Jump to content

Biyolokum

Editör Adayı
  • İçerik sayısı

    316
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

3 Nötr

1 Takipçi

Biyolokum Hakkında

  • Derece
    Lokum lokum
  • Doğum Günü 01-01-1990

Güncel Profil Ziyaretleri

787 profil görüntüleme
  1. Darwin Hayatın Anlamını Açıklayabilir Mi? Niçin burada olduğumuz üzerine evrimsel bakış açıları. Evrimsel bilim, “Hayatın anlamı nedir”? sorusuyla ilişkili midir? Eğer öyleyse, bu anlam ile ilgili dinsel fikirleri sarsmakla olumsuz bir yönle mi yoksa bu anlamı bilimsel bir açıdan aydınlatmakla olumlu bir yönle mi ilişkilidir? Burada ikincisine, olumlu ihtimale odaklanacağız. Evrimsel bir yaklaşım, yaşamın anlamının ne olabileceği sorusuna en az üç farklı cevap sunuyor. İlk iki cevap, Darvinci biyoloji ve psikolojinin nispeten sınırlı bakış açılarına yakından bağlı. Yine de üçüncü cevap, evrimsel evrenbilimin radikal olarak daha geniş görünümünü sunuyor. Uyarı: bu evrenbilimsel yaklaşım, alışık olmayanlara tuhaf gelebilir ve burada bulmayı umduğunuz cevap türü olmayabilir. İlk ve en temel olarak, modern Darvincilik bize hayatın temel amacının genetik hayatta kalma olduğunu söyler. Bu ilkenin sınırları açıktır. Bütün yaşayan canlılar, atalarının hepsinin genlerini başarıyla geçirmiş olmaları yüzünden var olmuştur, bu yüzden bütün canlıların miras kalan doğası, genetik olarak hayatta kalmak için çabalamaktır. İnsanlar için bu, genelde bizlerin ve geçmişte evrimsel ortamlardaki çok yakın soydaşlarımızın hayatta kalma ve üreme şansını artıracak amaçlar için çabalamak anlamına gelir. O halde bu bakış açısından hayatın anlamı, insanları ve diğer tüm canlıları kapsayan adaptasyonların genel olarak en son amacı açısından genetik olarak hayatta kalmaktır. Fakat eğer genetik hayatta kalma bütün yaşayan canlıların genel amacı ise, bu ayrıca kişisel olarak anlamlı ve karşılayıcı bir yaşam sürdürmek için insanların çabalaması gereken amaç mıdır? Bu şart değildir. Bu bizi hayatın amacı sorusunun ikinci evrimsel cevabına götürür: genetik hayatta kalma hayatın genel amacı olmasına rağmen, bireyin bakış açısından hayatın anlamlılığı ile çok az alakası olabilir. İnsanlar geçmişte uyum sağlayıcı olmuş davranışlarda tatmin bulmaya yatkındır (örneğin çocuk yetiştirmek), fakat bu davranışların çoğunun olmadığı bir yaşamdan da bu kadar fazla tatmin bulabilirler. Zihinlerimiz bizim evrimsel atalarımızın dünyaları tarafından ve onlar için tasarlanmıştır ve bir çok bakımdan uygar dünyadakilerden temelden farklıdır. Zihinlerimizi kapsayan adaptasyonların çoğu modern toplumlarda aslında uyumlu sonuçlar üretmeyebilir, bunun birincil nedeni bu toplumların türlü türlü yeni çevresel ve kültürel özelliklerle dolmuş olmasıdır. Özetle, modern dünyada “en fazla uyumlu” görünen şekillerde davranmaktan kaynaklanan tatmini beklememeliyiz (örneğin, mümkün olan en fazla sayıda çocuk sahibi olmaya çabalayarak). Hayatın anlamı sorusuna üçüncü evrimsel cevap, Darvinci biyoloji ve psikolojiden evrimsel evrenbilimin çok daha geniş alemini kucaklamak amacıyla uzaklaşıyor. Yukarıda sözü edildiği gibi, bu evrenbilimsel bakış eğer alışık değilseniz tuhaf gelebilir, fakat bunun sebebi sadece evrenimizin aslında J. B. S. Haldane’ın dediği gibi görünmesidir, “sadece sandığımızdan daha tuhaf değil, sanabileceğimizden daha tuhaf.” Oysa evrimsel biyoloji, adaptasyonların genlerin kopyalanmasını sağlamak için nasıl çalıştığı meselesine hitap eder, evrimsel evrenbilim ise prensipte, hayatın evrenlerin kopyalanmasını mümkün kılmak için çalışıp çalışmayabileceği sorusuna hitap edebilir. Aynen biyolojik uyumlar varlıklarını büyük ölçüde tesadüfi olmayan durumlara (yani, doğal seçilim işlemi) borçlu olduğu gibi, hayat sadece evrenimizdeki güçlerin kesin olarak biyoloji dostu (yani, hayata karşı konuksever) olmak amacıyla ayarlandığı için vardır; eğer bu güçlerin herhangi biri çok az bile olsa değişseydi, yaşam hiç evrimleşmeyebilirdi. Belki bazı evrensel seçilim işlemleri evrenimizin büyük ölçüde umulmadık biyoloji dostu koşullarını mümkün kılmıştır ve eğer öyleyse, yaşamın kendisi bu gibi koşulların devamında bir rol oynayabilir mi? Gökbilimciler, eğer evrenimiz sayısız diğerlerinden biriyse, yaşamın kuramsal olarak bu işlevinin olduğunu (1), hep birlikte bir kozmolojik evrim işleminin olduğu bir çoklu evren oluşturduğunu ve burada evrenlerin kara delikler gibi kendilerinin kopyalanmasını destekleyen özelliklerine göre seçildiğini ve (3) hayatın kendisinin evrenlerin kendilerini kopyalamasını sağlayan bir özellik olduğunu öne sürdüler. Hayatın kendisinin var olmasını sağlayan koşulları sürdürmesi için harekete geçmesi gerektiğinden beri, süper zeki yaşam şekilleri biyoloji dostu evrenlerin kopyalanmasını mümkün kılmakta aktif olarak bir rol oynayabilir. Bu fikirler tabii ki yüksek oranda kurgusal, fakat bunlar ciddi, sıkı şekilde düşünülmüş bilimsel fikirlere dayalılar ve hakkında düşünmenin eğlenceli olduğu ek erdemlere sahipler. Eğer evrimsel evrenbilim ilginizi çekiyorsa, bu fikirler hakkında daha fazlasını Max Tegmark’ın Matematiksel Evrenimiz, Martin Rees’in Kozmik Yaşam Ortamımız, Lee Smolin’in Kozmoz’un Yaşamı ve James Gardner’in Biocosm gibi kitaplarında bulabilirsiniz. Michael E. Price 2014, Psychology Today, Çeviri: Özet Haber
  2. İntegrin nedir?

    İntegrinler, epitel hücrelerini matrikse veya bazal laminaya bağlar. Bütün omurgalı hücrelerinde görülür. Bu adezyon molekülleri birbirlerine kovalent olmayan bağlarla bağlanmış α ve β iki polipeptid zincirinden meydana gelen heterodimer proteinlerdir. Vücudun farklı bölgelerindeki integrin adezyon molekülleri farklı olabilir. Çünkü 17 farklı α alt birimi ve 8 çeşit β alt birimi tanımlanmıştır. İntegrinler zara transmembran olarak yerleşmişlerdir. Bu bakımdan talin ve vinculin gibi ara proteinlerle hücre iskeletini oluşturan α-aktininlerle de bağlantılıdır.
  3. Ortamda bulunan bir değişkenin artışında o değişkenin daha da artması (azalmasında daha da azalması) engellenir. Buna negatif kontrol denir. Örnek: Ortamdaki arjinin amio asidinin miktarı arttığında hücre kendi içindeki arjinin biyosentezini durdurur. Bir başka örnek; Ortam sıcaklığı arttığında vücut ter bezlerini harekete geçirerek terlemeye başlar ve vücut ısısının daha da artması önlenir.
  4. İnsan vücudunda hayati olan dolaşım, solunum ve sinir sistemleri fonksiyonlarının durmasından sonra sistemler arası koordinasyon giderek bozulmakta, daha sonra organlar arası ahenk, doku içi ve hücreiçi fonksiyonlar bozulmakta ve en sonunda hücreiçi fonksiyonlar tüm vücudun canlı olduğu dönemdeki işlevleri yürütememektedir. Buna HÜCRESEL ÖLÜM ya da SELLÜLER ÖLÜM denilmektedir. Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi ölüm irreverzibl ve progressif bir olaydır.
  5. Somatik ölüm nedir?

    Bugün dünyanın çoğu ülkesinde dolaşım ve solunum sistemlerinin yapay destek almaksızın çalışmaması ve santral sinir sistemi fonksiyonlarının durması hukuken ölüm olarak kabul edilmektedir. Bu üç ana sistemin fonksiyonlarının durmasına SOMATİK ÖLÜM denilmektedir.
  6. Regülon nedir?

    Birden fazla operon tek bir düzenleyici proteinin kontrolü atında olduğu zaman, bu operonların hepsi birlikte bir regülon olarak bilinir.
  7. Anlamlı iplik nedir?

    DNA'nın ilgili proteinden sorumlu, mRNA'ya kalıplık edecek parçasına, onu sentezleyecek nükleotit zincirine, Anlamlı iplik diyoruz.
  8. Quorum algılama nedir?

    Quorum algılama özel küçük moleküllerin hücreler arası paylaşılmasını kapsar. Sinyal oluşturan bu moleküller (örnek; AHL, Açil Homoserin Lakton) uygun bir konsantrasyona ulaşınca özel gen ekspresyonunu uyarır.
  9. Sinsityum nedir?

    Birden fazla hücrenin aralarındaki hücre zarını yok ederek çok çekirdekli tek bir hücre olmalarına denir. Bu tür hücrelere sinsityal hücre denir.
  10. MikroRNA nedir ?

    21-23 nükleotit uzunluğunda , tek iplikli RNA moleküledür , gen ekpresyonunun düzenlenmesinde rol oynar. Kodlanamayan RNA grubundadır.
  11. Nukleozom nedir?

    DNA ve histon protein kompleksidir. Bir nukleozom H2A, H2B, H3 ve H4 histon proteinlerinin her birinin iki kopyası, bir adet H1 proteini ve 200 baz çifti uzunlukta bir DNA içermektedir.
  12. Kromatin nedir?

    DNA ve proteinlerin oluşturduğu komplekstir. Kromatinin protein bileşeni histonlar olarak adlandırılan beş farklı protein içerir. Histon proteinleri H1, H2A, H2B, H3 ve H4 olarak tanımlanmıştır. Her bir hücrede her bir tipin yaklaşık 60 milyon kopyası bulunmaktadır. Bir hücrede toplam histon protein miktarı ile DNA miktarı yaklaşık olarak eşittir.
  13. Virüs ile enfekte hücrelerin sitoplazmasında veya çekirdeğinde oluşan ve değişik boyama teknikleri ile ışık mikroskobunda tespit edilebilen asidofilik veya bazofilik yapılardır.
  14. Sinsityum nedir?

    Virus üremesine bağlı olarak hücre zarında meydana gelen değişiklikler sonucunda enfekte hücrenin komşu hücrelerle birleşmesi ile çok çekirdekli dev hücreleri (Sinsityum) oluşur. Bu tip değişimler özellikle paramyxovirüsler tarafından oluşturulur.
  15. İntegral glikoprotein tipinde olan ve diğer hücre yüzeyindeki oligosakkaritleri tanıyarak onlarla kompleks yapan bir adezyon molekülüdür. Özellikle endotelyum hücrelerinde görev yapan F-selektinler kan hücrelerinin endotelyuma yapışarak diyapedes yaparlar ve inflamasyonda önemli rol oynamış olurlar.

Hakkımızda

Biyoloji Günlüğü ülkemizdeki biyoloji öğrencileri, mezunları ve çalışanları adına kar gütmeyen bir proje olarak 6 senedir faaliyetlerine yılmadan devam etmeye çalışan masum bir projedir. Lütfen art niyetinizi forumdan uzak tutunuz. Bize iletişim formu aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Dilerseniz biyolojigunlugu@gmail.com veya admin@biyolojigunlugu.com adresine mail de gönderebilirsiniz. Bizimle arşivinizi paylaşmak isterseniz wetransfer.com üzerinden biyolojigunlugu.com adresine dosya transferi olarak iletmeniz yeterlidir, sizin adınıza paylaşılacaktır.

×

Önemli Bilgilendirme

Kullanım Şartları, Gizlilik Politikası, Forum Kuralları sayfalarına göz atınız.