in

ETNOLİKENOLOJİ

         GÜNDELİK YAŞAMDA LİKENLER…

         Etnolikenoloji

          

Likenler, fotosentez yapma kabiliyetine sahip algler ve bazı mantar türlerinin, karşılıklı yarar ilişkisiyle meydana getirdiği birlikteliktir. Farklı türden iki canlının karşılıklı yardımlaşması ve her iki tarafa da yarar sağlaması esasına dayalı bu ortak yaşam biçimine ‘mutualizm’ denir. Burada, kendi başına hayatını devam ettirme yeteneğine sahip olan iki canlının, biraraya gelerek daha kolay besin bulmasına dayanan bir yaşam biçimi tercih edilmektedir.

        Likenler…

         Sistematik olarak, ne mantarlar ne de algler ile hiçbir benzerlik göstermeyen likenler, uzun ömürlü canlılar olarak doğada yayılış gösterir. Bu birliktelik sonucunda alg ve mantar türleri, sadece kısıtlı yaşam koşullarında var olmalarına yol açan özelliklerini kaybeder ve üstün özelliklerini ortaya çıkarabilme şansı edinir; böylece, aşırı koşullarda dahi yaşama ve üreme özellikleri kazanırlar.

         Birlikteliği oluşturan alg ve mantar arasında, bazı fizyolojik iş paylaşımları vardır. Sürece katılan organizmalardan fotosentez yapabilen algler, klorofil içermesi nedeniyle fotosentez yapar ve gövdenin karbonhidrat ihtiyacını karşılar. Mantar ise su, karbonhidrat ve minerallerin alınmasında görev yapar. Her ne kadar, iki canlı grubu karşılıklı fayda sağlıyormuş gibi görünse de; esas fayda sağlayan, besinini fotosentez yapan algten temin eden mantardır. Bu beraberlikte, baskın canlı mantardır ve likenler, mantarlar (Fungi) alemi içinde sınıflandırılır.

         Likenler, yeryüzünün hemen her bölgesine yayılmış olarak, çeşitli ortam ve habitatlarda bulunabilir. Tropik bölgelerden Kutup bölgelerine kadar, hemen hemen bütün karasal habitatlarda gelişebilir. Likenler, mutualist yaşamın sonucu, geniş yayılışa sahiptir; oysa mantar ve algler, ayrı bireyler olarak bütün karasal habitatlarda gelişim gösteremez.

         Kullanımı ve önemi

         Yaklaşık 400 milyon yıldır var olduğu bilinen likenler, günümüzde de yaşayan en uzun ömre sahip organizmalar arasında yer alır. Bazı türlerin, 25-70 milyon yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

         Yunanca sözcük olan “liken” terimi, ilk kez MÖ 4. yüzyılda, botanik alanında önemli tespitler yapan, felsefeci ve doğa bilimci Aristoteles’in öğrencisi Theophrastus tarafından kullanılmıştır. Theophrastus, “Bitkilerin Tarihi” adlı kitabında, zeytin ağacının üzerindeki yüzeysel büyümeyi tarif etmek için bu sözcüğü kullanır.

         Birçok etken maddeye sahip olması nedeniyle likenler, tarih boyunca dünyanın hemen her yerinde, çeşitli amaçlarla kullanılmış ve insanoğluna birçok alanda hizmet etmiştir. Günümüzde, insanlarla likenler arasındaki ilişkileri araştırmak üzere, “Etnolikenoloji” adı verilen bilim dalı oluşturulmuştur.

         Eski çağlarda ilaç yapımında, günümüzde ise farmakolojide ilaç hammaddesi olarak yararlanılan likenler; gıda, kozmetik, boya, tekstil sanayilerinde kullanılır. Ayrıca, hava kirliliği ölçümlerinde, çevresel belirleyici olarak değerlendirilir.

         Bazı liken türleri, Ortaçağ’dan beri parfümeri alanında kullanılmıştır. Fransa’da, “Evernia prunastri” ile “Usnea” ve “Physcia” cinslerine ait liken türlerinden, saçlar için özel bir pudra çeşidi (Poudre de chypre) hazırlanmıştı. Günümüzde de bazı parfümlerin bileşiminde, hoş koku vermek ve parfüm kokusunun yavaşça dağılmasını sağlamak amacıyla; “Evernia prunastri” ve “Lobaria pulmonaria” liken türleri kullanılmaktadır.

         Likenler, alkol kaynağı olarak da değerlendirilmektedir. Bu amaçla Kuzey ülkelerinde, çoğunlukla “Cladonia rangiferina” ve benzer türlerden yararlanılır. Uygulamada, 1 kg likenden yarım litre alkol elde edilir. Fransa’da, “Lobaria pulmonaria” liken türünden, ‘orman çayı’  denilen aromatik içki yapılmaktadır.

         Doğal boya maddesi

         Likenlerin içindeki boya maddeleri, ya suda kaynatılarak ya da amonyak fermantasyonu ile açığa çıkarılır. Fermantasyon, hedef türün amonyak içinde iki-üç hafta bekletilmesidir. Bu yöntem, tarihte geleneksel olarak, amonyak yerine idrarla uygulanmıştır. Kuzey Amerika’da, uygulamada en yaygın kullanılan liken türü, “Letharia vulpina“dır. Yerli halk, bu liken türünün kaynatılmasıyla açığa çıkan ‘vulpinik asit’ sayesinde, sarı renkli boya elde etmiştir.

         Tarihte, özellikle likenlerden elde edilen mor renkli boyalar çok önemliydi. Mor renkli boya, genellikle “Roccella sp.” ve “Ochrolechia sp.” türlerinden elde ediliyordu. Kanarya Adaları, Cape Verde Adaları, Madagaskar ve Hindistan’dan ithal edilen bu boyalar, ticari açıdan da büyük önem taşıyordu.

         Tıbbi likenler

         Dünyanın her yerinde, birçok liken türü tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Günümüzde ise laboratuvar ortamında elde edilen bu etken maddelerin, farmakolojide kullanımı sürdürülmektedir.

         Likenler tıbbi özelliklerini, ikincil metabolitler adı verilen liken asitleri sayesinde kazanır. Çoğu liken asidinin çıbanlara ve kızıl, zatürree gibi hastalıklara sebep olan, bakteriler üzerinde, öldürücü etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

         Tüm liken türlerinin, yaklaşık % 50’sinin antibiyotik özelliği taşıdığı düşünülmektedir. Geleneksel tıpta kullanılan ve antibiyotik özelliği taşıyan liken asitlerinin en önemlilerinden biri, “Usnea sp.” türünden elde edilen ‘usnik asit’tir. Bu etken madde, dünyanın birçok yerinde, ciltte görülen çeşitli yaralar, deri döküntüleri, ayak mantarı, karın ağrısı gibi çeşitli sorunlara karşı kullanılmaktadır.

         Rusya’da, usnik asidin sodyum tuzlarından, ikinci-üçüncü dereceden yanıkların tedavisinde ve plastik cerrahide yararlanılır.

         Doğal besin maddesi

         Likenler, Kuzey Amerika-Afrika-Asya-Avrupa’da, insanlar tarafından besin kaynağı olarak tüketilmiş; özellikle kıtlık dönemlerinde, bazen de kültürlerin vazgeçilmez besini olarak kullanılmıştır. Geçmiş yıllarda, “Cetraria islandica” türünden, İskandinavya ve Kuzey Avrupa’da ekmek, yulaf lapası, salata, çorba, puding gibi çeşitli biçimlerde yararlanılmıştır. “Bryoria fremontii” türü, Kuzey Amerika’da; “Umbilicaria esculenta” türü de Japonya ve Kore’nin geleneksel mutfağında, çeşitli şekillerde kullanılmaktadır.

 

         Mumyalamada kullanımı

         Mumyalama uygulaması, yaklaşık beşbin yıl önce, eski Mısır’da başladı. Yapılan incelemelere göre, likenlerin mumyalamada kullanımı, 18. Mısır hanedanlığına kadar uzanmaktadır. Bunun en önemli kanıtı olarak, mumyalama gereçlerinin bulunduğu Mısır vazolarında, “Pseudoevernia furfuracea” türü likenin bulunması gösterilir.

         Mumyalama işlemi, karın bölgesinde bir yarık açıp iç organların çıkartılmasıyla başlar. Daha sonra vücut boşluğu, talaş, liken, sinameki ve çeşitli baharatlarla doldurulur. “Pseudoevernia furfuracea” türünün mumyalamada kullanılmasının nedeni, koruyucu ve aromatik özelliğinden kaynaklanır. Ayrıca bu liken türü, yüksek sıvı emme gücüne sahip olması nedeniyle, çürümeyi engellemekte ve antibiyotik özelliği sayesinde de mikroorganizmaları ortamdan uzak tutmaktadır. Hafif bir malzeme olduğu için de dokulara zarar vermez. Böylece bu liken türü, sayılan bu özellikleriyle kaliteli ve çürümeyen mumya elde etmede başarıyla uygulanmıştır.

Ahmet Özcan

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi / Anadolu-Trakya Adaları Sorumlusu

Evet, kediler kendi isimlerini biliyor!