<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Taksonomi Yeni Konu</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/forum/31/</link><description>Taksonomi Yeni Konu</description><language>tr</language><item><title>S&#x131;n&#x131;fland&#x131;rma Sistemleri</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1945/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Sınıflandırma sistemleri tarihinin, bilimin tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmaz.<span>  </span>İlk insan deneme yanılma yolu ile canlıları kendine yararlı ve zararlı olanlar diye sınıflandırmış olmalıdır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Sistematiğin yani sınıflandırmanın ilk ortaya çıkışından bugüne kadar pek çok sistemler ortaya çıkmış olmakla birlikte bu sistemler aşağıdaki gibi gruplara ayrılabilir:
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Yapay (Ampirik) Sistemler (M.Ö. 3000 – M.S.1580) veya <i>Bitkilerin dış görünüşüne </i>(HABİTUS’a) <i>dayanan sınıflandırmalar:</i></b>
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu sistemler <b>Aristo</b> ile başlar <b>Theophrastus</b> ile devam eder ve Herbalist’lerle son bulur Bu ilk dönemde bitkiler dış görünüşlerine göre ağaçlar, çalılar, otlar ve sarılıcılar, tek yıllık, iki yıllık, çok yıllık, petalsiz, çok petalli, tohumlu, tohumsuz vb. gruplandırılmıştır.<span>  </span>Bu konuda ilk yazılı eser Aristo’nun öğrencisi <i>Theophrastus </i>(M.Ö. 372-287) tarafından yayınlanmıştır. De Historia Plantarum adlı eserinde yaklaşık 480 kadar bitki çeşidini tanımlamıştır. Bu<span>  </span>kişi, bilim aleminde bitki<span>  </span>sistematiğinin<span>  </span>babası olarak bilinir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	M.S. 1. yüzyıl da, Ülkemizde Adana yakınlarında bir yerde yaşayan <b>Dioscorides</b><span>  </span>yaklaşık 600 bitki türü ile bu arada<span>  </span><i>Labiatae </i>(Ballıbabagiller) ve <i>Umbelliferae</i> ((Maydonozgiller) gibi familyaları da tanımlamıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Theophrastus</b> 450 kadar kültür bitkisini ot, ağaççık ve ağaç olarak sınıflandırmıştır<span>  </span>Daha sonra Adana-Anavarza’lı <i>Dioscorides</i> <b>Materia Medica </b>adlı yapıtında ve <i>Plinius </i>faydalı bitkiler konusunda yazdığı 37 ciltlik yapıtında sistematiğe de yer vermişlerdir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Albertus Magnus</b> (M.S. 1193-1280) diğer önemli bir araştırmacı olup evvelki araştırıcıların yolundan gitmekle birlikte, bitkileri tek ve iki çenekli olmak üzere de sınıflandırmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	1500’lü yıllarda ise <b>Herbalist</b>’ler ortaya çıkmış ve bunlar bitkilerin çok güzel resimlerini çizmişlerdir. Bu devir, tanıtıcı, ayrıntılı güzel bitki resimleri devri<span>  </span>olarak hatırlanır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Mekanik (Suni=Yapay) Sistemler </b>(1580-1760)<b> </b>
</p>

<p style="text-align:justify">
	Daha<span>  </span>sonra Taksonomi 16. yüzyıla kadar ölü devresini yaşamış, bu yüzyılla başlayan 200 yıllık sürede birçok bitki toplanmış ve eserler yazılmıştır.<span>  </span>Bu sistemin önemli araştırıcısı İngiliz <b>John Ray</b> (1623-1705) otsu bitkileri <b>Kriptogamae</b> (bugün Yosun ve Eğreltiler diye bilinen) ve <b>Phanerogamae</b>, Tohumlu Bitkiler<span>  </span>diye ayırdıktan sonra, John Ray <b>Historia Plantarum </b>adlı yapıtında ilk kez <b>Monokotiledon</b> ve <b>Dikotiledon</b> terimlerini kullanılmıştır.<span>  </span>Çiçekli bitkileri <i>Petalodes </i>(taç yapraklı) ve<i><span>  </span>Apetali</i> (taç yapraksız) olarak ikiye ayırmıştır.<span>  </span>Yaklaşık 18.000 türün tanımını (betimini) yapmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Ülkemize ilk bilinçli gelen yabancı botanikçi olan Fransız <i>Tournefort </i>(1656-1708) ilk kez cins adını kullanmış ve modern cins kavramını Botaniğe kazandırmıştır. Bu dönem, bitkinin sadece tanınmasının kolay olması için kasten suni olarak düzenlenen sınıflandırma sistemleriyle karakterize edilir.<span>  </span>Bitkiler hakkındaki bilgiler yeterli olmadığından, tüm ağırlığın belirli bir karakterin sayısal özelliklerine verilmesi tamamen yapay bir sınıflandırmaya neden olmuştur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu dönemin en önemli ismi, sistematiğe ve diğer doğa bilimlerine<span>  </span>büyük katkısı olan İsveçli botanikçi <i>Carolus von Linnaeus</i>’dir (<b>Karl fon Linne </b>okunur) (1707-1778).<span>  </span>Tipik bir doğa bilimcisi olan Linne, Zooloji, Jeoloji konusunda da önemli eserler vermiş, çok tanınmış bir doğa bilimcisidir.<span>  </span>Bilim hayatının bir periyodunu Hollanda da geçirmiştir.<span>   </span><b>Clifford</b> adlı br zengin Hollandalı Linne’yi ülkesine çağırmış ve uzun yıllar orada çalışmalarını desteklemiştir. Linne Hollandadaki çalışması sonucu <b>Clifford’un Bahçesi</b> adlı kitabı yayınlamıştır.<span>   </span>Kendisinden çok öğrencileri yeryüzünün bir çok kesimini dolaşarak bitki toplamış ve bunları kendi sistemlerine göre sınıflandırarak, bugün de kullanılan binomial sisteme göre adlandırmıştır.<span>  </span>Linne’nin suni sınıflandırma sisteminin<span>  </span>şu anda tarihi değeri dışında bilimsel bir değeri olmamakla birlikte <b>Binominal </b>sistem denen bitkilerin iki isimle adlandırılması<span>  </span>halen kullanılan önemli bir prensiptir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b><span> </span>John Ray</b> (1627-1705) ve nihayet <b>Carl von</b> <b>Linneaus</b> (1707-1778) bitki ve hayvanların sınıflandırılmalarına yeni kurallar getirdiler.<span>  </span>Linneaus <b>1753</b>’de yayınladığı <b>Species Plantarum</b> (Bitkilerin türleri) adlı eserden sonra bitkiler, 1758’de yayınladığı <b>Systema</b> <b>Natura</b> (Doğa Sistemi) adlı eserinde ise hayvanlar iki isimle (Binominal) adlandırılarak yayınlanmış ve canlılar bu tarihten sonra latince olan iki isimle adlandırılmışlardır.<span>  </span>Bu metot günümüzde de devam etmektedir. 1753 yılı bitkilerin iki adla isimlendirilmesinde milad kabul edilir. Bu tarihten önce verilen isimler geçersizdir
</p>

<p style="text-align:justify">
	Linne bitkileri salt eşey organlarının sayısına göre sınıflandırmıştır.<span>  </span>Oldukça yapay olan bu sınıflandırmada Linne, bitkileri önce erkek organ sayısına göre 24 sınıfa ve dişi organ sayısına göre de<span>  </span>67 ordoya ayırmıştır.<span>  </span>Böylece doğal olarak birbirine hiç benzemeyen bitkiler bir araya gelmiştir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Diandria:<span>      </span></b><i>Veronica</i> (<i>Scrophulariaceae</i>), <i>Salvia</i> (<i>Lamiaceae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Trandria:<span>      </span></b><i>Iris (Iridaceae), Bergia (Elatinaceae), </i>ve tüm <i>Poaceae</i>
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Tetrandria:<span>   </span></b><i>Mentha</i> (<i>Lamiaceae</i>), <i>Ulmus</i> (<i>Ulmaceae</i>) ve <i>Cornus</i> (<i>Cornaceae</i>).
</p>

<p style="text-align:justify">
	Linne’nin, bitki sistematiği konusunda en önemli eserleri Systema Natura (1735), Genera Plantarum (1737) ve Species Plantarum (1753) dur.<span>  </span>Özellikle <b>Species Plantarum </b>(Bitkilerin Türleri) adlı eserin ilk baskısının yayın tarihi olan 1753 binominal sistemin<span>  </span>uygulanma başlangıcı olması açısından çok önemlidir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Natural= Doğal sistemler: </b><span> </span>(1760-1880)
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu devirdeki sistematikçiler artık birkaç karaktere göre sınıflandırma yapılamayacağını anlayarak mümkün olduğunca fazla karakter kullanarak bitkileri doğal olarak sınıflandırmaya başlamışlardır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Michel Adanson</b> (1727-1806) ile başlayan ve nümerik taksonominin babası da sayılan Adanson çok sayıda karakteri kullanıp bugün bilinen çok sayıdaki ordo ve familyaları birbirinden ayırt edebilmiş ve gruplandırmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Bernard De Jussieu</b> (1699-1777) ve yeğeni <b>A.L. De Jussieu</b> (1748-1836), bunlardan sonra<span>  </span><b>De Candolle’ler</b> (1778-1893) dönemi, <b>Robert Brown</b> (1773-1858) kendi sistemlerini kurup, bitkiler bugünkü gruplara çok yakın kategorilere ayırmışlardır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu devrin en önemli sistemi iki İngiliz tarafından ortaya atılan ve onların adları ile bilinen <b>Bentham-Hooker</b> sistemidir.<span>  </span>Bu sistem bir diğer İngiliz araştırıcı Darvin dönemine rastlamakla beraber <b>Darvin</b> 1859’da Türlerin Kökeni adıl eseri yayınladığında araştırıcılar sistemlerinin yarısına ulaşmışlardı.<span>  </span>Bu nedenle sistemlerine evrimi yansıtmadılar.<span>  </span>Ancak büyük bir tesadüf eseri sistemleri bugün kullanılan filogenetik sistemlerle büyük benzerlik göstermekle birlikte, çam (<i>Pinus</i>) ve benzer kozalaklı bitkilerin tek ve iki çenekliler arasına konması zamanımız sistemleri ile çelişkilidir.<span>  </span>Ancak bu sistem halen Avrupa’nın, İngiltere başta olmak üzere bazı büyük herbaryumları (kurutulmuş bitki örneklerinin saklandığı müzeler) tarafından kullanılmaktadır.
</p>

<p>
	19. yüzyıl başlarında dünyanın her yanından gittikçe daha çok toplanan bitkilerin, Avrupa’nın botanik müzelerinde (botanik bahçe ve herbaryumlarında) birikmesi ve yeni araştırma aletlerinin (örneğin mikroskop) keşfi bitkiler hakkındaki bilgilerimizin artışına yol açtı.<span>  </span>Böylece sınıflandırmada sadece belirli bir karaktere dayanmaktansa tüm organlardaki (vegetatif ve floral) benzerliklere<span>  </span>dayanmanın daha doğal sistemleri doğurduğu anlaşıldı.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu dönemin taksonomistlerinden <b>M.Adanson</b> (1727-1806) bütün yapay sistemleri reddetmiş ve aşağı yukarı günümüz ordo ve familyalarının eşdeğeri olan taksonları "Familles des Plantes" adlı eserinde tanımlamıştır.<span>  </span>"Lamarkizm" teorisiyle iyi tanıdığımız <b>J.B.A.P.M.</b> de <b>Lamarck</b> (1744-1829) ilk adlandırma anahtarını hazırlayan taksonomisttir.<span>  </span><b>De</b><i> </i><b>Jussieu</b>’lar<span>  </span>(üç kardeş ve bir oğul) bitkileri bir ve iki çenekli, ovaryum durumu, petalin varlığı veya yokluğu, serbest veya bileşik oluşu gibi özelliklere dayanarak sınıflandırdılar.<span>  </span>Birçok bitkiyi bugün bildiğimiz gibi sınıflandırmalarına karşın, birçoğunu da doğal olmayan bir şekilde bir araya getirmişlerdir.<span>  </span>Bu devrede daha birçok taksonomist sınıflandırma şekilleri geliştirmişlerdir.<span>  </span>Örneğin dede, baba, oğul <i>de </i><b>Candolle</b>’lar, <b>Bentham ve Hooker</b> gibi.<span>  </span>Her taksonomistle, bitki sınıflandırması bir adım daha ilerlemiş ve günümüzdeki bilgilere yaklaşmıştır.<span>  </span><b>Darwin</b>’in <b><i>The Origin of Species</i></b> adlı eseri ve <b>Wallace</b>’nin araştırmaları bu dönemi otomatikman kapatmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Çağdaş Filogenetik Sistemler </b>(1880-.............)
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu dönem Darwin’in yayınladığı "<b>Türlerin Kökeni</b>" (Origine of Species) adlı eserin zamanın araştırıcıları tarafından kabul edilmeye başlanması ile ortaya çıkmış ve devrin sistematikçileri Aristo zamanında ortaya atılan ve a zamanlara kadar kabul edilen "Türler başlangıçta ne kadar yaratılmışlarsa şimdi de o kadar çeşit halindedirler" mantığı yerine türlerin zaman içinde evrimleşerek değişebileceği görüşünü kabul edip, sistemlerini bu fikre dayandırarak yapmışlardır.Bu devir sistematikçileri, daha evvelce yapılan taksonomik grupları akraba ilişkilerine göre incelemeye başlamışlar ve "soy ağacı" belirlemeye, bitkileri basitten gelişmişe doğru ve biribirleri ile akrabalık ilişkilerine göre gruplamaya çalışmışlardır. <b>Echler, Engler, Prantl, Rendle, Wettstein, Hutchinson, Soo, Emberger, Tahtajan,</b> <b>Cronquist</b> bu sistemin en önemli isimleridir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu araştırıcılar daha evvel saptanan gruplarda çok büyük değişiklikler yapmamakla birlikte, bunları her kategori düzeyinde akrabalık ilişkileri içinde ve sırasında, ilkel sayılanlardan gelişmişe (basitten evrimleşmişe) doğru bir sıra ile incelemişlerdir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Bazı Önemli Taksonomik Prensipler:</b>
</p>

<p style="text-align:justify">
	Sistematikte temel kategori olan türün tarifi çok çeşitli yapılmakla birlikte en çok kabul edilen şudur. Tür "<b>yapısal ve işlevsel özellikleri birbirine benzeyen, aynı dış ve iç kimyasal, fizksel koşullara benzer tepkiler gösteren, doğal koşullarda çiftleşerek verimli yavrular meydana getiren bireyler topluluğu</b>" dur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Darwin’in evrim teorisinin ve daha sonraki araştırmalarının iki önemli sonucu olmuştur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Türler</b> değişmez birimler değil, aksine daima değişen bir devamlılık içindedir.<span>  </span>Ortak ataya sahip türler, bir sistematik grupta toplanmalıdır ve gruplar filogenetik (Taksonların kökeni ve evrimi ile ilgili) olarak düzenlenmelidir. <b>Türler,</b> belirli bir tipi gösteren bireyler halinde değil, değişken (çeşitlilik gösteren) populasyonlar halindedir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Böylece bu dönemde, bitkilerin gösterdiği karakterlerin evrimsel gelişimleri öğrenilmeye çalışıldı.<span>  </span>Hangi özelliklerin ilkel, hangilerinin gelişmiş olabileceği, (örneğin monokotillik mi ilkeldir yoksa dikotillik mi?) ayrıntılı olarak incelendi ve bazı esaslarda anlaşma sağlandı.<span>  </span>Bunlara Paleobotanikteki verilerde eklenerek bitki türlerinin<span>  </span>ve daha üst hiyerarşideki (cins, familya vd.) taksonların kökenleri ve akrabalık ilişkileri yani filogenileri saptanmaya çalışıldı.<span>  </span>Bu şekilde ortak atadan gelen taksonlar aynı gruplarda toplandı ve filogenetik sistemler ortaya çıktı.Bu devir taksonomistlerin<span>  </span>ortaya attıkları sistemler arasında az veya çok farklılıklar vardır.<span>  </span>Zamanımızın botanikçileri filogenetik yaklaşımı kabul etmekle birlikte, bugüne kadar dünyada bütün taksonomistlerin fikir birliği içinde olduğu veya çoğunluğun kabul edebileceği bir sistem ortaya konamamıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1945</guid><pubDate>Wed, 16 May 2018 21:47:35 +0000</pubDate></item><item><title>Morfolojik t&#xFC;r tan&#x131;m&#x131; ile biyolojik t&#xFC;r</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1451/</link><description><![CDATA[
<p>
	Morfolojik tür tanımı ile biyolojik tür tanımlarının her birinin başlı başına tüm canlı türleri için kullanılabilme güçlükleri vardır. Biyolojik tür kavramı eşeysiz üreyen canlılar için kullanılamaz. Çünkü eşeysiz üreyen organizmaların bireyleri arasında gen alışverişi söz konusu değildir. Çiftleşebilme ölçütünün yokluğu biyolojik tür kavramının bu çeşit organizmalarda uygulanmasına bir engel oluşturur. Bu nedenle eşeysiz üreyen canlılara morfolojik tür kavramı uygulanarak birbirlerinden ayırtedilebilirler. Ancak sibling tür adını verdiğimiz ve morfolojik olarak birbirlerine çok benzeyen ve aralarında üreme izolasyonu olan türler arasındaki ayırımda da morfolojik tür kavramı uygulanamaz. Bu gibi türleri pratikte ya üreme deneyleri ile ya da diğer biyolojik özelliklerine bakarak ayırt etmek mümkündür. Bunlar genellikle taksonomik çalışmalardan çok, tıbbi (örneğin Anopheles-sivrisinek), genetik (örneğin Drosophila -sirke sineği, Paramecium Terliksi hayvan), sitolojik, tarımsal ya da başka özel önemleri üzerindeki çalışmalar sırasında tespit edilmişlerdir. Yine eşeysel dimorfizm, polimorfizm ve yaş farklılıkları nedeniyle aynı türe ait bireyler arasında morfolojik farklılıklar bulunabilir. Bu nedenle morfolojik olarak fark olsa bile aynı üreme birliği içerisinde yer alan bu bireyler aynı türü oluştururlar.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1451</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:38:15 +0000</pubDate></item><item><title>Nominalistik t&#xFC;r nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1450/</link><description><![CDATA[
<p>
	Nominalistik tür tanımında esas ve gerçek olan bireydir. Bu kavramı benimseyen bilim adamlarına göre tür, doğada gerçek bir şekilde değil düşünce olarak vardır. Tür kavramı hakkında ayrıntılı ve bilimsel bir tanım ilk kez Ernst MAYR tarafından 1940 yılında yapılmıştır. Bu tanım, bugün için de eşeyli üreme gösteren canlılar için geçerliliğini hala devam ettirmektedir.
</p>

<p>
	Mayr'a göre tür, aralarında gen alışverişi yapan ya da bu potansiyelde olan doğal populasyon gruplarının oluşturduğu birliktir. Böyle bir populasyon diğer populasyonlardan üreme bakımından izole olmuştur ve onlarla gen alışverişi yapamaz. Bu tanımda kriter olarak iki bireyin çiftleşip üreyebilme faktörü esas alınmıştır ve biyolojik tür kavramı olarak bilinir. Biyolojik tür kavramında populasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen bireyler topluluğudur.
</p>

<p>
	Değişik tanımları olmasına karşın bugün kabul edilen biyolojik tür şu şekilde tanımlanabilir: Birbirlerine ve ana babalarına çok benzeyen, doğal koşullar altında birbirleriyle çiftleşerek sürekli bir üreme yeteneği gösteren bireylerin oluşturduğu topluluktur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1450</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:37:32 +0000</pubDate></item><item><title>Tipe ba&#x11F;l&#x131; t&#xFC;r (Morfolojik t&#xFC;r) nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1449/</link><description><![CDATA[
<p>
	Tipe bağlı tür (Morfolojik tür)'de esas olan, tip formudur ve bu tipin özelliklerini gösteren bireyler aynı türdendir. Morfolojik tür kavramı, Plato ve Aristo'nun düşünceleri doğrultusunda Linne ve ekolünün tür kavramıdır. Bu kavrama göre türü oluşturan bireyler bir fotoğrafın kopyası gibi morfolojik bakımdan birbirinin benzeridir ve zaman içinde değişikliğe uğramazlar. Felsefi dayanağı yaratılış teorisidir. Bu teoride bütün türlerin aynı anda yaratıldığına ve günümüze kadar hiç değişmeden geldiklerine inanılır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1449</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:36:50 +0000</pubDate></item><item><title>Taksonomik sistem i&#xE7;erisinde t&#xFC;r kavram&#x131;</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1448/</link><description><![CDATA[
<p>
	Biyolojik taksonomi evrimsel prensipler üzerine kurulmuş olup, pek çok bilim adamının, organizmalar arasındaki genetik ilişkileri ortaya koymak için gösterdikleri çabaların ürünüdür. Taksonomik sistem taksonları hiyerarşik bir düzen içinde sıralar. Her ne kadar türün altında alt tür ve ırk gibi daha küçük birimler bulunursa da hiyerarşik sıralamada en küçük kategori <strong>tür</strong> olarak kabul edilir.
</p>

<p>
	Taksonomide tek gerçek kategori olan tür kavramı üzerinde durmamızda yarar vardır. Hayvanların ve bitkilerin sınıflandırılmasında temel birim olarak alınan türün, diğer türlerle ayrılımı hangi sınırlarda olmalı sorusu, yani tür tanımı, biyolojinin en zor yanıtlanabilen sorularından birisidir.
</p>

<p>
	Hayvan ve bitki gruplarının tümü için geçerli olabilecek bir tür tanımı vermek, bugünkü bilgilerimizle olanaksız görünmektedir. Ancak, bir çok araştırıcı arasında, değerlendirme yöntemleri ve özelliklerin seçimi konusunda bir çok fikir ayrılığı olmakla birlikte, ana ilkeler açısından tam bir fikir birliğine varılmış denebilir. Bu ana ilkeler çerçevesinde <strong>bir türün tanımı şöyle yapılabilir</strong>: yapısal ve işlevsel özellikleri bakımından birbirine benzeyen, aynı dış ve iç çevresel koşullara benzer şekilde tepki gösteren, doğal koşullarda serbest olarak birbirleriyle çiftleşip, verimli yavrular meydana getirebilen bireyler topluluğudur.
</p>

<p>
	Biyolojinin gelişme süreci içinde, tipe bağlı tür (Morfolojik tür), nominalistik tür ve biyolojik tür gibi tür tanımları ortaya çıkmıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1448</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:36:03 +0000</pubDate></item><item><title>Taksonominin amac&#x131; nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1447/</link><description><![CDATA[
<p>
	Taksonomi biliminin amacı, herhangi bir organizma ya da organizma grubuna ait yapılmış gözlemler sonucunda ortaya konmuş olan bilgileri toplayacak, uluslararası kullanışlı ve pratik bir sistem oluşturmaktır. Ancak böyle bir sistem içinde dünyada yaşayan canlı grupları hakkında gerekli bilgileri edinebiliriz. Taksonomik sistem hiyerarşik bir sistem olup, işlerliği olabilmesi için şu özellikleri taşıması gereklidir.
</p>

<p>
	• Değişik tipteki organizmaları ayırt edebilmelidir.
</p>

<p>
	• Bu ayırım için gerekli kriterleri ortaya koymalıdır.
</p>

<p>
	• Spesifik taksonları daha kapsamlı taksonlar içine toplama kapasitesine sahip olmalıdır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1447</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:33:48 +0000</pubDate></item><item><title>S&#x131;n&#x131;fland&#x131;rman&#x131;n &#xF6;nemi nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1446/</link><description><![CDATA[
<p>
	Bir ülke için cansız doğal zenginlikler ne kadar önemliyse, canlı doğal zenginlikleri ondan çok daha önemlidir. Yeryüzünde her canlı türünün besin zinciri içinde önemli bir fonksiyonu vardır. Bir kısmı bizim için zararlı gibi görünse de farkına varmadığımız ya da bilmediğimiz çok önemli yararlı yönleri olabilmektedir. Bir ülkenin canlı doğal zenginliklerinden yararlanabilmesi için, önce nelere sahip olduğunu bilmesi gerekir. Bu da ancak yapılacak sistematik çalışmalarla mümkündür. Günümüzün önemli konularından olan çevre sorunları olayının tespiti de yine bu çalışmalara dayanmaktadır. Çünkü çevre kirliliği canlılar için geçerli bir olgudur. Çevre kirliliğinin sonuçlarını söyleyebilmek için ise, çevreyi bozmadan önce sahip olduğumuz canlı varlıkların neler olduğunu bilmek ve onları günümüzdekilerle karşılaştırmak gerekir. Sistematik, biyolojinin tüm dallarında etkisi olan bir bilim koludur. Örneğin kalıtım, ekoloji, jeoloji, karşılaştırmalı biyokimya, moleküler biyoloji, deneysel biyoloji gibi bilim dallarının taksonomiye dayanmadan bir çalışma yapmaları olanaksız gözükmektedir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1446</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:32:42 +0000</pubDate></item><item><title>Yery&#xFC;z&#xFC;nde ne kadar canl&#x131; t&#xFC;r&#xFC; bulunmaktad&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1445/</link><description><![CDATA[
<p>
	Günümüzde dünyada 1 500 000 den fazla yaşayan hayvan, 800 000 den fazla da bitki türü tespit edilmiştir. Bu kadar canlı türünün sadece isimlerini yazmaya kalksak ciltler dolusu kitap yazılması gerekir. Ayrıca jeolojik devirlerde yaşayıp da fosil olmuş pek çok canlı ceşidi de vardır. Bu nedenle canlıların sınıflandırılması ve isimlendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Organizmaları yakından incelersek, birbirlerine benzeyen özelliklerinin yanında farklılıklarını da görürüz. Bu farklara rağmen organizmaları benzerlik durumlarına göre bir araya toplamak ve gruplandırmak mümkündür. İşte sınıflandırmada amaç, canlıların belirgin ve farklı özelliklerini saptayıp, bir sınıflandırma şemasına göre çeşitli canlı grupları arasında benzeyen ve benzemeyen özellikleri filogenetik akrabalık açısından değerlendirerek bir sıralama yapmaktır. Sınıflandırmanın temelini canlıların kalıtsal özellikleri oluşturur. Yukarda saydığımız nedenlerle canlıları bir araya toplama ve gruplandırma taksonomi ve sistematik disiplinlerini ortaya çıkarmıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1445</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:32:03 +0000</pubDate></item><item><title>Canl&#x131;lar s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rma yap&#x131;lmadan incelenseydi, hangi sorunlarla kar&#x15F;&#x131;la&#x15F;&#x131;l&#x131;rd&#x131;?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/1444/</link><description><![CDATA[
<p>
	Sınıflandırma yapılmamış olsaydı canlı ve cansız varlıklar hakkında sistemli ve yeterli bir bilgiye sahip olunamıyacaktı. Dolayısıyla bu kadar kalabalık canlılar hakkındaki karışıklık giderilemiyecekti. Ayrıca bir çok canlı ile ilgili bilginin, örneğin zehirli bir bitki, yırtıcı bir hayvan ya da hastalık yapan bir canlı gibi, gelecek kuşaklara aktarılması da söz konusu olmayabilirdi. Bugün için bilimin her kolunda ilerleme kaydedilmesinin nedeni, işte bu sınıflandırma yönteminin oldukça gelişmiş olması ve daha da geliştirilmesine yoğun bir şekilde devam edilmesidir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">1444</guid><pubDate>Thu, 22 Mar 2018 21:31:39 +0000</pubDate></item><item><title>Sistematik Kategoriler Nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/813/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Çevremize baktığımızda birbirinden farklı birçok ot, çalı ve ağaç formunda bitkiler görürüz.<span>  </span>Bunlar doğada belirli bir düzen içinde yaşamlarını sürdüren bireylerdir.<span>  </span>Biz bunların oluşturduğu populasyonlara, sistematik anlamda tür ya da türaltı birimler olan alttür veya varyete diyoruz.<span>  </span>O halde doğada var olan yalnız tür veya türaltı birimlerdir.<span>  </span><b>Diğer bir deyişle dünya yüzünde var olan doğal tek kategori TÜR kategorisidir.</b><span>  </span>Fakat bunları birbirinden daha kolay ayırmak için benzer olanlar birleştirilerek hipotetik taksonlar meydana getirilmiştir.<span>  </span>Tür’den yukarıya doğru hiyerarşik bir sıra halinde bu kategoriler sıralanır.<span>  </span>Her bir takson o kategoriyi karakterize eden son eklerle yazılırlar.<span>  </span>Ancak bu son ekler daha çok Familya seviyesinde önemlidir.<span>  </span>Daha büyük kategorilerde bu son eklerin kullanılma zorunluluğu yoktur.<span>  </span>Gerçekte var olmayan bu taksonlar yukarıdan aşağıya doğru hiyerarşik sırasıyla şunlardır:
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Regnum </b><span>  </span>Vegetabile (Bitkiler alemi)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Divisio</b> (Bölüm) (-phyta) (<i>Anthophyta</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subdivisio</b> (Altbölüm) (-phytina) (<i>Anthophytina</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Classis</b> (Sınıf) (-opsida) ((<i>Dicotyledonopsida</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subclassis</b> (Altsınıf) (-idae) (<i>Rosidae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Ordo </b><span> </span>(Takım) (-ales) (<i>Fabales</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subordo</b> (Alttakım) (-ineae)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Familia</b> (Aile, Familya) (-aceae) (<i>Fabaceae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subfamilia</b> (Altaile, Altfamilya) (-oideae) (<i>Papilionoideae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Tribus </b>(Oymak) (-eae) (<i>Vicieae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subtribus</b> (Altoymak) (-inae)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Genus</b> (Cins) (<i>Vicia</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subgenus</b> (Altcins)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Sectio</b> (Seksiyon)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Series</b> (Seri)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Species</b> (Tür) (<i>Vicia truncatula</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Subspecies</b> (Alttür)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Varietas</b> (Varyete)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Forma</b> (Form)
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">813</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:57:55 +0000</pubDate></item><item><title>&#xD6;nemli Taksonomik Prensipler Nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/811/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Sistematikte temel kategori olan türün tarifi çok çeşitli yapılmakla birlikte en çok kabul edilen şudur. Tür "<b>yapısal ve işlevsel özellikleri birbirine benzeyen, aynı dış ve iç kimyasal, fizksel koşullara benzer tepkiler gösteren, doğal koşullarda çiftleşerek verimli yavrular meydana getiren bireyler topluluğu</b>" dur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Darwin’in evrim teorisinin ve daha sonraki araştırmalarının iki önemli sonucu olmuştur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Türler</b> değişmez birimler değil, aksine daima değişen bir devamlılık içindedir.<span>  </span>Ortak ataya sahip türler, bir sistematik grupta toplanmalıdır ve gruplar filogenetik (Taksonların kökeni ve evrimi ile ilgili) olarak düzenlenmelidir. <b>Türler,</b> belirli bir tipi gösteren bireyler halinde değil, değişken (çeşitlilik gösteren) populasyonlar halindedir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Böylece bu dönemde, bitkilerin gösterdiği karakterlerin evrimsel gelişimleri öğrenilmeye çalışıldı.<span>  </span>Hangi özelliklerin ilkel, hangilerinin gelişmiş olabileceği, (örneğin monokotillik mi ilkeldir yoksa dikotillik mi?) ayrıntılı olarak incelendi ve bazı esaslarda anlaşma sağlandı.<span>  </span>Bunlara Paleobotanikteki verilerde eklenerek bitki türlerinin<span>  </span>ve daha üst hiyerarşideki (cins, familya vd.) taksonların kökenleri ve akrabalık ilişkileri yani filogenileri saptanmaya çalışıldı.<span>  </span>Bu şekilde ortak atadan gelen taksonlar aynı gruplarda toplandı ve filogenetik sistemler ortaya çıktı.Bu devir taksonomistlerin<span>  </span>ortaya attıkları sistemler arasında az veya çok farklılıklar vardır.<span>  </span>Zamanımızın botanikçileri filogenetik yaklaşımı kabul etmekle birlikte, bugüne kadar dünyada bütün taksonomistlerin fikir birliği içinde olduğu veya çoğunluğun kabul edebileceği bir sistem ortaya konamamıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">811</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:54:49 +0000</pubDate></item><item><title>&#xC7;a&#x11F;da&#x15F; Filogenetik Sistemler (1880-.............)</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/810/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Bu dönem Darwin’in yayınladığı "<b>Türlerin Kökeni</b>" (Origine of Species) adlı eserin zamanın araştırıcıları tarafından kabul edilmeye başlanması ile ortaya çıkmış ve devrin sistematikçileri Aristo zamanında ortaya atılan ve a zamanlara kadar kabul edilen "Türler başlangıçta ne kadar yaratılmışlarsa şimdi de o kadar çeşit halindedirler" mantığı yerine türlerin zaman içinde evrimleşerek değişebileceği görüşünü kabul edip, sistemlerini bu fikre dayandırarak yapmışlardır.Bu devir sistematikçileri, daha evvelce yapılan taksonomik grupları akraba ilişkilerine göre incelemeye başlamışlar ve "soy ağacı" belirlemeye, bitkileri basitten gelişmişe doğru ve biribirleri ile akrabalık ilişkilerine göre gruplamaya çalışmışlardır. <b>Echler, Engler, Prantl, Rendle, Wettstein, Hutchinson, Soo, Emberger, Tahtajan,</b> <b>Cronquist</b> bu sistemin en önemli isimleridir.
</p>

<p>
	<span style="font-size:12.0pt">Bu araştırıcılar daha evvel saptanan gruplarda çok büyük değişiklikler yapmamakla birlikte, bunları her kategori düzeyinde akrabalık ilişkileri içinde ve sırasında, ilkel sayılanlardan gelişmişe (basitten evrimleşmişe) doğru bir sıra ile incelemişlerdir.</span>
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">810</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:54:01 +0000</pubDate></item><item><title>Natural= Do&#x11F;al sistemler:  (1760-1880)</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/809/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Bu devirdeki sistematikçiler artık birkaç karaktere göre sınıflandırma yapılamayacağını anlayarak mümkün olduğunca fazla karakter kullanarak bitkileri doğal olarak sınıflandırmaya başlamışlardır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Michel Adanson</b> (1727-1806) ile başlayan ve nümerik taksonominin babası da sayılan Adanson çok sayıda karakteri kullanıp bugün bilinen çok sayıdaki ordo ve familyaları birbirinden ayırt edebilmiş ve gruplandırmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Bernard De Jussieu</b> (1699-1777) ve yeğeni <b>A.L. De Jussieu</b> (1748-1836), bunlardan sonra<span>  </span><b>De Candolle’ler</b> (1778-1893) dönemi, <b>Robert Brown</b> (1773-1858) kendi sistemlerini kurup, bitkiler bugünkü gruplara çok yakın kategorilere ayırmışlardır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu devrin en önemli sistemi iki İngiliz tarafından ortaya atılan ve onların adları ile bilinen <b>Bentham-Hooker</b> sistemidir.<span>  </span>Bu sistem bir diğer İngiliz araştırıcı Darvin dönemine rastlamakla beraber <b>Darvin</b> 1859’da Türlerin Kökeni adıl eseri yayınladığında araştırıcılar sistemlerinin yarısına ulaşmışlardı.<span>  </span>Bu nedenle sistemlerine evrimi yansıtmadılar.<span>  </span>Ancak büyük bir tesadüf eseri sistemleri bugün kullanılan filogenetik sistemlerle büyük benzerlik göstermekle birlikte, çam (<i>Pinus</i>) ve benzer kozalaklı bitkilerin tek ve iki çenekliler arasına konması zamanımız sistemleri ile çelişkilidir.<span>  </span>Ancak bu sistem halen Avrupa’nın, İngiltere başta olmak üzere bazı büyük herbaryumları (kurutulmuş bitki örneklerinin saklandığı müzeler) tarafından kullanılmaktadır.
</p>

<p>
	19. yüzyıl başlarında dünyanın her yanından gittikçe daha çok toplanan bitkilerin, Avrupa’nın botanik müzelerinde (botanik bahçe ve herbaryumlarında) birikmesi ve yeni araştırma aletlerinin (örneğin mikroskop) keşfi bitkiler hakkındaki bilgilerimizin artışına yol açtı.<span>  </span>Böylece sınıflandırmada sadece belirli bir karaktere dayanmaktansa tüm organlardaki (vegetatif ve floral) benzerliklere<span>  </span>dayanmanın daha doğal sistemleri doğurduğu anlaşıldı.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu dönemin taksonomistlerinden <b>M.Adanson</b> (1727-1806) bütün yapay sistemleri reddetmiş ve aşağı yukarı günümüz ordo ve familyalarının eşdeğeri olan taksonları "Familles des Plantes" adlı eserinde tanımlamıştır.<span>  </span>"Lamarkizm" teorisiyle iyi tanıdığımız <b>J.B.A.P.M.</b> de <b>Lamarck</b> (1744-1829) ilk adlandırma anahtarını hazırlayan taksonomisttir.<span>  </span><b>De</b><i> </i><b>Jussieu</b>’lar<span>  </span>(üç kardeş ve bir oğul) bitkileri bir ve iki çenekli, ovaryum durumu, petalin varlığı veya yokluğu, serbest veya bileşik oluşu gibi özelliklere dayanarak sınıflandırdılar.<span>  </span>Birçok bitkiyi bugün bildiğimiz gibi sınıflandırmalarına karşın, birçoğunu da doğal olmayan bir şekilde bir araya getirmişlerdir.<span>  </span>Bu devrede daha birçok taksonomist sınıflandırma şekilleri geliştirmişlerdir.<span>  </span>Örneğin dede, baba, oğul <i>de </i><b>Candolle</b>’lar, <b>Bentham ve Hooker</b> gibi.<span>  </span>Her taksonomistle, bitki sınıflandırması bir adım daha ilerlemiş ve günümüzdeki bilgilere yaklaşmıştır.<span>  </span><b>Darwin</b>’in <b><i>The Origin of Species</i></b> adlı eseri ve <b>Wallace</b>’nin araştırmaları bu dönemi otomatikman kapatmıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">809</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:53:34 +0000</pubDate></item><item><title>Mekanik (Suni-Yapay) Sistemler (1580-1760)</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/808/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Daha<span>  </span>sonra Taksonomi 16. yüzyıla kadar ölü devresini yaşamış, bu yüzyılla başlayan 200 yıllık sürede birçok bitki toplanmış ve eserler yazılmıştır.<span>  </span>Bu sistemin önemli araştırıcısı İngiliz <b>John Ray</b> (1623-1705) otsu bitkileri <b>Kriptogamae</b> (bugün Yosun ve Eğreltiler diye bilinen) ve <b>Phanerogamae</b>, Tohumlu Bitkiler<span>  </span>diye ayırdıktan sonra, John Ray <b>Historia Plantarum </b>adlı yapıtında ilk kez <b>Monokotiledon</b> ve <b>Dikotiledon</b> terimlerini kullanılmıştır.<span>  </span>Çiçekli bitkileri <i>Petalodes </i>(taç yapraklı) ve<i><span>  </span>Apetali</i> (taç yapraksız) olarak ikiye ayırmıştır.<span>  </span>Yaklaşık 18.000 türün tanımını (betimini) yapmıştır.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Ülkemize ilk bilinçli gelen yabancı botanikçi olan Fransız <i>Tournefort </i>(1656-1708) ilk kez cins adını kullanmış ve modern cins kavramını Botaniğe kazandırmıştır. Bu dönem, bitkinin sadece tanınmasının kolay olması için kasten suni olarak düzenlenen sınıflandırma sistemleriyle karakterize edilir.<span>  </span>Bitkiler hakkındaki bilgiler yeterli olmadığından, tüm ağırlığın belirli bir karakterin sayısal özelliklerine verilmesi tamamen yapay bir sınıflandırmaya neden olmuştur.
</p>

<p style="text-align:justify">
	Bu dönemin en önemli ismi, sistematiğe ve diğer doğa bilimlerine<span>  </span>büyük katkısı olan İsveçli botanikçi <i>Carolus von Linnaeus</i>’dir (<b>Karl fon Linne </b>okunur) (1707-1778).<span>  </span>Tipik bir doğa bilimcisi olan Linne, Zooloji, Jeoloji konusunda da önemli eserler vermiş, çok tanınmış bir doğa bilimcisidir.<span>  </span>Bilim hayatının bir periyodunu Hollanda da geçirmiştir.<span>   </span><b>Clifford</b> adlı br zengin Hollandalı Linne’yi ülkesine çağırmış ve uzun yıllar orada çalışmalarını desteklemiştir. Linne Hollandadaki çalışması sonucu <b>Clifford’un Bahçesi</b> adlı kitabı yayınlamıştır.<span>   </span>Kendisinden çok öğrencileri yeryüzünün bir çok kesimini dolaşarak bitki toplamış ve bunları kendi sistemlerine göre sınıflandırarak, bugün de kullanılan binomial sisteme göre adlandırmıştır.<span>  </span>Linne’nin suni sınıflandırma sisteminin<span>  </span>şu anda tarihi değeri dışında bilimsel bir değeri olmamakla birlikte <b>Binominal </b>sistem denen bitkilerin iki isimle adlandırılması<span>  </span>halen kullanılan önemli bir prensiptir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	 
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b><span> </span>John Ray</b> (1627-1705) ve nihayet <b>Carl von</b> <b>Linneaus</b> (1707-1778) bitki ve hayvanların sınıflandırılmalarına yeni kurallar getirdiler.<span>  </span>Linneaus <b>1753</b>’de yayınladığı <b>Species Plantarum</b> (Bitkilerin türleri) adlı eserden sonra bitkiler, 1758’de yayınladığı <b>Systema</b> <b>Natura</b> (Doğa Sistemi) adlı eserinde ise hayvanlar iki isimle (Binominal) adlandırılarak yayınlanmış ve canlılar bu tarihten sonra latince olan iki isimle adlandırılmışlardır.<span>  </span>Bu metot günümüzde de devam etmektedir. 1753 yılı bitkilerin iki adla isimlendirilmesinde milad kabul edilir. Bu tarihten önce verilen isimler geçersizdir
</p>

<p style="text-align:justify">
	Linne bitkileri salt eşey organlarının sayısına göre sınıflandırmıştır.<span>  </span>Oldukça yapay olan bu sınıflandırmada Linne, bitkileri önce erkek organ sayısına göre 24 sınıfa ve dişi organ sayısına göre de<span>  </span>67 ordoya ayırmıştır.<span>  </span>Böylece doğal olarak birbirine hiç benzemeyen bitkiler bir araya gelmiştir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Diandria:<span>      </span></b><i>Veronica</i> (<i>Scrophulariaceae</i>), <i>Salvia</i> (<i>Lamiaceae</i>)
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Trandria:<span>      </span></b><i>Iris (Iridaceae), Bergia (Elatinaceae), </i>ve tüm <i>Poaceae</i>
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>Tetrandria:<span>   </span></b><i>Mentha</i> (<i>Lamiaceae</i>), <i>Ulmus</i> (<i>Ulmaceae</i>) ve <i>Cornus</i> (<i>Cornaceae</i>).
</p>

<p style="text-align:justify">
	Linne’nin, bitki sistematiği konusunda en önemli eserleri Systema Natura (1735), Genera Plantarum (1737) ve Species Plantarum (1753) dur.<span>  </span>Özellikle <b>Species Plantarum </b>(Bitkilerin Türleri) adlı eserin ilk baskısının yayın tarihi olan 1753 binominal sistemin<span>  </span>uygulanma başlangıcı olması açısından çok önemlidir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">808</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:52:48 +0000</pubDate></item><item><title>S&#x131;n&#x131;fland&#x131;rman&#x131;n tarih&#xE7;esi</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/806/</link><description><![CDATA[
<p style="text-align:justify">
	Canlıların sınıflandırılması çok eski yıllardan beri insanları ilgilendirmiştir.<span>  </span>Bu işle ilk uğraşan kişi, doğabilimci ve filozof olan <b>Aristoles</b> (M.Ö.384-322) ve öğrencileridir.
</p>

<p>
	O zamanlar bilinen 500 bitki ve hayvan türü, zamanın bilgilerine göre sınıflandırılmaya çalışılmış ve bu ilksel sınıflandırılma çalışmaları biraz daha geliştirilerek ortaçağa kadar kullanılmıştır.<span>  </span>Aristo ve öğrencileri ilk olarak Yunanistan ve Anadolu’daki canlıların bir kısmı ile bu çalışmalara başlamışlar ve daha sonra bu çalışmalar Avrupa’daki canlılarla devam etmiştir.
</p>

<p style="text-align:justify">
	<b>John Ray</b> (1627-1705) ve nihayet <b>Carl von</b> <b>Linneaus</b> (1707-1778) bitki ve hayvanların sınıflandırılmalarına yeni kurallar getirdiler.<span>  </span>Linneaus <b>1753</b>’de yayınladığı <b>Species Plantarum</b> (Bitkilerin türleri) adlı eserden sonra bitkiler, 1758’de yayınladığı <b>Systema</b> <b>Natura</b> (Doğa Sistemi) adlı eserinde ise hayvanlar iki isimle (Binominal) adlandırılarak yayınlanmış ve canlılar bu tarihten sonra latince olan iki isimle adlandırılmışlardır.<span>  </span>Bu metot günümüzde de devam etmektedir. 1753 yılı bitkilerin iki adla isimlendirilmesinde milad kabul edilirç. Bu tarihten önce verilen isimler geçersizdir.<span>  </span>1800 ve 1900’ lü yıllarda canlıların sistematiğinde oldukça ilerlemeler kaydedilmiş ve özellikle Darvin’den (1809-1882) sonra, özellikle yaşadığımız yüzyılın başından itibaren canlılar evrimsel bir sıra izlenerek sınıflandırılmaya (Filogenetik sınıflandırma) başlamıştır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">806</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:51:11 +0000</pubDate></item><item><title>Canl&#x131;lar neden s&#x131;n&#x131;fland&#x131;r&#x131;l&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/805/</link><description><![CDATA[
<p>
	Dünyada yaşayan canlılar, insanlarla birlikte içinde yaşadığımız çevrenin bir üyesidirler.  Çevre bilindiği gibi cansız (su, hava, toprak vb.) ve canlı (hayvanlar ve bitkiler) öğelerden oluşur.  Canlılar bu komposizyonun canlı (biyotik) kısmını oluşturur.
</p>

<p>
	Dünyada yaşayan canlıların tür olarak sayısı yazarlara göre değişmekle birlikte zamanımızda 2.5-3 milyon olduğu tahmin edilmektedir.  Bunlardan yaklaşık 400-500.000 i bitki geri kalanı ise hayvandır.
</p>

<p>
	Esasında yüksek organizmalı canlıların bitki ve hayvan olarak ayrılmaları kolay olmakla birlikte, bazı ilkel organizmaların (özellikle tek hücreli canlıların) bu şekilde birbirlerinden ayrılmaları oldukça zordur.  Bu nedenle eskiden bitkiler ve hayvanlar alemi olarak birazda zorlukla, iki ana gruba ayrılan canlılar son yıllarda daha değişik ve ileride belirtilecek gruplara ayrılmışlardır.
</p>

<p>
	Canlıların tür sayısı çok olduğundan bilim adamları bunların birbirine benzer olanlarını bir araya koyarak incelemeye ve sınıflandırmaya başlamışlar ve böylece Taksonomi-Sistematik denen bilim dalı ortaya çıkmıştır.
</p>

<p>
	İnsanlar dünyada yaşayan canlıları bilmek, bunların kendileri için fayda ve zararlarını saptamak ve bunları tanıyıp davranış, yetişme şekil ve şartlarını bilerek bunları anlayabildikleri ölçüde daha sağlıklı ve mutlu bir hayat süreceklerdir.  Örneğin bir asalağın hangi şartlarda yaşadığını bilip bununla mücadele edecekleri gibi, bir bitkinin yetiştiği şartları iyi bilerek onu yetiştirip bazı ihtiyaçlarını karşılayabileceklerdir.  Yaşadıkları iklime uygun bitki ve hayvanlar yetiştirerek hem onlardan çeşitli yollardan yararlanmaları hem de bu şartlara uymayan canlıları yetiştirmek için gereksiz masraf ve çaba harcamaları önlenmiş olacaktır.  Örneğin Erzurum’da yaşayan bir köylü zeytin veya portakalın o çevrede yetişmeyeceğini önceden bilirse boş yere çaba harcamamış, masraf etmemiş olur.  İpekböceği yetiştirmek isteyen bir kişi bu böceğin beslenmesi için gerekli olan dut ağacının olmadığı bir yerde bu böceğin beslenemeyeceğini bilmelidir.
</p>

<p>
	Diğer yandan bilimsel çalışma yapacak bilim adamları denemelerinde kullanacakları bitki ve hayvanları, bunların türlerini doğru tanımak zorundadırlar.  Aksi takdirde o canlı ile gelecekte bir deneme yapacak olan bilim adamı, kendinden evvel hangi canlı ile ne gibi deneyler yapıldığını bilemez.  Diğer taraftan bu tanıma doğru olarak yapılmaz ise bilim adamları aynı canlı yerine farklı canlılar ile çalışırlar ve bulacakları sonuçlarda bir birini tutmayabilir. Bunun tipik bir örneği ülkemizdeki fıstık türleridir. Ülkemizde 3 ayrı tür fıstık yetişir. Bunlardan Yer fıstığının bilimsel adı Arachis hypogea’dır. Şam fıstığı ise Pistacia vera, Çam fıstığının adı ise Pinus pinea ’dır. Buradan da görüldüğü gibi ülkemizdeki fıstıklar 3 ayrı cinse aittir. Bu örnekler daha da arttırılabilir.
</p>

<p>
	İşte bu nedenlerle bilim adamları, özellikle Taksonomist veya Sistematikçi olarak bilinenler bu canlıları sınıflandırarak benzer olanları bir araya toplamaya başlamışlar ve böylece canlılar morfolojik açıdan birbirlerine olan benzerlik ve farklılıklarına göre gruplandırılmaya başlanmış ve böylece taksonomi veya sistematik bilimi doğmuştur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">805</guid><pubDate>Thu, 01 Mar 2018 22:49:36 +0000</pubDate></item><item><title>Bakterilerde s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rma nas&#x131;l yap&#x131;l&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/539/</link><description><![CDATA[
<p>
	Bakteriler morfolojik özellikleri, üreme özellikleri, enzimatik aktiviteleri, nükleer materyal<br>
	yapısı (Guanin/sitozin oranı) ,… gibi pek çok özellikleriyle sınıflandırılmıştır. Fakat günümüzde bu sınıflamada genetik bilginin önemi artmıştır.
</p>

<p>
	Günümüzde bu konuda en duyarlı test DNA-rRNA karşılaştırmasıdır. Çünkü rRNA mutasyondan en az etkilenen genetik materyaldir. Bu yöntemlerin kullanılmasıyla pek çok yeni tür ve cins ayrılmıştır. Bu amaçla araştırılan 16 s RNA , r RNA 30 S alt ünitesinde yer alan bir dizidir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">539</guid><pubDate>Thu, 14 Dec 2017 07:26:03 +0000</pubDate></item><item><title>Artemia sp. s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/408/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum: Arthropoda<br>
	Subfilum: Euarthropoda<br>
	Classis: Crustacea<br>
	Subclassis: Entomostraca<br>
	Ordo:Phyllopoda<br>
	Familya:Anostraca<br>
	Species: Artemia sp.
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">408</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:13:45 +0000</pubDate></item><item><title>S&#x131;n&#x131;fland&#x131;rma teorileri nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/407/</link><description><![CDATA[<p>
	GELENEKSEL SINIFLANDIRMA; Taksonomiyi üzerinde düşünülmekten çok yapılacak bir iş olarak görür.<br>
	EVRİMSEL SINIFLANDIRMA; Organik çeşitliliğin var oluş nedenini evrimsel ve doğal yasalar kapsamında açıklamaya çalışır.<br>
	FENETİK SINIFLANDIRMA; Taksonomik birimler arasındaki benzerlik ve yakınlığı sayısal olarak değerlendirir.<br>
	KLADİZM; Taksonlar arasındaki akrabalık ilişkilerinin belirlenmesinde, filogenetik ağacın dallanma noktalarını temel alır.
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">407</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:13:25 +0000</pubDate></item><item><title>Taksonomi ve sistematik nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/406/</link><description><![CDATA[
<p>
	Taksonomi; Hayvanları belirli özelliklerine göre gruplandırarak inceleyen bilim dalıdır. Organizmaların sınıflandırılmasının teori ve uygulaması şeklinde tanımlanabilir.
</p>

<p>
	Sistematik ise organizmaların çeşit ve farklılıkları ile onların arasındaki akrabalıkları inceleyen bir bilimdir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">406</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:13:10 +0000</pubDate></item><item><title>Daphnia pulex s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/405/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum: Arthropoda<br>
	Subfilum:Euarthropoda<br>
	Classis:Crustacea<br>
	Subclassis:Malacostraca<br>
	Ordo:Phyllopoda<br>
	Familya:Daphniidae<br>
	Species: Daphnia pulex
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">405</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:12:50 +0000</pubDate></item><item><title>Argulus foliaceus s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/404/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum:Arthropoda<br>
	Subfilum:Euarthropoda<br>
	Classis:Crustacea<br>
	Subclassis:Entomostraca<br>
	Ordo:Branchiura<br>
	Familya:Argulidae<br>
	Species: Argulus foliaceus
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">404</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:12:32 +0000</pubDate></item><item><title>Euleptestheria ticinensis s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/403/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum:Arthropoda<br>
	Subfilum:Euarthropoda<br>
	Classis:Crustacea<br>
	Subclassis:Entomostraca<br>
	Ordo:Phyllopoda<br>
	Familya:Conchostraca<br>
	Species:Euleptestheria ticinensis
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">403</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:12:14 +0000</pubDate></item><item><title>Triops cancriformis s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/402/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum:Arthropoda<br>
	Subfilum:Euarthropoda<br>
	Classis:Crustacea<br>
	Subclassis:Entomostraca<br>
	Ordo:Phyllopoda<br>
	Familya:Notostraca<br>
	Sp:Triops cancriformis
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">402</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:11:59 +0000</pubDate></item><item><title>Megacyclops viridis s&#x131;n&#x131;fland&#x131;rmas&#x131; nas&#x131;ld&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/401/</link><description><![CDATA[<p>
	Filum:Arthropoda<br>
	Subfilum:Euarthropoda<br>
	Classis:Crustacea<br>
	Subclassis:Entomostraca<br>
	Ordo:Copepoda<br>
	Familya:Cyclopidae<br>
	Species:Megacyclops viridis
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">401</guid><pubDate>Mon, 11 Dec 2017 05:11:46 +0000</pubDate></item></channel></rss>
