarlara göre, baetillerin meteoritaşı olduklarına inanılıyordu. Emesa’da Elagabal’a siyah meteroit formunda tapılırdı. Aramice olan ismi İlah Gobal’dır ve “dağın tanrısı” anlamına gelir. Yaşanan garip bir olayla Elagabal Roma’nın ulu tanrısı oldu ve ona “Fethedilemeyen güneş” denildi. Yüce rahibi İmparator Bassianus oldu. Elagabalus hükümdar olmadan önce, Elah-Gabal’ın bir rahibiydi; dolayısıyla seçimi mevkisini hizmet ettiği tanrının statüsüne yükseltmeye karar verdi. Madeni paralarda, taş pürüzsüz bir şekilde gösterilmektedir ve bazen taşların önünde veya üstünde bir kartal görülmektedir. Elagabalus’un saltanatına ait paralar, baetili tören alayı içinde gösterir; muhtemelen kutsal taşların Roma’ya girişini tasvir ederler.

Elagabal Roma İmparatorluğu’ndaki yardım istenecek birkaç Levanten ilahtan biriydi. Bunların içinde Baalbek Baal (şimdi Lübnan’da) ve Palmyrene’lerin üçlemesi; Bel, İarhibôl ve Aglibôl vardı.

Gönderen:

#9 Zurvan (Zaman)

Zurvan (Zaman) ilk boşlukta var olan, iki cinsiyetli kozmik bir Pers tanrısıdır. Çift cinsiyetli Zurvan, iyi ve kötü zıt prensiplerini, Ahura Mazda’yı ve Ahriman’ı doğurdu. İnce dalları, Zerdüşt rahiplerinin kutsal sembolünü Ahura Mazda’ya annesi Zurvan vermişti. Bu dallar onun gerçek oğlu olduğunu göstermesi içindi. Birleşik tanrı Zurvan’a tapmak Zerdüştlüğe aykırı bulunmuştur. Yani zamanın başlangıcından beri Ahura Mazda’nın ve Ahriman’ın ikilikte var olduğu inancından hoşlanılmamıştır.

Zaman” kavramı yukarıda da belirtildiği gibi Avesta’da tanrılaştırılmasının yanında daha sonraları “Zurvanizm”denilen, “Zaman”ı her şeyin kaynağı kabuleden bir düşüncenin merkezine yerleşmiştir. Ameşe Spenta ve Yazata’lar gibi Avesta’da önemsenen bir güç olarak görülmeyen Zurvan etrafında şekillenen Zurvanist düşünce, M.Ö. V. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Boyce, “Zurvanizm”in bu dönemde din adamları sınıfı olan Magiler tarafından geliştirilen heretik bir mezhep olduğunu, Ahura Mazda ve Ahriman’ı, Zaman’ın/Zurvan’ın ikiz çocukları olarak gösteren bir yoruma dayandığını belirtmiştir

“Zaman”, geçmişte İran dışında başka yerlerde de tanrılaştırılmıştır. İnsanlık tarihinin değişik dönemlerinde güneş, ay, yıldızlar, rüzgâr, toprak vb. cisimlerin tanrılaştırıldığı gibi “zaman” da tanrılaştırılmış fakat Hindistan ve İran’da olduğu gibi bazen her şeyin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

ZurvanAvesta’da “Zaman”ı belirtmek için kullanılmasının dışında Zerdüştî teolojisinde “zaman” kavramının cisimleştirilmişi olarak tabir edilebilecek “küçük bir ilah” anlamında da kullanılmıştır (Boyce, 1979, s. 68)

“Ahura Mazda cevap verdi: “Mazda’nın iyi dinini, Ey Zerdüşt, yardıma çağır. “Sen onları görmesen de yeryüzündeki yedi Karşvares’i yöneten Ameşa-Spentas’ı, Ey Zerdüşt, yardıma çağır. “Hakim göğü, Sınırsız Zaman’ı ve hareketi en yüce olan Vayu’yu, Ey Zerdüşt, yardıma çağır.... (Videvdat, 19/13).”

“En görkemli kutsal kelamı yardıma çağırıyorum. ‘Hakim göğü, Sınırsız Zaman’ı ve hareketi en yüce olan Vayu’yu yardıma çağırıyorum....(Videvdat,19/16)

“Ruhlar, “Zaman” tarafından yaratılmış ve hem kötü ruhlulara hem de dürüstler için açık olan yola girer. Mazda tarafından yaratılan Çinvat köprüsünün başında ruhları bu hayatta bağışladıkları dünyevi mallar için ödül isterler (Videvdat, 19/29).”

“Biz Heybetli Egemen Gökyüzü’ne, “Sınırsız Zaman”a, heybetliegemen uzun zamana ibadet ederiz (Ormazd Yast, 33; Darmesteter, XXIII, s. 34).”

Gönderen:

#10 Brahma – Vişnu – Şiva

Birbiriyle yakından ilişkili üç tanrı Hindu mitolojisinin merkezine oturur: kozmosu yaratan Brahma, onu koruyan Vişnu ve sonunda onu yok edecek olan Şiva.

Brahma’nın ölümlü dünyadan farklı bir zaman ölçeğinde ve farklı bir algılama seviyesinde olduğu söylenir. Brahma’nın bir günü, 4.320.000 insan yılına bedeldir. Bu kozmik ölçek Brahma’yı daha uzaklaştırır. Bu üçlemenin diğer iki tanrısının ölümlü dünyayla teması vardır ve onlara daha fazla tapılır. Zıtların bir araya gelişini de temsil eder. Vişnu yeryüzü tehlike altında olduğunda on avatarından birini benimseyerek yardıma gelir. 

Hindistan’da mabetler, Hindu tanrıların ikamet yerleridir. Aynı zamanda insanların tanrılarla buluşma, onları ziyaret etme ve çeşitli takdimlerde bulunma yerleridir. Her tanrının bir mabedi vardır ve o mabette, tanrının bir tasviri veya heykeli bulunur.İbadet etme yerleri sadece mabetlerle sınırlı değildir, nehir kenarları, mağaralar, kutsal ziyaret yerleri, dağların zirveleri, nehirlerin birbirine kavuştukları noktalar, kendi evi gibi birçok yerde ibadet edilebilir.İbadet etme hakkı sadece Brahman, Kşatriya ve Vaisya kastlarına mahsustur. Kast dışında kalanlar ve et yiyenler mabetlere giremezler. Kadınlar, Vedaların ve ilahilerin okunduğu ibadetlere katılma hakkına sahip değildirler. Onlar, sadece ibadet maksadıyla yenilen yemekleri hazırlama ve tabakları temizlemekle görevlidirler.

Gönderen:

#11 Bhagavan

Yaratıcı Bhagavan, Baiga’nın ruhsal, sosyal ve ekonomik hayatını her açıdan düzenledi. İki ateş nehriyle korunan “uzak” bir sarayda yaşardı. Burada yeryüzüne tekrar doğmadan önce ölenlerin ruhlarını karşılardı. Tamamen yardımsever değildi: ilk insanı zehirlemesi için bir yılan göndermişti. Böylece yeryüzüne ölümü getirmişti. Saf kıskançlıktan Nanga Baiga’nın torunlarını sihriyle aldattı. Bu çelişkili yapısı sarayına da yansımıştı. Sarayın yarısı ışıkla aydınlanırken, diğer yarısı karanlıktı.

Bhagavadgîtâ (Bhg) yedi yüz beyitlik Sanskrit bir manzumenin adıdır. Hindu Ananesinde Tanrı Vinshu'nun insan şeklinde girerek,Krişna adı altında yer yüzüne indiği ve bir savaş arifesinde bu şiiri söylediği nakledilir. Eserin adı da bu rivayete uygundur. Bhagavan, Tanrı, aziz, şayanı hürmet kimse demektir. Gîtâ, belirli bir edebînevideki eserlere verilen bir isimdir; (gâ şarkı söylemek fiil kökünden gelir; gîtâ, söylenmiş, şarkı) Bhagavadgîtâ'nın tam türkçe karşılığı "Tanrı'nın şarkısı" demektir.

Gönderen:

Gönderi Ekle

Resim Video Audio Metin Embed

This field is required

Görseli buraya bırak

veya

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

Adresten görsel ekle (direk görsel adresini giriniz)

Maksimum 1 MB dosya yükleyebilirsiniz.

İşleniyor lütfen bekleyiniz..

This field is required

Videoyu buraya bırak

veya

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

e.g.: https://www.youtube.com/watch?v=WwoKkq685Hk

Ekle

Desteklenen Servisler:

Maksimum 10 MB dosya yükleyebilirsiniz.

İşleniyor lütfen bekleyiniz..

This field is required

Ses kaydını buraya bırak

veya

You don't have javascript enabled. Media upload is not possible.

e.g.: https://soundcloud.com/community/fellowship-wrapup

Ekle

Desteklenen Servisler:

Maksimum 5 MB dosya yükleyebilirsiniz.

İşleniyor lütfen bekleyiniz..

This field is required

e.g.: https://www.youtube.com/watch?v=WwoKkq685Hk

Desteklenen Servisler:

İşleniyor lütfen bekleyiniz..

Yazar: Biyolokum

Lokum gibi biyolok.

Yeşil Enerjiye Küresel Geçiş

Sizden gelen, farklı üniversitelerden fotoğraf kareleri..