<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Fizyoloji Yeni Konu</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/forum/15/</link><description>Fizyoloji Yeni Konu</description><language>tr</language><item><title>Haustrasyon nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/327/</link><description><![CDATA[<p>
	İnce barsaklardaki segmentasyon hareketlerine benzer tarzda kolonda da sirküler kas tabakası kasılma haline geçer. Kasılma bazen bütün kolon lümenini kapatacak kadar kuvvetli olabilir. Kolonda longitudinal kas lifleri üç sıra şerit halinde toplanmışlardır ki bunlara “tenya koli” denilir. Karıştırıcı hareketlerin gelişmesi sırasında sirküler kaslar kasılırken tenya kolide kontraksiyona geçer. Bu birleşik kontraksiyon kolonun uyarılmamış kısımlarının torba gibi dışarıya doğru çıkmasına sebep olur. Bu olaya “haustrasyon” denilir. Haustrasyonlar başladıktan sonra 30 saniye içinde maksimuma ulaşırlar ve sonraki 60 sn. içinde kaybolurlar. Kısa bir süre sonra komşu alanlarda da haustrasyonlar başlar. Haustrasyon hiçbir zaman aynı yerde tekrarlamaz. Böylece feçes kalın barsaklarda yavaş yavaş bastırılarak ve alt üst edilerek yürütülür. Bu esnada feçes bütün proksimal kolon mukozası ile karşı karşıya getirilmiş olur ve kolona giren günlük 1500 ml. kadar kimus 80-150 ml. kalıncaya kadar içindeki su ve elektrolitler emilir.
</p>]]></description><guid isPermaLink="false">327</guid><pubDate>Sat, 09 Dec 2017 08:24:58 +0000</pubDate></item><item><title>Sistolik ses nedir? Diyastolik ses nedir? Nas&#x131;l olu&#x15F;ur?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2395/</link><description><![CDATA[
<p>
	Birinci (sistolik) ses, karıncıkların sistolü sırasında, atrioventriküler kapakların kapanması ve kapanırken oluşturdukları titreşimler esnasında duyulur. ikinci ses (diyastolik) ise, karıncıkların diyastolü esnasında, karıncık içi basıncın düşmesi ile damarlara gönderilen kanın tekrar karıncık içine dönmemesi için semilunar kapakların kapanması ve kapanırken oluşturdukları titreşimlerden dolayı duyulur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2395</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:35:01 +0000</pubDate></item><item><title>&#x130;nsan da Tiroid Bezi Geli&#x15F;imi</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2393/</link><description><![CDATA[
<p>
	- Tiroid bezinin gelişmesi, insanda uterus içi gelişmenin 24. gününde, endoderm kökenli farinksin ventralinde, orta çizgi hizasında bir kalınlaşma ile başlar ve kalınlaşan bu bölgede 1. ve 2. farinks keseleri hizasında dışa doğru uzayan, kese şeklinde bir yapı oluşur.
</p>

<p>
	- Gelişmenin ilerlemesiyle, kese, hücre yığınından oluşan bir kitle haline dönüşür. Bu evrede bezin, farinkse bir sap aracılığı ile olan bağlantısı, halen devam etmektedir.
</p>

<p>
	- Giderek, taslak gelişirken, sap hücrelerinin bozulmalarıyla, oluşumun farinks ile olan bağlantısı kesilir.
</p>

<p>
	- Yapı sonuçta, farinksin altında, trakenin sağ ve solunda yer alan iki lop ve bunları birleştiren ana parçasıyla, son şeklini almış olur. Fötal evrede bez, tipik folikülar yapısını gösterir.
</p>

<p>
	- İnsanda tiroid bezi, gelişmenin 11. haftası dolaylarında iyot tutup, hormonlarını üretmeye başlarsa da, 22.hafta dolaylarına kadar, hipofizden salınan tiroid stimulan hormonuna(TSH) cevap vermez.
</p>

<p>
	- Sıçanda ve tavşanda, tiroid bezinin hipofiz bezine cevabı, ancak doğumdan sonraki 5. gün dolaylarında başlar.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2393</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:33:39 +0000</pubDate></item><item><title>Kan damarlar&#x131;n&#x131;n i&#xE7; yap&#x131;s&#x131; hangi tip doku ve h&#xFC;crelerden olu&#x15F;ur?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2386/</link><description><![CDATA[
<p>
	Bütün kan damarlarının içini <strong>endotel tabakası </strong>kaplar. Kapillar damarlar sadece endotel tabakasından yapılmıştır. Büyük kan damarlarının endotel tabakası üzerinde elastiki ve kollajen ipliklerden bir tabaka ve bunun üzerinde de sirküler ve uzunlamasına düz kaslardan yapılmış bir <strong>kas tabakası </strong>bulunur. En üstte ise fibröz bir dış örtü bulunur. Endotel ve elastik tabaka<strong> tunika intima</strong>, kas tabakası <strong>tunika media </strong>ve en dış fibröz tabaka ise <strong>tunika adventisya </strong>adını alır
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2386</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:03:50 +0000</pubDate></item><item><title>Atardamarlar&#x131;n genel &#xF6;zellikleri nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2385/</link><description><![CDATA[
<p>
	Kanı, kalpten kapillar damarlara yani organ ve dokulara taşıyan damarlardır. Arterler, venalar gibi kapakçıklara sahip değildir ve kanın akış hızı arterlerde venalara göre daha fazladır. Organizmada toplam yüzey alanı ve vücudun dış yüzeyine yakınlık sırası en az olan damarlardır. Arterlerde kanın akış yönü merkezden çevreye doğrudur. Arterlerin çapları da merkezden çevreye doğru gittikçe küçülür. Çapı en büyük arter kalpten çıkan aorta olup, çapları küçüldükçe arter, daha da küçüldükçe arteriol, en uç noktaya kadar ulaşan arterlere ise kapillar adı verilir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2385</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:03:30 +0000</pubDate></item><item><title>Uzant&#x131;lar&#x131;n&#x131;n say&#x131;s&#x131;na g&#xF6;re n&#xF6;ronlar ka&#xE7;a ayr&#x131;l&#x131;rlar?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2383/</link><description><![CDATA[
<p>
	Uzantılarının sayısına göre nöronlar 3'e ayrılırlar.
</p>

<p>
	<strong>Unipolar nöron</strong>: Tek aksonu olan nöronlardır. Sadece embriyoner dönemde görülürler. Bazen akson gövdeden çıktıktan sonra ikiye ayrılır. Uzantılardan biri akson, diğeri dendrit olarak görev görür.  Bu tip nöronlar  pseudo-unipolar  nöron olarak adlandırılır. Dendritlerce toplanan uyarı perikaryona uğramadan akson terminaline geçer. Kraniyal ve spinal ganglionlarda bu tip nöronlar bulunur. Pseudo-unipolar nöron uzantılarının maturasyonu sırasında akson ve dendrit fibrilleri kaynaşarak tek bir fibril haline gelir. Bu nöronlar, nörotransmitterleri de içeren birçok molekülü sentezlemelerine karşın hücre gövdesi impuls iletimi ile ilgili değildir
</p>

<p>
	<strong>Bipolar nöron</strong>: Gövdeden akson ve dendrit olmak üzere 2 uzantı çıkar. Gövde iğ biçimlidir. Retina, olfaktor mukoza, cochlear ve vestibüler ganglionlarda gibi duysal alanlarda bu tip nöronlar bulunur.
</p>

<p>
	<strong>Multipolar nöron</strong>: Bir akson ve çok sayıda dendritin bulunduğu nöronlardır. En çok bulunan nöron tipidir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2383</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:02:46 +0000</pubDate></item><item><title>Fonksiyonlar&#x131;na g&#xF6;re n&#xF6;ronlar ka&#xE7;a ayr&#x131;l&#x131;rlar?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2382/</link><description><![CDATA[
<p>
	Fonksiyonlarına göre nöronlar 3'e ayrılırlar:
</p>

<p>
	<strong>Motor nöronlar (Efferent nöronlar):</strong> Kaslarda kasılma, ekzokrin ve endokrin bezlerde salgılamayı kontrol eder.
</p>

<p>
	<strong>Duyu nöronları (afferent-sensory)</strong>: Vücut iç ve dış ortamlarından duysal uyarıları alır.
</p>

<p>
	<strong>Bağlantı nöronları (internöron):</strong> Nöronlar arasında zincirler oluşturur. Evrimde sayısı artar.  Retinada çoktur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2382</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:02:22 +0000</pubDate></item><item><title>Astrosit, vask&#xFC;ler son ayak, glial zar, glial tabaka nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2381/</link><description><![CDATA[
<p>
	<strong>Astrosit </strong>en büyük glial hücredir. Yıldız biçimlidir. Uzun uzantılara sahiptir. Elektron mikroskobunda açık renkte izlenirler. Sitoplazmalarında bir intermediet filaman olan GFAP demetleri içerirler. Astrosit uzantıları, kapiller damarlar üzerinde genişleyerek sonlanır. Bu genişlemiş alanlar <strong>vasküler son ayak</strong> olarak adlandırılır.  Nöronun beslenmesini sağlar.  Astrosit ayakçıkları  MSS’yi sıkı sıkı saran pia-matere de vantuz biçiminde tutunarak sinir dokusunun sabitlenmesini sağlar. Birlikte <strong>pia-glial zarı</strong>oluştururlar. Dokunun periferindeki çoğu astrosit ayakçıklarından oluşan glial hücre ve uzantılarından oluşan tabakaya <strong>marjinal glial tabaka</strong> adı verilir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2381</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:02:06 +0000</pubDate></item><item><title>Astrosit fonksiyonlar&#x131; nelerdir?Astrositin g&#xF6;revleri nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2380/</link><description><![CDATA[
<p>
	Astrositlerin temel işlevi beslenme ve iyon dengesinin devamını sağlamaktır. Nöronların çevresinde ve Ranvier boğumlarında biriken potasyum iyonları, glutamat ve gama aminobütürik asit (GABA) gibi maddelerin ortadan kaldırılmasını sağlar. Adrenerjik, amino asit (GABA) ve peptit reseptörlerini taşıdığından uyarılara yanıt verebilirler. Norepinefrin ve vasoaktif intestinal polipeptidle uyarıldıklarında depo edilmiş glikojenden glukoz serbestlendirerek serebral kortekste enerji metobolizmasını sağlar. Metabolik substratları ve nöroaktif molekülleri salgılayarak nöronların canlılığını ve aktivitesini etkiler. Nöronlara koruyuculuk ve desteklik yapar.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2380</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 21:01:33 +0000</pubDate></item><item><title>Sistol ve diyastol an&#x131;nda arterlerin hangi &#xF6;zelli&#x11F;i &#xF6;n plana &#xE7;&#x131;kar?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2370/</link><description><![CDATA[
<p>
	Arterler diğer damarlara göre daha elastik bir yapıya sahiptir. Duvarındaki kollajen tabaka, kalpten yüksek basınç ile fırlatılan kanın oluşturabileceği genişlemeyi önleyerek damarın balon yapmasını önler. Arter duvarı çok elastik olduğu için kalbin sisteme fırlattığı kanın oluşturduğu titreşimler arteriyollere doğru azalır ve kapillar damarlarda kaybolur. Yine arter duvarının elastik oluşu sayesinde, kalpten fırlatılan kan, damar duvarına çarpınca damarı gerer ve bir kısım enerji damar duvarı na geçmiş olur. Kalbin diyastol döneminde, elastik olan damarlar bu kazanmış oldukları enerjiyi kullanarak kanı hareket ettirirler. Böylece kan basıncının belirli bir değerin altına düşmesi engellenerek, kanın damar sisteminde sürekli akışı sağlanır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2370</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 20:39:34 +0000</pubDate></item><item><title>Sistemik dola&#x15F;&#x131;m nedir? Hangi yollar izlenir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2361/</link><description><![CDATA[
<p>
	Sistemik dolaşımda akciğerlerde oksijenlendirilen kan sol kulakçıktan mitral kapağı geçerek sol karıncığa getirilir. Kalbin pompalaması ile sol karıncıktaki kan, aortik semilunar kapağı geçerek aortaya fırlatılır ve aorta aracılığı ile tüm bedene oksijenlenmiş kan gönderilir. Tüm vücudu dolaşan kan hücrelere oksijeni sunup onlarda metabolizma sonucu oluşan karbondioksiti toplayarak vena kava kaudalis ve kranialisler ile kalbin sağ kulakçığına dökülür ki buna da sistemik dolaşım adı verilir
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2361</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 20:20:48 +0000</pubDate></item><item><title>Dola&#x15F;&#x131;m sistemi nedir? Kardiyovask&#xFC;ler sistem nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2359/</link><description><![CDATA[
<p>
	Hücreler, ihtiyaç duydukları besin maddelerini ve oksijeni dolaşım sistemi içinde var olan kandan sağlayıp, metabolizmaları sonucu oluşan artık maddeleri ve karbondioksiti ise atılım organlarına götürülmesi için yine kana verirler. Kanın bu görevlerini yerine getirebilmesi için beden içinde dolaşımını sağlayan sisteme dolaşım sistemi (kardiyovasküler sistem) denir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2359</guid><pubDate>Thu, 23 May 2019 20:19:38 +0000</pubDate></item><item><title>Dola&#x15F;&#x131;m sisteminin fonksiyonlar&#x131; nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2307/</link><description><![CDATA[
<p>
	Dolaşım sisteminin görevleri;
</p>

<ol>
	<li>
		Sindirim sisteminde temel yapı taşlarına kadar parçalanmış besin maddeleri ile dış ortamdan alınan oksijen ve iç salgı bezlerinde üretilen hormonların doku ve hücrelere taşınması,
	</li>
	<li>
		Metabolizma sonucu ortaya çıkan karbondioksitin ve artık ürünlerin dış ortama at›labilmesi için belirli boşaltım ve solunum organlarına taşınması,
	</li>
	<li>
		Metabolizma sonucu meydana gelen ısının ve dışarıdan alınan suyun vücuda dengeli bir şekilde yayılmasıdır.
	</li>
</ol>
]]></description><guid isPermaLink="false">2307</guid><pubDate>Wed, 20 Feb 2019 10:41:46 +0000</pubDate></item><item><title>Gastrointestinal Refleksler Nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/596/</link><description><![CDATA[
<p>
	Enterik sinir sisteminin anatomik düzeni, sempatik ve parasempatik sistemlerle bağlantıları, gastrointestinal kontrolde önemli olan üç tip gastrointestinal refleksin oluşmasını sağlar. Bu refleksleri şöyle sıralayabiliriz:
</p>

<p>
	1- Tümüyle enterik sinir sistemi içinde oluşan refleksler: Bunların içinde, gastrointestinal salgıyı, peristaltizmi, karıştırıcı nitelikteki hareketleri ve lokal inhibitör etkileri kontrol eden refleksleri sayabiliriz.
</p>

<p>
	2- Barsaklardan prevertebral sempatik gangliyonlara giden ve buradan geriye, gastrointestinal kanala dönen sinyallerle gelişen refleksler: Bu refleksler sinyalleri gastrointestinal kanalda uzak mesafelere taşırlar. Böylece mideden başlayan sinyaller kolonun boşalmasına neden olur (gastrokolik refleks), kolon ve ince barsaklardan kaynaklanan sinyaller, midenin hareket ve salgı faaliyetini inhibe eder (enterogastrik refleks) ve kolondan başlayan refleks ileum içeriğinin kolona boşalmasını inhibe eder (kolonoileal refleks).
</p>

<p>
	3- Barsaktan kaynaklanan, medulla spinalis yada beyin sapından gastrointestinal kanala dönen refleksler: Bunlar arasında özellikle mide ve duodenumdan beyin sapına giden ve mideye dönerek hareket ve salgıyı düzenleyen refleksler; tüm gastrointestinal kanalda genel bir inhibisyon yapan ağrı refleksleri; defekasyon için gerekli olan, kolon, rektum ve abdominal kaslarda güçlü kasılmalar yapan defekasyon refleksleri bulunmaktadır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">596</guid><pubDate>Fri, 15 Dec 2017 21:39:23 +0000</pubDate></item><item><title>N&#xF6;ral kristadan geli&#x15F;en yap&#x131;lar nelerdir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2234/</link><description><![CDATA[
<p>
	Nöral Kristadan Gelişen Yapılar
</p>

<p>
	*Kraniyal ve spinal ganglionların duyu nöronları<br>
	*Baş ve boynun mezenşiminin büyük bölümü<br>
	*Satellit ve Schwan hücreleri<br>
	*Piamater, aracnoid<br>
	*Deri ve oral mukozanın melanositleri<br>
	*Adrenal medullanın kromaffin hücreleri<br>
	*Odontoblastlar<br>
	*Sempatik ve parasempatik ganglionların nöronları<br>
	*DNES (APUD) sisteme ait hücreler olarak sınıflandırılabilir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2234</guid><pubDate>Fri, 28 Sep 2018 13:20:06 +0000</pubDate></item><item><title>G&#xF6;z yuvarla&#x11F;&#x131; d&#x131;&#x15F;tan i&#xE7;e ka&#xE7; k&#x131;s&#x131;mda incelenir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2216/</link><description><![CDATA[
<p>
	Göz dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşmuştur.
</p>

<p>
	1) Sert Tabaka
</p>

<p>
	2) Damar Tabaka
</p>

<p>
	3) Ağ Tabaka
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2216</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:15:22 +0000</pubDate></item><item><title>Creutzfeldt Jacob hastal&#x131;&#x11F;&#x131; nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2215/</link><description><![CDATA[
<p>
	Bu hastalık prion denilen protein parçaçıklarının neden olduğu uzun bir kuluçka dönemini takiben ortaya çıkan beyin fonksiyonlarının bozulması hızlı yaşlanma ve ölümle sonoçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır.Hastalığın yiyeceklerle bulaştığını gösteren deliller vardır.Genellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan hastalık en sık 57-62 yaşlarında görülür.Hastalığın en sık rastlanan belirtileri uykusuzluk depresyon kişilik değişiklikleri ve hafıza kaybıdır. Bu bulguların ardından kısa bir sürede hızlı bir bunama konuşamama yürüme zorlukları kas seğirmeleri ve kramplar görülür.Hasta genellikle 6-12 ayda mental ve fiziksel fonksiyonlarını kaybeder.Hastalık ölümle sonuçlanır.Kesin tanı beyin dokusundan biopsi yapılarak konulur.
</p>

<p>
	Hastalığın bugün için kesin tedavisi mümkün değildir. Ancak hasataların şikayetlerini azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.
</p>

<p>
	Bir porsiyon hayvansal ürünle bulaşma riski 10 milyarda bir olarak ölçülmüştür.Sakatat ve sosis gibi ürünlerde risk yüksektir.Süt ve süt ürünlerinde risk tespit edilmemiştir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2215</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:14:46 +0000</pubDate></item><item><title>Transplazenter enfeksiyon nedir, nas&#x131;l bula&#x15F;&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2214/</link><description><![CDATA[
<p>
	Virüslerin anneden-yavruya plasenta aracılığıyla nakledilmesine transplazenter bulaşma, bu yolla bulaşan hastalıklara ise transplazenter enfeksiyon denir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2214</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:14:28 +0000</pubDate></item><item><title>Akut ve Kronik &#x130;nflamasyon nas&#x131;l anla&#x15F;&#x131;l&#x131;r ?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2213/</link><description><![CDATA[
<p>
	Eğer inflamasyondan kuşkulanılan bölgelerde nötrofiller (İltihap durumlarında bölgeye ilk nötrofiller göç eder) , makrofajlar ve lenfositler bulunmaktaysa: ''Akut inflamasyon, kronik inflamasyona dönüşmüştür.'' diyebiliriz.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2213</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:14:15 +0000</pubDate></item><item><title>Metastaz nedir, nas&#x131;l olu&#x15F;ur?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2212/</link><description><![CDATA[
<p>
	Kanser (kötü huylu tümör) hücrelerinin vücutta bulunan damarlar aracılığıyla vücutun başka bölgelerine yayılmasına denir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2212</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:12:54 +0000</pubDate></item><item><title>Kulakta bulunan yar&#x131;m daire kanallar&#x131;n&#x131;n g&#xF6;revi nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2211/</link><description><![CDATA[
<p>
	Kulakta bulunan yarım daire kanalları insan vücüdunun dengesini sağlar.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2211</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:12:41 +0000</pubDate></item><item><title>Germ Free hayvan nedir, &#xF6;zelli&#x11F;i nedir, nerelerde kullan&#x131;l&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2210/</link><description><![CDATA[
<p>
	Germ Free hayvanlar Bünyelerinde hiç bir mikroorganizma barındırmayan ve kanlar›nda bu mikroorganizmalara karşı oluşmuş antikorlar bulunmayan çok özel deney hayvanlarıdır. Bu hayvanlar sağlıklı annelerden steril şartlarda sezeryan operasyonu ile alınır ve tüm çevre şartları kontrol altında tutulan ortamlarda barındırılır. Germ free hayvanların yemleri ve suları tüketim öncesi sterilize edilir ve yaşam alanlarına filtre edilmiş hava verilir. Dışkı ve kan örnekleri düzenli olarak mikrobiyolojik kontrole tabi tutulur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2210</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:12:28 +0000</pubDate></item><item><title>SPF, Spesific Pathogen Free hayvan nedir?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2209/</link><description><![CDATA[
<p>
	 
</p>

<p>
	Bu hayvanlar bünyelerinde değişik mikroorganizmalar bulundursalar da hastalık etkeni olan (patojen) önemli mikroorganizmaları taşımazlar. Dolayısıyla bu hayvanların sürekli kontrol altında tutulması ve özel bakım uygulanması gereklidir. SPF hayvanların yemleri ve suları mikrobiyolojik kontrolden geçirilir, yaşam ortamına filtre edilmiş hava verilir. SPF hayvanlarla yapılan denemeler konvansiyonel deney hayvanlarına göre daha spesifik ve daha güvenilir sonuçlar verir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2209</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:12:15 +0000</pubDate></item><item><title>Konvansiyonel hayvan nedir, hangi &#xF6;zellikleri ta&#x15F;&#x131;r?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2208/</link><description><![CDATA[
<p>
	Yetiştirme ortamında standart yetiştirme koşulları uygulanan ve herhangi bir mikrobiyolojik kontrol yapılmayan deney hayvanlarıdır. Bu hayvanlar doğal olarak bünyelerinde hastalık etkeni olan veya olmayan birçok mikroorganizmayı barındırabilirler. Dolayısıyla bu hayvanların kullanımı zaman zaman kısıtlayıcı olabilmektedir. Ancak belirli biyolojik ürünlerin (komplement, amboseptör, negatif veya pozitif serum) elde edilmesinde rahatlıkla kullanılabilirler.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2208</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:11:55 +0000</pubDate></item><item><title>Hangi tip dokulardan h&#xFC;cre k&#xFC;lt&#xFC;r&#xFC; haz&#x131;rlamak daha verimli olur?</title><link>https://www.biyolojigunlugu.com/topic/2206/</link><description><![CDATA[
<p>
	Vücuttaki birçok dokudan hücre kültürü hazırlanabilmesine karşın, özellikle üreme yeteneği yüksek olan testis, böbrek, deri, diş eti ve kanserli dokulardan hücre kültürü hazırlamak ve bu kültürler ile çalışmak laboratuvar uygulamaları nda kolaylık sağlamaktadır.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">2206</guid><pubDate>Mon, 27 Aug 2018 12:10:47 +0000</pubDate></item></channel></rss>
