Çoğu vitaminin faydası yok, işte almanız gereken vitaminler!

Çoğu vitaminin faydası yok, işte almanız gereken vitaminler!

Multi vitaminleri unutun.

Kulağa basit ve açık bir tavsiye gibi geliyor: sebzelerinizi yiyin, biraz egzersiz yapın ve (tabii ki) vitaminlerinizi alın. Veya almayın. On yıllar boyunca yapılan araştırmalar, vitaminlerin ve takviyelerin herhangi bir fayda getirdiğine dair sağlam kanıt bulmayı başaramadı.

Aslında, yeni yapılan çalışmalar ters bir yöne saparak, belirli vitaminlerin sizin için kötü olabileceklerini gösterdi. Örneğin birkaç tanesi, belirli kanserlerin artışı ile bağlantılıyken, diğerleri böbrek taşı tehlikesi artışı ile bağlantılandı.

Ayrıca 12 Ekim 2016 günü çıkan geniş bir çalışmanın öne sürdüğüne göre, bu bilginin yayılmasına rağmen, Amerikanların hap içme alışkanlıkları son on yıl boyunca değişmedi.

İşte almanız ve kaçınmanız gereken vitaminler ile destekler:

Multivitaminler: Bunları atlayın; dengeli bir beslenme ile ihtiyacınız olan herşeyi alırsınız.

On yıllardır, multivitaminlerin genel sağlık için önemli olduğu varsayılmıştı. C vitamini “bağışıklık sisteminizi destekliyor”, A vitamini görme yeteneğinizi koruyor, B vitamini sizi zinde tutuyordu.

Bu bileşenleri zaten yediğiniz besinlerden alıyorsunuz, fakat yapılan çalışmalar, bunları aşırı derecede tüketmenin aslında zarara sebep olabileceğini öne sürüyor.

25 yaşın üzerindeki yaklaşık 39.000 kadın üzerinde 2011 yılında yapılan bir çalışma, bunları uzun vadede alan kadınların, almamış olan kadınlara göre daha yüksek bir genel ölüm tehlikesine sahip olduğunu gösterdi.

D Vitamini: Bunu alın, kemiklerinizi güçlü tutmaya yardımcı olur ve bunu besinlerden alması zordur.

D Vitamini, yediğimiz besinlerin çoğunda mevcut değildir fakat kalsiyum emilimimize yardımcı olarak kemiklerimizi güçlü tutan önemli bir bileşendir.

Günışığı almak da vücutlarımızın bunu üretmesine yardımcı olur fakat kış mevsiminde yeterince günışığı almak zor olabilir. Son zamanlarda yapılan çeşitli çalışma incelemeleri, günlük D Vitamini destekleri alan insanların, almayanlara göre ortalamada daha uzun yaşadığını gösterdi.

Antioksidanlar: Bunları atlayın; bunlardan aşırı miktarda alınması, belirli kanser tehlikelirinin artışına bağlandı. Bunlar yerine dutsu meyveler yiyebilirsiniz.

A, C ve E Vitaminleri, çoğu meyve (özellikle dutsu) ve sebzede bol şekilde bulunan antioksidanlardır ve sözde kansere karşı koruma sağladıkları söylenir.

Fakat yapılan çalışmaların öne sürdüğüne göre, aşırı miktarda alınan antioksidanlar aslında zararlı olabilir. Sigara içen erkekler üzerinde yapılan geniş ve uzun vadeli bir çalışmanın gösterdiğine göre, düzenli olarak A Vitamini alanların akciğer kanserine yakalanma olasılığı, almayanlara göre daha fazla.

Ayrıca, birkaç farklı antioksidan türü desteği üzerinde yapılan araştırmaların incelenmesinden de benzer sonuç çıktı: “Beta Karoten, A Vitamini ve E Vitamini ile yapılan tedaviler, ölüm oranını artırabilir.”

C Vitamini: Bunu atlayın; muhtemelen nezlenizin geçmesine yardımcı olmayacaktır. Bunun yerine turunçgil meyvelerinden yiyebilirsiniz.

Kimyacı Linus Pauling tarafından 1970’lerde yapılan bir öneriyle başlayan ve suda eriyen C vitamini destekleri ile tavan yapan C vitamini aldatmacası, sadece bir aldatmaydı.

Birbiri ardına yapılan çalışmalar, C Vitamininin nezleyi önleme konusunda neredeyse hiçbir şey yapmadığını gösterdi. Üstelik, 2.000 miligramlık veya daha yüksek megadozlar, ağrılı böbrek taşı edinme tehlikenizi artırabilir.

Bu yüzden C Vitamininizi besinlerinizden alın. Çilekler, bu besin ile tıkabasa doludur.

B3 Vitamini: Bunu atlayın ve som balığı, ton balığı veya pancar yiyin.

B3 Vitamininin yıllardır Alzheimer’dan kalp hastalığına kadar herşeyi tedavi ettiği söylendi. Fakat son yapılan çalışmalar, besinin fazla şekilde alınmasına son verilmesi gerektiğini söylüyor.

Kalp hastalığına sahip 25.000’den fazla insan ile 2014 yılında yapılan geniş bir çalışma, ‘iyi’ kolesterol veya HDL seviyelerini artırmak amacıyla uzun süre etkin kalan B3 Vitamini dozları alan insanların, kalp krizi, felç veya ölüm oranlarında azalma gözlenmediğini gösterdi.

Ayrıca, çalışmada B3 destekleri alan insanların enfeksiyon, karaciğer sorunları ve iç kanama geçirme ihtimalleri, plasebo (hiçbir etkisi olmayan ilaç) alanlardan daha fazlaydı.

Probiyotikler: Bunları atlayın; bilim, bunların önemli bir faydaya sahip olması için henüz yeterince gelişmiş değil. Bunun yerine yoğurt yiyebilirsiniz.

Probiyotikler, hap başına 1 dolardan daha fazla tutabilen, pahalı bakteri destekleridir ve 2012 yılında yaklaşık 23.1 milyar dolarlık büyük bir iş pazarı haline gelmiştir. Fakat daha ufak miktarlardaki yoğurtta ve diğer fermente olmuş besinlerde doğal halde bulunurlar.

Bunların ardındaki fikir basittir: Bağırsağımızda gelişen ve sağlımızı düzenlemede önemli bir paya sahip olduklarını bildiğimiz trilyonlarca bakteriyi desteklemek.

Fakat fikri uygulamaya geçirmek biraz karmaşık olmuştu. Şimdiye değin, probiyotiklerin etkileri anlaşılmaz durumda. Bazen yardımcı oluyorlar, bazen olmuyorlar. Bu yüzden, herşeyi tedavi ettiğini iddia eden bir hap için para dökmek yerine, meyveli yoğurt atıştırın.

Çinko: Bunu alın; nezlenin kısalması ile bağlantılanmış tek maddedir.

Yapılan çalışmaların nezleyi önlemesi veya tedavi etmesi konusunda büyük ihtimalle hiçbir yapmadığını gösterdiği C Vitamininden farklı olarak, çinko aslında buna değebilir. Bu mineral, nezlenin sebebi mikroplar olan rinovirüslerin çoğalmasına müdahale ediyor gibi görünüyor.

Araştırmacılar, yakın zamanda hasta olan insanlar üzerinde yapılan çalışmaları 2011 yılında inceledikleri zaman, çinko almaya başlayan insanlara baktılar ve bunları sadece bir plasebo alanlar ile karşılaştırdılar. Zinc alanların nezlesi daha kısa sürdü ve belirtilerinin şiddeti daha az oldu.

E Vitamini: Bunu geçin; aşırı miktarda almak, belirli kanserlerin artış tehlikesi ile bağlantılandı. Bunun yerine ıspanak yiyebilirsiniz.

E Vitamini antioksidanı, sözde kansere karşı koruma yeteneği ile ünlü olmuştu. Fakat, yaklaşık 36.000 erkek üzerinde 2011 yılında yapılan büyük bir çalışma, E Vitamini alan erkekler arasındaki prostat kanseri tehlikesinin, plasebo alanlara göre aslında arttığını gösterdi.

Ayrıca 2005 yılında yapılan bir çalışma, yüksek E Vitamini dozları ile genel ölüm tehlikesini birbirine bağladı. Bu yüzden eğer daha fazla E Vitamini almak istiyorsanız, hapı boşverin ve kendinize taze bir ıspanak salatası yapın. Ispanak gibi koyu yeşil sebzelerde bu şeyden çok miktarda vardır.

Folik asit: Eğer hamileyseniz veya hamile olmak istiyorsanız alın.

Folik asit, vücutlarımızın yeni hücreler yapmak için kullandığı bir B Vitamini’dir.

ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, halen hamile olan veya hamile olmak isteyen kadınların, günlük 400 mikrogram folik asit almasını öneriyor çünkü, vücutları büyüyen bir fetüs taşırken bu önemli besine daha fazla ihtiyaç duyuyor.

Ek olarak, yapılan birkaç büyük çalışma, hamilelik esnasında ve öncesinde folik asit desteği almanın, nöral tüp bozukluğu (bebeğin beyni, omurgası veya omuriliği üzerinde ciddi ve yaşamı tehdit eden doğum bozuklukları) oranlarının azalmasıyla bağlantılı olduğunu gösterdi. 

kaynak 1 , kaynak 2 , çeviri

  1. Siz A,D,E,K,B,C vitaminini ihtiyaciniz dogrultusunda alin bisey olmaz.B ve C nin fazlasi idrarla atiliyor zaten , adek grubunun da fazlasi depo ediliyo ama yine de azi yarar cogu zarar ? bence vitamin takviyesi almaktansa ilgili vitamini iceren besini kullanmak daha mantikli ?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *