TÜRKİYE BİYOLOGLAR DERNEĞİ’NİN BİYOLOJİ BÖLÜM BAŞKANLARI İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÇALIŞTAY

DEĞERLİ BİYOLOGLAR
UZUN ZAMANDIR YOĞUN ÇALIŞMALAR İÇİNDE OLDUĞUMUZ KONULARDA AYRINTILI BİLGİLENDİRMEYİ BAZI OLUMLU YANSIMALARI DA DUYDUKTAN SONRA YAPMAYI UYGUN GÖRMÜŞTÜK.
TÜRKİYE BİYOLOGLAR DERNEĞİ’NİN BİYOLOJİ BÖLÜM BAŞKANLARI İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ ÇALIŞTAYLAR SONUCUNDA BAŞTA SAYIN CUMHURBAŞKANI OLMAK ÜZERE BAŞBAKANLIK, İLGİLİ BAKANLAR VE YÖK’E İLETİLEN SONUÇ RAPORU EKTEDİR.
BUNA EK OLARAK EGE ÜNİVERSİTESİ DEKANININ DA ÖNCÜLÜĞÜNDE HAZIRLANAN (BU ÇALIŞMAYI BİRLİKTE YAPARAK VE SORUNLARIMIZI ÖNCELİKLE BENİMSEYİP RAPORDA AYRINTILI YER VERMİŞTİR) VE YÖK YÜRÜTME KURULU ÜYELERİNİN BİR KISMININ DA KATILDIĞI 140 FEN/FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ DEKANININ BİRARAYA GELEREK TEMEL FEN BİLİMLERİNİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ İLE İLGİLİ YAPTIKLARI TOPLANTIDA YAPILAN BİLGİLENDİRMEDE BİYOLOGLARIN TEKNİK HİZMETLER SINIFI İLE İLGİLİ SORUNU ÖZEL OLARAK GÜNDEME GELMİŞ TÜM KATILIMCILAR TARAFINDAN DİĞER BİRÇOK ÇÖZÜM ÖNERİSİ İLE BİRLİKTE OLUMLU KARŞILANMIŞTIR. 3 GÜNDÜR SÜREN BU TOPLANTIDA TEMEL FEN BİLİMLERİ OLAN BİYOLOJİ, FİZİK, KİMYA VE MATEMATİK BÖLÜMLERİ EĞİTİM VE İSTİHDAMLARI İLE İLGİLİ ACİL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ GÖRÜŞÜLMEKTEDİR. SONUÇ RAPORUNA DA YANSITILARAK GEREKEN KURUMLARA İLETİLECEK ŞEKİLDE TEMEL BİLİMLERİN TÜM SORUNLARI AÇIKÇA TARTIŞILMIŞTIR.
ÖNCE BÖLÜM BAŞKANLARI DAHA SONRA DA DEKANLAR İLE MASAYA YATIRILAN SORUNLARIMIZ İLE İLGİLİ YAKIN VADEDE OLUMLU SONUÇLAR ALACAĞIMIZI DÜŞÜNMEKTEYİZ. ÇÜNKÜ BU SORUNLARIMIZIN GÜNDEME GETİRİLMESİNDE BU KEZ YÖK DE ÇOK BÜYÜK BİR İSTEK GÖSTERMEKTE VE DESTEK VERMEKTEDİR. BİLGİLERİNİZE SUNARIM.
Biyolog Doç.Dr. Alev Haliki UZTAN
Türkiye Biyologlar Derneği Genel Başkanı .

Sayın …

Türkiye Temel Fen Bilimleri alanlarında ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçmektedir. Bilim ülkede popularitesini kaybetmeye yüz tutmuş ve tercih edilmez hale gelmiştir. Bu durum ülkenin geleceğini tehdit eden bir niteliğe doğru gitmektedir. Bu çerceve içinde fen bilimlerinin diğer dalları gibi Biyoloji bölümlerinin geleceği de ülkemiz, akademisyenlerimiz ve öğrenciler açısından çok büyük önem kazanmıştır.
Biyolojik Bilimler yaşamın ilk ortaya çıkışından itibaren nasıl geliştiğini, mevcut çeşitliliğin dünyadaki yayılışını, çeşitliliğe etki eden faktörleri, canlılık olaylarını yapı ve işleyişe dayalı olarak inceler ve gelecekteki durumuna ilişkin tahminlerde bulunan bir bilim dalıdır. Biyolojik bilimler alanında sağlık sektöründen çevre ve tarım sektörüne kadar çok geniş bir alanda araştırma ve uygulama yapılmaktadır. Sağlık sektöründeki klonlama ve kök hücre teknoloji gibi birçok kritik konuda Biyologların imzası bulunmaktadır. Alanda genellikle yaşamı tehdit eden gıda darboğazının aşılması, çölleşmenin engellenmesi, biyolojik çeşitliliğin etkin korunması, sağlıklı gıdaların temini ve çeşitli hastalıkların önlenmesi konularında kullanılabilecek temel bilim araştırmaları ve bu araştırmalara ışık tutacak biyoçeşitlilik çalışmaları yapılmaktadır. Çağımızda giderek daha fazla önem kazanan Biyoteknoloji, Nanobiyoteknoloji, Biyogüvenlik, Çevre ve Biyoçeşitliliğin Korunması, Vektörel hastalıklarla mücadele, Biyogaz – Biyodizel- Biyorafineriler, Genom Projeleri, Biyoinformatik ve Biyoturizm gibi yeni alanlar da çoğunlukla biyoloji bilimine dayanmaktadır.
Bu çalışmalarla toplumların sosyoekonomik ve ekonomik kalkınmasına temel katkı sağlanmaktadır. Araştırmalarda ve meslektaş yetiştirmede ülkemizde ve biyoloji alanındaki güncel ihtiyaçlar gözetilmeye çalışılmaktadır.
Biyoloji bölümleri kuruluş misyonunda alanında araştırma, eğitim – öğretim ve eleman yetiştirme faaliyetlerinde bulunarak ulusal ve uluslararası düzeyde sinerji yaratmayı; keza bu misyona yönelik olarak en uygun eğitim altyapısını oluşturmayı, donanımlı ve yetkin akademik kadroları bünyesinde toplamayı hedeflemektedir. Bu bağlamda bilim dalında ulusal düzeyde gereksinimlerimizi ve öz kaynaklarımızı da göz önünde bulundurarak uluslararası seviyede saygınlığını ve niteliğini korumak ve geliştirmek ana hedeflerden birisidir. Bu nedenlerle mezunlarının bilimsel gelişmelere açık, çağdaş evrensel değerlere sahip ve gereksinimleri karşılayan, ülkemizin ihtiyaçlarını gözeten, doğru bilimsel bilgilerle, bilimsel strateji ve yöntemlerle donanmış mesleki becerilere sahip ve topluma hizmeti benimsemiş bireyler olması hedeflenmiştir.
Bildiğiniz gibi 2011-2012 eğitim-öğretim yılında 77 Üniversitemizde Fen/Fen-Edebiyat Fakülteleri bünyesinde Biyoloji Bölümü örgün öğretimi ve bunlardan 40 tanesinde ayrıca II. Öğretim programları açılmış; ancak 8004 toplam kontenjanın sadece %54,2’üne (4339 öğrenci) öğrenci kayıtlanmış birçok üniversitede kontenjanlar boş kalmıştır.

 2011 yılında 8004 kontenjanın % 54’ü = 4339 öğrenci kaydoldu (77 Örgün Öğretim + 40 II. Öğretim)

Bu sonuçlar üzerine Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tarafından 15 üniversitemizde örgün öğretim ve 25 üniversitemizde II. öğretim programları kapatılarak 2012- 2013 eğitim-öğretim yılında 62 Üniversitemizde Fen/Fen-Edebiyat Fakülteleri bünyesinde Biyoloji Bölümü örgün öğretimleri ve bunlardan 17 tanesinde de ayrıca II. Öğretim programlarına 6339 toplam kontenjan açılmıştır. Ancak ek yerleştirmelerin de sonuçları değerlendirmeye alındığında toplam kontenjanın örgün öğretimde %33.8, II. öğretim programlarında da %13.9 ortalama olarak %28.8’inin dolduğu birçok üniversitede kontenjanların boş kaldığı hatta hiç başvuru yapılmadığı görülmüştür.

 2012 yılında 6339 kontenjanın % 28.8’i dolmuştur.

Buna karşılık 16 Vakıf Üniversitesi ve13 Devlet Üniversitesi’nde 2’si II. Öğretim olmak üzere toplam 27 Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde 1407 kontenjan açılmış % 82’si (1155 öğrenci) kaydolmuştur. Devlet Üniversitelerinde hiçbir bölümde eksik kontenjan bulunmamaktadır, boş kalan kontenjanlar vakıf üniversitelerinin burssuz kontenjanlarıdır.
 2012 yılında 1407 kontenjanın % 82 = 1155 öğrenci dolmuştur.

Bazı üniversitelerimizde biyoloji bölümlerinde örgün öğretim programları hemen hemen boş kalırken, bazı üniversitelerimizde de II. öğretim programlarına hiç öğrenci kaydolmamıştır. Yine birçok üniversitemizde de hem I.öğretimde hem de II. Öğretim programlarına kaydolan öğrenci sayısı bölümlerin belirlenen kontenjanlarının yarısına bile ulaşamamıştır.
 Üniversitelerimizin Biyoloji bölümlerinde 371 Prof. Dr., 331 Doç. Dr., 466 Yrd. Doç. Dr., 22 Öğretim Görevlisi Dr. , 42 Uzman Biyolog ve 634 Araştırma Görevlisi olmak üzere 1866 akademisyen görev almaktadır (Yukarıda belirtilen sayılar akademik profillerine ulaşılabilen biyoloji bölümlerinin internet sitelerinden alınmıştır).
 Hem örgün öğretimde hem de II. öğretimde kapatılan Biyoloji bölümlerinde:
13 Prof.Dr. , 12 Doç.Dr. , 63 Yrd.Doç.Dr. , 1 Uzman Biyolog ve 50 Araştırma Görevlisi olmak üzere 139 akademisyen görev almaktadır ve halen üst sınıflarda okuyan biyoloji öğrencileriyle eğitim- öğretim faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bu akademisyenlerin önümüzdeki yıllarda nasıl bir konumda olacakları, keza bilgi-becerilerini geliştirme ve aktarma konusundaki gelecekleri ve performans değerlendirmelerinin nasıl yapılacağı belirsizdir.
 Biyoloji bölümlerinde halen okumakta olan öğrenci sayısı >20.000 den fazladır.
 Halen kontenjanı dolu olan üniversitelerin Biyoloji bölümleri büyük şehirlerde ve ailelerinden uzakta okumak isteyen öğrenciler tarafından ve açıkta kalmamak için tercih edilmektedir.
 II. öğretime başvuran öğrenciler de çok az sayıdadır, hem öğretim harçları ve katkı paylarının örgün öğretimler gibi kaldırılmamış olması hem de katlamalı olarak yüksek olması nedeniyle kontenjanlar dolmamaktadır. II. öğretimler çoğunlukla çalışarak okumayı hedefleyen öğrenciler oldukları için demokratik hakları bağlamında sadece 3 büyük şehrimizde (Ankara, İstanbul ve İzmir) oldukça sınırlı kontenjanlar dahilinde açık tutulmalıdır (örneğin 50’şer öğrenci) çünkü öğrenci zaten ancak büyükşehirlerde iş bulabilme ve çalışarak okuyabilme şansına sahip olabilmektedir.

Kontenjanları dolu olsa bile biyoloji bölümlerini tercih eden öğrencilerin puanları çok düşüktür. 56 üniversitemizde öğrenciler 192 – 300 puan aralığındadır Ülkemizin fen bilimlerinde yetiştirmek üzere alması gereken öğrenci potansiyelinin çok daha yüksek başarı düzeyinde olması beklenmektedir. Özellikle vakıf üniversitelerindeki mühendislik bölümleri başta olmak üzere birçok mesleki tanımı yapılmış olan bölümler o kadar düşük puanlarla öğrenci almaktadırlar ki hem bu öğrencilerin mezun olduktan sonraki bilimsel yetkinlikleri düşündürücüdür hem de meslek tanımları hala yapılmamış temel bilim dallarına öğrenci gelecekte iş bulma kaygısıyla gelmemektedir.

2005-2006 eğitim- öğretim yılında Biyoloji bölümlerinde kontenjanlar örgün öğretimde %81,7 ve II. Öğretimlerde %78,1 oranında dolduğu zaman bugün karşılaştığımız sorunun hızla yaklaştığına ilişkin tehlike sinyali verilmişti. Ancak YÖK, gerek yeni Biyoloji bölümlerini ve gerekse yeni Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümlerini ne akademik kadroların yeterliliğini ne de fiziki alt yapının uygun olup olmadığını dikkate almaksızın açmaya ve bölümlerin kontenjanlarını arttırmaya devam etmiştir.

 Bölümlerin fiziki alt yapıları nasıldır?
 Laboratuar olanakları yeterli midir?
 Akademik kadro yeterli midir?
 Kontenjanlar artırılırken Bölüm ve Fakültelerin görüşleri dikkate alınmakta mıdır?
 II. Öğretim gerçekten maddi kaynak mıdır? Hiç öğrenci alamayan bir II. öğretim nasıl kaynak yaratabilir?

Yukarıda belirtilen soruların yanıtları hiç dikkate alınmaksızın, keza ülkemizin hem kamu kurum ve kuruluşlarında, hem de özel sektördeki ihtiyaçlarını ve istihdam gereksinimlerini göz önünde bulundurmaksızın bölümler açılmaya devam etmiştir.
Ayrıca açılan Biyoloji Bölümlerinde maalesef Biyolog olması gereken öğretim üyeleri yerine:
 Ziraat Mühendisleri,
 Su Ürünleri Fakültesi mezunları,
 Eczacılık Fakültesi mezunları,
 Tıp fakültesi mezunları,
 Veteriner Fakültesi mezunları,
 Orman Mühendisliği mezunları ders vermektedir.

Buna ek olarak üniversitelerin diğer fakülte, yüksek okul ve bölümlerinde öğrencilerin ilk yılda alması gereken temel fen bilimleri dersleri Fen/Fen-Edebiyat Bölümleri yerine maalesef kendi öğretim üyeleri ile sürdürülmeye çalışılmaktadır. Tüm uygulamalı fakültelerin (Tıp, Diş Hekimliği, Ziraat, Eczacılık, Mühendislik Fakülteleri) ilgili bölümlerinde temel fen bilimleri dersleri yani FKB (Biyoloji, Fizik, Kimya, Matematik vb.) Fen/Fen-Edebiyat Fakültelerinin bölümleri tarafından bizzat verilmesi sağlanmalıdır.

Akademik Kadrolar:
Türkiye’de birçok Biyoloji bölümünde akademik kadroların dağılımı da son derece yetersizdir. YÖK tarafından bir bölümün kurulabilmesi için yeter sayı olarak kabul edilen 3 öğretim üyesi ile bir bölümün özellikle temel fen bilimlerinin hiçbir bölümünün liyakat çerçevesinde verilmesi gereken 50-60 dersinin ve uygulamasının yürütülemeyeceği son derece açıktır. Ayrıca geleceğin akademisyenleri olarak lisansüstü kariyer çalışmalarının yanı sıra araştırma ve laboratuar eğitim-öğretim çalışmalarını sürdüren araştırma görevlilerinin dağılımı da son derece adaletsizdir.
 19 Biyoloji bölümünde 1-5 Araştırma görevlisi
 22 Biyoloji bölümünde 6-10 Araştırma görevlisi
 12 Biyoloji bölümünde 11-20 Araştırma görevlisi
 5 Biyoloji bölümünde 21- 70 Araştırma görevlisi görev almaktadır.
Yukarıda belirtilen sayılar akademik profillerine ulaşılabilen biyoloji bölümlerinin internet sitelerinden alınmıştır.
Öğretim üyesi sayıları da çok önemli farklılıklar ve tutarsızlıklar göstermekte, kapatılan bölümler ile halen öğrenci alarak eğitim-öğretimini sürdüren bölümler arasında önemli farklılıklar göze çarpmaktadır.

Hiçbir 4 yıllık akademik eğitim-öğretim programı sadece 3 veya 5 öğretim üyesi ile sürdürülemez. Sürdürülmeye çalışılması eğitimin kalitesi ile ilgili çok ciddi problemler yaratır.

Öğretim üyesi yeterli sayıda olmayan bölümlerde bölüm dersleri liyakat esas alınmaksızın dağıtılmakta; bir öğretim üyesi her sömestre en az 6 ders ve laboratuvarı yürütmektedir. Öğrencilerin donanımlı birer biyolog olarak yetiştirilmelerini sağlamak amacıyla bu derslerin gerçek anlamda bilimsel gelişmeleri izleyerek güncellenmesi mümkün olmadığı gibi; akademisyen, lisansüstü öğrenci yetiştirmek, proje ve araştırma yapmak gibi bilimsel gelişmeye yönelik hiçbir faaliyetini sürdürmek için yeterli zaman bulamamaktadır.
Oysa YÖK Ulusal Yeterlikler ve Alt Yeterlikler Çerçevesinde öğrencilerin eğitim-öğretim stratejileri ve donanımları aşağıdaki nitelikleri taşıyacak şekilde yapılmalıdır.
 BİLGİ (kuramsal – olgusal)
 BECERİLER (bilişsel – uygulamalı)
 YETKİNLİKLER
i. Bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği
ii. Öğrenme yetkinliği
iii. İletişim ve sosyal yetkinlik
iv. Alana özgü yetkinlik

Halen çok sayıda biyoloji bölümünde bu yetkinliklerin kuşkusuz önemli bir kısmının başarılı bir şekilde gerçekleştirilemediği bilinmektedir. Bu durum yalnız akademik çevrelerin değil toplumun her kesiminin etkilenebileceği bir boyuta ulaşmıştır. Keza birçok bölümde öğrenciler adeta 4 yıl daha meşgul edilerek oyalanmaktadırlar ve toplumda eğitimli işsizler ve gizli işsizler sayısı giderek yükselmektedir. Alanında çalışma hakkına sahip olamayan birçok meslek gibi biyologlar da farklı alanlarda görev almakta bu da toplumsal ilerlemenin hızını azaltmakta ve maalesef sekteye uğratmaktadır.
Fen bilimlerinin özellikle de BİYOLOJİ biliminin ülkemizdeki durumunun ayrıntılarıyla araştırılması ve istatistiksel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Biyoloji bölümlerinde eğitim, sağlık, çevre, gıda, tarım, orman, endüstri, biyoteknoloji, nanobiyoteknoloji ve doğal kaynakların yönetimi ve kontrolu alanlarındaki son bilgilerle donatılmış, gelişmiş ülke standartlarında programlara ihtiyaç vardır. Ülke çapında yeniden tanımlanan ve yapılanan akredite lisans ders programlarına gereksinim duyulmaktadır. Yeniden hazırlanacak eğitim-öğretim programları için öğrencilerin bilgi (kuramsal – olgusal), beceri (bilişsel – uygulamalı) ve yetkinlikleri (bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği, öğrenme yetkinliği, iletişim ve sosyal yetkinlik ile alana özgü yetkinlik) göz önüne alınmak zorundadır.
Gelecekte Biyoloji ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Programlarının açılması ve hatta halen açık bulunan bölümlerin önemli bir kısmının sürdürülebilmesi için ivedilikle ulusal kriterlerin oluşturulması ve bu kriterlerin yerine getirildiğinin mutlaka denetlenmesi gerekmektedir. Aynı düzenleme lisansüstü programlarda da yapılmalı ve mutlaka uluslararası standartlar aranmalıdır. Böylelikle yasalarla devletin kurum ve kuruluşlarında biyologların çalışma alanlarının ivedilikle ve hakkaniyetle belirlenmesi mümkün olabilecektir.
Bu bilgilerden hareketle ilkini 16.Mart.2012’de Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde gerçekleştirdiğimiz “Biyoloji Bölümlerinin Bugünkü Durumu, Geleceği ve Çözüm Önerileri” çalıştayın ardından; 12-13.Kasım.2012 tarihinde İzmir’de Ege Üniversitesinde Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ile birlikte yine bölüm başkanlarının katıldığı “Biyoloji Bölümlerinin Geleceği ve Çözüm Önerileri” konulu çalıştayı düzenlenmiştir.
Biyoloji Bölümlerinin öğretim programlarının ve alt program yeterliliklerinin, YÖK ulusal yeterlilikleri çerçevesinde ve Bologna süreci içersinde görüşülüp ulusal standartların ve istihdam sorunlarının tartışıldığı çalıştaylar sonucunda Üniversitelerin Fen/Fen-Edebiyat Fakülteleri Biyoloji Bölüm Başkanlarının bölümlerin akademisyenlerinin de görüşlerini alarak yazılı veya sözlü bildirimleri sonucunda aşağıda maddeler halinde verilen sonuçlara ulaşılmıştır.

EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMLARI İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
1. Bir biyoloji bölümü tarafından bölümün güçlü ve zayıf yönlerinin, fırsat ve tehditlerinin belirlenmesi amacıyla Swot Analizi yapılmıştır.
2. Swot analizi sonucunda göze çarpan en belirgin tehditlerden biri, «Biyoloji bölümlerinin isimlerinin Moleküler Biyoloji ve Genetik gibi Biyolojinin popüler alt dallarının isimleriyle değiştirilmesi ya da yeni bir bölüm olarak kurulması sonucunda Biyoloji Bölümlerinin kontenjanlarının azalması» olmuştur. Bu durum bütün biyoloji bölümleri için aynı derecede geçerlidir. Ancak mevcut duruma bakıldığında bu bölümlerin meslek tanımının ve iş alanlarının olmayışı nedeniyle YÖK tarafından Biyolog olarak çalışabilir yazısı verilmiştir. Bölümlerin isimleri değiştirilerek aslında bir nevi kandırmaca yapılmaktadır. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde farklı isimlerle anılan bölümlerden aynı ünvanlı mezunlar verilmemektedir. Her meslek ünvanı ilgili bölüm tarafından verilmelidir. Örneğin Tıp Fakülteleri dışında hekim yetiştirilen bölümler yoktur veya mimar Mimarlık fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun olur. İnşaat mühendisliği mezunlarına benzer sektörlerde görev aldıkları için aynı zamanda mimar denmemektedir
3. Aynı swot analizinde bölüm isminin değiştirilmeden kalıcı çözümlerin üretilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Moleküler Biyoloji ve Genetik aslında Biyoloji biliminin önemli alt alanlarıdır ve bugün biyolojinin inceleme alanı içinde olan bütün canlılarla ilgili uygulamalarda moleküler biyolojik yöntemler ve genetik temelli çalışmalar zaten sürdürülmektedir. Moleküler Biyoloji ve Genetik isminin cazibe merkezi olarak kullanılarak gerek devlet gerekse vakıf üniversitelerinde Biyoloji bölümlerine alternatif olarak kurulması hatta kontenjanları dolmayan bölümler için üst yönetimlerin (Rektörlerin) bunu bir çözüm gibi görerek bu bölümlerin kurulması yönünde baskı yapmaları son derece yanlış sonuçlar oluşturmaktadır.
Bu nedenle bu bölümlerin biyoloji bölümleri içinde ilk 2 veya 3. yıldan sonra bir ağırlıklı öğretim programı şeklinde sürdürülmesi (Örneğin Biyolojik Bilimler Bölümü Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğretim Programı gibi), hatta Mikrobiyoloji, Çevre Biyolojisi, Botanik, Zooloji. Tıbbi Biyoloji vb programların da gereksinimler ve bölgesel öz kaynaklar göz önüne alınarak planlanması ve uygulanmasıyla öğrencilerin ilgi alanlarına göre öğrenim görmeleri sağlanmış olacaktır (Bakınız Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümü eğitim-öğretim programı).
4. Her ne kadar YÖK lisans öğretimi yapılacak olan bölümlerde o alanla ilgili en az 3 öğretim elemanı bulunma koşulunu getirmişse de kaliteli bir eğitim-öğretim sürdürülebilmesi için bu sayı gerçekte son derece yetersizdir ve böyle bir akademik kadro ile asla kaliteli bir öğretim sürdürülemez. Derslerin ve laboratuar çalışmalarının içerikleri ve öğrenci pratikleri çok yetersiz kalmaktadır. Örneğin 1 profesör ve 2 yardımcı doçent ile 4 yıllık öğretim programını sürdüren bir biyoloji bölümünde: 1 yardımcı doçent sadece bir yarıyılda 8 derse girmekte aynı dersleri II. Öğretimde de tekrarlamaktadır üstelik bu derslerin o yardımcı doçentin liyakatı ile ilgili araştırma alanıyla hiçbir ilgisi de bulunmamaktadır. Bu yardımcı doçent gece-gündüz sürekli derse girmektedir ne zaman araştırma yapacak, ne zaman lisansüstü öğrenci yetiştirecek ve kendi akademik yükselmelerini ne zaman sağlayabilecektir. Hem öğrencilerine hem akademik yaşamına hangi zaman aralığında yararlı olabilecektir. Diğer bir örnekte 1 doktoralı öğretim görevlisinin aynı yarıyılda çok farklı alanlarda 6 derse girdiği bilinmektedir. Bu örnekler çok sayıdadır ve bu durumun acilen değerlendirilmesi. Bölümlerin akademik personel sayılarının acilen uluslar arası kalitede biyolog yetiştirebilecek niteliklere sahip olacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
5. Yeni kurulan üniversitelerle birlikte açılanlar da dahil olmak üzere ülkemizde 62 Biyoloji bölümü ve 17 II. öğretim mevcuttur. Bu bölümlerin akademik kadroları göz önüne alındığında çok büyük farklılıklar göze çarpmaktadır. Birbirine komşu ve çok yakın örneğin 30-40 km mesafede birkaç biyoloji bölümü fiziki alt yapısı en uygun şehirde bulunan üniversite bünyesinde birleştirilerek, çağdaş ve uluslararası standartlara uygun biyoloji öğretiminin planlanabileceği ve sürdürülebileceği akademik personel yetkinliğine sahip böyle bir biyoloji bölümünden mezun olan öğrenciler daha donanımlı ve aranan niteliklerde biyologlar olarak mezun olabileceklerdir. Böylelikle yeterli öğretim elemanı olmayan bölümleri kapatılarak orada görev alan akademisyenlerin sorunları da giderilmiş ve bilimsel potansiyellerini sergileyebilmeleri için olanak sağlanmış olacaktır. Keza öğretim üyeleri tüm zamanlarını sadece derse girerek değil araştırma ve özellikle alanında genç akademisyenleri yetiştirmek amacıyla kullanabilecekler; bir akademisyenin gerçek görevlerinin tümünü yerine getirebileceklerdir.
BİYOLOJİ BÖLÜMLERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ MODELLEME, GEREK GÖRDÜĞÜNÜZ TAKDİRDE SİZLERE DE İLETİLMEK ÜZERE TARAFIMIZDAN BİR ÖRNEK TASLAK OLARAK HAZIRLANMIŞ BULUNMAKTADIR.
6. Diğer bir seçenek de öğrenci alamayan bölümlerin fen bilimleri araştırma merkezi haline getirilmesidir ki böyle bir uygulamanın da ülke bilimine ciddi katkılar sağlayacağı düşünülmektedir
7. Fen bilimleri, laboratuarlarında kullanılan alet ve sarf malzemeleri ile oldukça fazla donanım gerektiren bölümlerdir. Bu ve benzeri (öğretim üyelerinin yetersiz kalan maaşlarının ek ders ücretleriyle telafi edilmesi vb.) maddi kaygılar nedeniyle II. Öğretim programlarının açıldığı bilinmektedir ancak şu anda öğrenci yetersizliği nedeniyle II. öğretimin planlanan amaçları ortadan kalkmıştır. Öğrencilerin II. Öğretimi tercih nedenleri öncelikle çalışarak okuyabilme istekleridir ki bu da demokratik bir haktır (çalışan öğrenci oranının % 5’i geçmediği düşünülmektedir). Keza bu öğrenciler ancak büyükşehirlerde iş bulabildikleri için öncelikle buralardaki programlara kaydolmayı tercih etmektedirler. Bu nedenle kontenjanları dolan büyükşehirlerdeki II. Öğretimler dışında kalan II. öğretim programları acilen kapatılmalıdır.
Örnek :
İstanbul’da Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü (60 – 100 kontenjan)
Ankara’da bir üniversite (Ankara veya Gazi ) Biyoloji Bölümü (60 – 100 kontenjan)
İzmir’de Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü (60 – 100 kontenjan)
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü halen (2012 Ekim itibariyle) 37 profesör, 9 doçent, 7 yardımcı doçent, 9 uzman, 4 doktoralı öğretim görevlisi, 63 araştırma görevlisinden oluşan bir biyoloji bölümü olarak; hem akademik hem de fiziki alt yapısı yeterli olmasına rağmen (birçok üniversitenin toplam kadrosundan daha fazla kadroya sahiptir) alacağı her fazladan öğrencinin eğitimin kalitesini düşüreceği kaygısıyla II. öğretim programını açmamıştır.
8. Biyoloji bölümlerinin kontenjanlarının da mutlaka azaltılması gerekmektedir. Böylece, bölümlere gelecek öğrencilerin istek ve düzeylerinin yükseltilmesi amaçlanmalıdır. Ülkemizde birçok vakıf üniversitesinde eğitim ve öğretim kalitesi yanı sıra akademik personelin sayısal yetersizliği de önemli bir sorun olan birçok bölüm (örneğin çeşitli mühendislik dalları) üniversiteye girişte baraj puanına çok yakın puanlara sahip öğrencileri bünyelerinde toplayabilmektedir. Özellikle kamudaki hizmet sınıfları ve istihdam sorunları ve hatta hala meslek tanımlarının bile yapılmamış olması gibi sorunlar nedeniyle istemelerine rağmen ve gelecekte çok başarılı temel bilimciler olabilecekken çok farklı alanlara yönlenebilmektedirler.
9. Türkiye’de üniversitelerin Biyoloji ile Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümlerinden mezun olanların sayısı yılda 6000 civarındadır. Ciddi bir planlama yapılarak istihdam sorunları da göz önünde bulundurularak bu sayının yılda en fazla 2000 mezun seviyesine getirilmesi uygun olacaktır.
Türkiye’de gerek devlet gerekse vakıf yüksek öğretim kurumlarının alan bilgisi ile ilgili çok sıkıntıda olduğu birçok bölüm mevcuttur. Her alanda maalesef yeterince iyi öğrenim görememiş çeşitli mesleklerden gençler mevcuttur ve sayıları hızla artmaktadır.
Bir ülkede üniversiteye giriş sınavında fen bilimlerinde 3,63, matematikte 3,11 gibi bir doğru yanıt ortalaması varsa; 180 puan barajını ancak aşabilen öğrencilerin üniversiteye girdikten sonra alacakları temel bilim derslerinde ne kadar başarılı olabilecekleri, ya da daha açık bir ifadeyle ne kadar başarılı ve donanımlı meslektaşlar olabilecekleri de önemli bir sorudur? Bu nedenlerle ÖSYM tercih kılavuzlarında her alanda üniversiteye giriş ile ilgili mesleklere ait minimum puan barajları konulmalıdır.
10. Yüksek Öğretim Kurulunun 26.Temmuz.2012 tarihli toplantısında İşkur ve bazı üniversitelerin isteği üzerine Biyoloji Bölümleri ile Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümleri mezunlarının hangi ünvanı kullanabileceğine dair sorusu üzerine aldığı kararda 2547 sayılı kanunun 2880 sayılı kanunla değişik 43/b maddesi uyarınca Üniversitelerarası Kurulun da görüşü doğrultusunda BİYOLOG ünvanını kullanabileceği karara bağlanmıştır.
Ancak aynı ünvanı alarak mezun olan biyologlar kamuda iş başvurularında ayrı kodlarla başvuru yapabilmektedirler ve ile tüm ilanlar da bu ismin cazibesi ile verilmektedir. Son yıllarda öğrencilerin tercih yapmasını sağlamak amacıyla Biyoloji bölümlerinde sadece isim değişikliğine gidilerek çözüm bulmaya çalışılırken, keza çoğu bölümlerin ders programlarında sadece birkaç ders ismi ile farklılık yaratılmaya çalışıldığı da açıkça bilinirken bu uygulama öncelikle insan haklarına ve bilim etiğine aykırıdır.
Çünkü 3 öğretim üyesi ile kurulan ve “Moleküler Biyoloji” ve “Genetik” gibi biyolojinin her alanında uygulanması gereken bu alt bilim dalları ile ilgili bilimsel yeterliğe sahip bir öğretim yapmak asla mümkün değildir. Bu durum sadece birkaç yıl için aldatıcı bir çözüm gibi görünüp aslında bu kısa sürenin sonunda temel bilimlerin ve özelde biyolojinin karşılaştığı sorunun bu isim altındaki bölümlerde de tekrarlanması kaçınılmazdır.
11. Temel bilimlerde eğitim-öğretim programları hazırlanırken öğrencileri bilgi (kuramsal – olgusal), beceri (bilişsel – uygulamalı) ve yetkinlikleri (bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği, öğrenme yetkinliği, iletişim ve sosyal yetkinlik ile alana özgü yetkinlik) göz önüne alınmak zorundadır.
Bu amaçlarla Biyoloji bölümlerinde öğretim programlarının ulusal standartlarının belirlenmesi, ders içeriklerinin ve öğretim stratejilerinin güncellenmesi, bu programların akreditasyonunun da acilen başlatılması gerekmektedir.
Bölümlerdeki anabilim dalları çağdaş ve uluslararası standartlara uygun olarak planlanmalıdır. Tüm bu çalışmalar yapılırken ve sonrasında bölümün güçlü ve zayıf yönlerinin, fırsat ve tehditlerin belirlendiği Swot Analizi’nin belirli aralıklarla tekrarlanması ve paydaşlara tanıtımlar yapılarak temel bilimlerin uygulama alanlarında araştırma alt yapısını oluşturduğunun somut örneklerle anlatılması gerekmektedir.
12. Biyoloji yüksek öğretimindeki yeniden yapılanmanın sağlanabilmesi için Yüksek Öğretim Kurulunun “yüksek öğretim alanında ihtiyaç duyulan yeni eğitim-öğretim ve araştırma alanları ile yüksek öğretim kurumlarının eğitim-öğretim, araştırma ve topluma hizmet faaliyetlerinin değerlendirilmesinin yapılacağı ve üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin yer aldığı yüksek öğretim şurası düzenlemek, bu şurada alınan tavsiye kararlarını değerlendirmek ve kamuoyu ile paylaşmak” olarak ifade ettiği amacı doğrultusunda biyoloji bölümlerindeki yetkin biyolog akademisyenlerden oluşan ve resmi geçerliliği bulunan bir komisyon kurması, bu komisyonun çalışmalarının paydaşlar nezdinde yansımalarının ve beklentilerin değerlendirilebilmesi amacıyla ilgili sivil toplum kuruluşundan (Türkiye Biyologlar Derneği) bir katılımcı ile birlikte ivedilikle çalışmalarının başlatılması gerekmektedir.
13. Bugünden itibaren başta özellikle yeni kurulacak üniversiteler olmak üzere Biyoloji Bölümlerinin veya alternatifi olarak (!) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümlerinin kurulmasına çok büyük bir hassasiyetle karar verilmesi hatta mümkünse bu bölümlerin daha fazla açılmaması gerekmektedir.
14. Akademisyenlerin ücret politikalarında “Ek Ders” uygulamasından ivedilikle vazgeçilmesi ve sadece maddi kazanç nedeniyle ders vermek yerine liyakat alanı doğrultusunda istekle eğitmek ve öğretmek amaçlı bir strateji uygulanmalıdır. Bunun için de akademisyenlerin maddi sorunlarının çözümlenerek gelişmiş ülkeler seviyesine getirilmesi gerekmektedir.

İSTİHDAM SORUNLARI İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Yukarıda belirtilen tüm yeniliklerin ve yapılanmanın sağlandığı, keza en iyi öğretim üyeleriyle en iyi ders ve laboratuarların yapıldığı düzenlemeler ve güncellemeler yapılsa bile, eğer yasal mevzuatlar karşısında bir mesleğin tanımı yoksa genelde fen bilimlerinin ve özelde biyoloji bölümlerinin sorunları devam edecektir. Yapılan swot analizi doğrultusunda ortaya çıkan diğer bir tehdit konusu da mezunların işsiz olması ya da alanlarında çalışabilecekleri iş imkanlarını bulamamasıdır.

1. Meslektaşlarımızın kamuda ve özel sektörde çok önemli istihdam sorunları bulunmaktadır. 2006 yılına kadar mezun olanlar Biyolog unvanı alarak mezun olmalarına ve diplomalarında da Biyolog unvanı yer almasına rağmen, 2006 yılından bu yana diplomalarına Biyolog unvanı yazılmamaktadır, bu durum diğer tüm meslekler için de geçerlidir artık diplomalarda lisans eğitimini tamamlama esas olarak alınmaktadır ancak en büyük sorun biyologlarda yaşanmaktadır. Henüz mesleki yetki ve sorumluluklarını belirten bir “meslek tanımı” yapılmadığı için birçok kurumda müracaatları bile kabul edilmemektedir.
Biyolog meslek tanımı 2010 yılında Denizli’de düzenlenen XX. Ulusal Biyoloji Kongresinde yaklaşık olarak 1200 biyolog akademisyenin katılımıyla belirlenmiş ve ilgili bakanlıklara gönderilmiş olup, 2012 yılında İzmir’de 1800 biyolog akademisyen katılımlı XXI. Ulusal Biyoloji Kongresinde küçük bir düzenleme daha yapılarak aşağıdaki son şekli verilmiştir.
Biyolog; üniversitelerin lisans eğitimi veren fen/fen-edebiyat fakültelerinin biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik bölümlerinden mezun olan; tüm canlıları, canlıların birbirleri ve çevreleri ile olan etkileşimlerini, bilimsel yöntemlerle inceleyen, bu yöntemler sonucunda elde ettiği verileri eğitim, tarım, orman, sağlık, çevre, gıda, endüstri, biyoteknoloji, nanobiyoteknoloji, doğal kaynakların yönetimi ve ekoloji alanlarında araştıran, inceleyen, analiz eden, üreten ve kontrol eden, denetleyen, uygulayan ve uygulatan, bu sonuçları rapor halinde sunan meslek mensubudur.

BİYOTEKNOLOJİ, BİYOGÜVENLİK, BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI, GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMA = GDO SORUNU, BİYOGAZ-BİYODİZEL, BİYORAFİNERİLER ve MOLEKÜLER BİYOLOJİ – GENETİKTEKİ HIZLI GELİŞMELER gibi alanlar isimlerinden de anlaşılacağı gibi Biyoloji biliminin bizzat kendisi ile ilgilidir ve gelecekte BİYOLOG mesleğinin gözde, aranılır ve daha çok ihtiyaç duyacağımız bir meslek olduğunu göstermektedir.

2. Biyologlar, 1985-86 yılından önce Fen/Fen-Edebiyat Fakültelerinin bölümlerinden
dört yıl okuyarak mezun olan (Fizik, Kimya, Matematik, İstatistik vb.) temel fen bilimciler gibi Teknik Hizmetler Sınıfında istihdam edilirken ve tüm haklardan eşit olarak yararlanırken; daha sonra son derece yanlış ve hangi nedenle olduğu kesin olarak anlaşılamamış eksik bir yaklaşımla biyologların sadece Sağlık Hizmetleri Sınıfında hastanelerde görev alabilecekleri şeklinde bir yasal düzenlemeyle sınırlandırılmışlardır.

Halen Sağlık Bakanlığı’nda sağlık hizmetleri ile ilgili eğitimleri olmadığı savunulurken Maliye Bakanlığı da tam aksini yani “Üniversitelerin mesleki sağlık eğitimi veren Fen ve Fen-Edebiyat Fakülteleri Biyoloji bölümleri” ibaresini kullanmakta ve savunmaktadır. Oysa Biyoloji bölümleri mezunları doğada saha çalışmaları başta olmak üzere öncelikle “Teknik Hizmet veren” bir eğitim-öğretim görmektedirler. Üstelik yine Maliye Bakanlığı’nın görüşü doğrultusunda “Teknik Hizmetler Sınıfında yer alan Kimyager ve Fizikçiler de Sağlık Bakanlığında istihdam edilmelerinin yanı sıra sağlık alanında farklı nitelikli görevleri yerine getirmektedirler” görüşü ile Biyologlar Teknik Hizmetler Sınıfı’na geçtikleri takdirde yine sağlık kurum ve kuruluşlarında görev alabileceklerdir.

3. Biyologların Sağlık Hizmetleri Sınıfında çalışmaları ile ilgili düzenleme hem Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hem Orman ve Köy İşleri Bakanlığı, hem Çevre Bakanlığı, hem de diğer çeşitli bakanlıklara bağlı olarak çalışan Biyologların yetki ve sorumluluklarını kısıtlamış; hem 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunları gibi maaş almaya başlamışlar hem de aynı fakültenin diğer bölümlerinden mezun olan Fizikçi, Kimyager, Matematikçi ve İstatistikçi kadrolarında istihdam edilenlerle aralarında özellikle derece, ek gösterge ve özel hizmet tazminatları yönünden ciddi bir uçurum oluşmuştur. Aynı fakültenin farklı bölümlerinden mezun olanlar arasında büyük bir eşitsizlik doğmuştur. Tüm girişimlerimize rağmen, başta kamu kurum ve kuruluşlarında birçok bakanlıkta olmak üzere henüz biyologların görev yetki ve sorumlulukları da belli değildir.
Buna ek olarak Fen Fakülteleri ve Fen-Edebiyat Fakültelerinin tüm bölümleri kendi mezunlarını kadro ve unvanlarıyla istihdam edebilirken yani Fizik Bölümlerinde “Fizikçi”, Kimya Bölümlerinde “Kimyager” kadroları bulunurken “Biyolog” kadroları sadece Sağlık Hizmetleri Sınıfı ile ilgili alanlara verildiğinden Biyoloji bölümleri mezunlarını “Biyolog” kadrosunda istihdam edemez hale gelmişlerdir. Yani Türkiye’de kendi mezun ettiği unvan ile eleman alamayan tek bölüm “Biyoloji Bölümleridir”.
Biyologların ister Sağlık Hizmetleri Sınıfında isterse Teknik Hizmetler Sınıfında istihdam edilsin, hastanelerde çalışmalarında bir engel yoktur. Ancak diğer bakanlıkların bünyelerinde de aldıkları eğitim-öğretim ve ilgili bakanlıklardaki gereksinim doğrultusunda istihdam hakkının elde edilebilmesi ve ek olarak özel sektörde de yer alabilmeleri halen ülkemizde bulunan ve sayıları 100.000’in üzerinde ve çoğu işsiz ya da gizli işsiz olan Biyologları son derece rahatlatacaktır. Bunun en tipik örneği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’dır, 2012 yılında gereksinim duyduğu 85 Biyolog için mecburen 4B statüsünde kadro ilan etmiştir.
Bugün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı vb. kurum ve kuruluşlarla yaptığımız çeşitli görüşmelerde özellikle bakanlıkların Ar-Ge birimlerinde biyologların mutlaka bulunması gerektiği, araziye çıkıldığı zaman biyologlara çok gereksinim duyulduğu gerçeği ifade edilmektedir. Keza ilgili bakanlıklar çeşitli zamanlarda yapılan toplantılara biyolog akademisyenleri çağırmakla birlikte genelde bu geçici bir çözümden öteye gitmemektedir.

4. Ayrıca kamuda KPSS sonucunda Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurumlarında
görev alacak biyolog sayısı da her geçen yıl giderek azalmaktadır. Son dönemlerde hastanelerde istihdamları noktasında da ciddi sıkıntılar doğmuştur, özellikle özel hastaneler ve laboratuarlar 4 yıllık fakülte mezunu biyologların yerine daha cüzi ücretlerle 2 yıllık Sağlık Meslek Yüksek Okulları mezunlarını çalıştırmaya başlamışlardır. Sağlık Bakanlığında görev yapan biyologlar yardımcı sağlık personeli statüsünde sayılmakta birçok sektörde ise yasal düzenlemeler yapılmadığından asgari ücretlerle çalıştırılmakta ve haksızlığa uğramaktadırlar.

Buna ek olarak 30.Nisan.2012 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın sorusu üzerine YÖK tarafından üniversitelere de gönderilen bir yazı ile “Sağlık Bakanlığına bağlı insan sağlığında hizmet veren tıbbi laboratuarlarda (mikrobiyoloji veya biyokimya) ve merkezlerinde diğer bazı 4 yıllık fakülte mezunları ile birlikte Biyoloji Bölümü mezunlarının da 2 yıllık yüksek okul mezunu Tıbbi Teknikerlerle aynı işi yapabileceklerine” dair alınan kararı iletmiştir. Adı geçen birçok en az 4 yıllık bölüm mezunlarının 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunlarıyla eşdeğer görev almalarını savunmak çok büyük bir yanlışlıktır.

5. Bilimin ve teknolojinin hızla geliştiği ülkelerde yüzyılın mesleği olan biyoloji bilim
dalının ve biyologların; ülkemizde neredeyse hiçbir değerinin olmadığı, öğrenciler ve çalışanlar, boşta kalanlar ve bu bölümü daha sonra seçecek olan gençlerimizce gözde bir meslek olmadığı gibi yanlış ancak düzeltilebilir bir kanı, kamuda çıkan mevzuat ve uygulamalarla giderek artmaktadır. Öğrencilerimizin ve öğrenci adaylarımızın gelecek kaygılarını giderecek hukuki iyileştirmelerin yapılması için adım atılması gerekmektedir.

6. Biyologların faaliyet göstermeleri gereken alanlar maalesef başka meslek grupları
tarafından adeta işgal edilmektedir. Öğretim programlarında biyoloji veya ilgili bir ders alan herkes kendisini bir biyologun yapabileceği her şeyi yapabilir sanmakta, kurum ve kuruluşlar da bu durumu teşvik etmektedir. Bu düşünce tarzı giderek özel sektörde de yaygınlaşmaktadır.

Oysa hiç şüphe yoktur ki ülkemizin konumu; korumamız ve sahiplenmemiz gereken biyolojik zenginliklerimiz; susuzluk, çevre kirliliği ve küresel ısınmaya bağlı sorunların durdurulamaması; keza yakın ve uzak geleceğimizde ulusal çıkarlarımızın korunması açısından biyolojinin kapsamı ve önemi her geçen gün inanılmaz bir hızla artmaktadır. Dünyadaki çağdaş ve modern yaklaşımlı gidişe katılmamız yaşam boyu biyoloji eğitimi, biyologların istihdamı ve özlük haklarının kesin hatlarıyla belirlenmesi konusunda ivedilikle davranmamız gerekmektedir ve sorumluluğumuz artmıştır.

7. Biyoloji bölümlerinin tercih edilmesi için mesleğimizin orta öğretim seviyesindeki
öğrencilere yeterli tanıtımının yapılması gerekmektedir. 4+4+4 sisteminde son 4 yıllık programda görev alacak Biyoloji Öğretmenlerinin Biyoloji Lisans programı mezunu olması ile ilgili yapılan son çalışmalar çok yerindedir.

Eğitim Fakültelerinin sayıları ve kontenjanları da atanamayan öğretmen fazlası nedeniyle önemli bir sorun olmakla birlikte daha önemli bir diğer sorun da bu fakültelerdeki öğretim programlarının ağırlıkla eğitim bilimleri kökenli olması ve mezunların maalesef yeterince alan bilgisine sahip olamamalarıdır. Oysa orta öğretimdeki öğrencilerin yaşam bilimleri konusunda daha donanımlı eğitim almalarının sağlanması gerekmektedir.

Çoğu Eğitim Fakültesi bilindiği üzere temel bilimler ile ilgili kadrolar açısından oldukça zayıftır ve bu OLGU ülkenin bugününe ve geleceğine yön verilmesi açısından zarar vermektedir. Nitekim Milli Eğitim Bakanlığının “Eğitim Bilimleri Kamu Personeli Seçme Sınavlarında artık öğretmenler için alan bilgisinin de ölçüleceği bir sınav sistemine geçilmesi ile ilgili uygulama başlatacağını” ifade etmesi de çok yerinde bir karardır.

8. Öğrencilerimiz gelecek kaygısı ile fakültede geçirmeleri gereken zamanın büyük
bir kısmını ALES ve KPSS kurslarında geçirmektedirler. Aynı uygulamanın yani önceliğin alan bilgisi sınavlarına verilmesi gerekliliğin biyologların görev alacağı bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak atamalar için de geçerli olması talebimiz vardır; çünkü alan bilgisi verilen her türlü hizmet ve görev kapsamında en önemli kriter olmalıdır. Kamu Personeli Seçme Sınavında biyologlar gibi bütün bilim dalları ile ilgili alımlarda tarih, coğrafya vb. gibi sorular yerine alan bilgisi soruları öncelikli olarak yer almalıdır.

9. Avrupa Birliği ülkelerinde biyologların hangi sektörlerde hangi alanlarda çalıştıklarını gösteren bir tablo ekte sunulmuştur (Ek 1).

Biyoloji Bölüm Başkanları ve bölüm akademisyenlerinin katılımları ve görüşleri doğrultusunda hazırlanan bu raporda sonuç olarak:
Gelecek kaygıları taşıyan, kuşkulu; mesleki bilgi ve becerilerini yeterince öğrenemeyen ve/veya yansıtamayan; mutsuz – umutsuz genç biyologlar yerine doğru bilimsel bilgilerle, bilimsel strateji ve yöntemlerle donanmış, ülkemizin ihtiyaçlarını gözeten, geleceğe güvenle bakan, bilgisi ve morali yüksek genç biyologların mezun olarak ülkemizin öz kaynaklarını daha özgün, daha özgür ve daha verimli değerlendirebilmesi için gereğini bilgilerinize ve tensiplerinize arzederiz.

Doç.Dr. Alev Haliki UZTAN
Türkiye Biyologlar Derneği Genel Başkanı .
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi
Biyoloji Bölümü Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji
Anabilim Dalı 35100 Bornova-İZMİR

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

4 Yorum

Yorum yap
  1. Bu  konuda emek veren herkesin ellerine sağlık..Çok güzel yerlere değinilmiş, Biyoloji bölümünün bütün sorunlarını içeren kapsamlı bir yazı olmuş.Umarım güzel sonuçlar alınır..

  2. Yerinde ve zamanında yapılan bir çalıştay oldu. Akademisyenler sessiz kalmamalılar artık. Bir araya gelindiğinde ve çözüm bulunmak istendiğinde hiç bir sorun çözümsüz kalmaz her şeyin üstesinden gelinebilir. Umarım bundan sonra böyle güzel çalışmalara bir süreklilik kazandırılır. 

  3. Bence YÖK tamamen ortadan kaldırılmalı her türlü engelin başınında muhakkak YÖK bulunuyor bu kurum batılılar emperyalist lerin bilimin gelişmemesi için bize dayatılan bir kurum sadece o mu üst kurul niteliği taşıyan bütün kurumlar ülkeleri kapitalizmin kıskacında almak ve batının hesapları adına kontrol etmek için kurulmuştur (radyo ve televizyon üst kurulu gb)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir