Populasyon, Kommunite, Süksesyon ve Ekosistem nedir?

Çevremizde gelişen olaylardan olumlu ve olumsuz etkilenen varlık olarak bizlerin, bu olayları değerlendirebilmek için çevremizi bir bütün olarak bilmemiz gerekir. Ekoloji biliminin son yıllarda benimsediği bir basamaklandırma sistemini burada vermek yararlı olacaktır. Ünitenin başından bu yana canlı bireyleri etkileyen biotik ve abiotik faktörler tanıtılmaya çalışıldı. Oysa canlılar yaşamlarını canlı ve cansız çevre ile bir bütün olarak sürdürürler. İlk bakışta gereksiz gibi görünen canlılar bile bu bütün içinde bir yere ve role sahiptirler. Bu bütünlüğü değerlendirebilmek için populasyon, kommunite ve ekosistemtanımlarının bilinmesi yararlı olur.

Populasyon

Belli bir bölgede, belli bir zaman diliminde yaşayan ve aralarında gen alış verişi olan bireyler topluluğuna populasyon adı verilir. Belli bir coğrafik sınır içinde yaşayan, aralarında gen alışverişi olan ve verimli döller oluşturan populasyonlar ise tür olarak değerlendirilirler. Bir türün populasyonları birbirinden fiziksel olarak belirlenen sınırlarla ayrılmışlardır. Örneğin iki farklı gölde yaşayan sazan balığı topluluğu farklı sazan populasyonları olarak değerlendirilir.

Populasyon içindeki bireylerin dağılışı, yoğunluğu, biyokütlesi, yaş dağılımı, eşeylerin oranının bilinmesi önem taşır.
Örneğin ele aldığımız populasyondaki yaş dağılımı bize onun gelecekteki durumu hakkında bilgi verir. Günümüzdeki çeşitli devletlerdeki bireylerin yaş dağılımı ile örneğimizi somutlaştırabiliriz. Gelişen populasyonlarda, üretken öncesi yaş grubundaki bireylerin sayısı üretken ve yaşlı bireylerden fazladır. Yaş dağılımı dengeli olanlarda nüfus sabit kalırken, gerileyen populasyonlarda üretken öncesi yaş dönemindeki bireyler diğerlerinden daha azdır. Bu durumda zaman içinde nüfusun azalması beklenir. Aynı izleme yöntemi ekonomik önem taşıyan herhangi bir populasyona uygulanarak ilerideki yıllara yönelik bir planlama yapmak mümkün olabilir.

Populasyonda mevsim gibi periyotlara bağlı olarak değişimin gözlenmesi de hem doğal denge hem de ekonomik açıdan önem taşır.

Kommunite

Kommunite, belli çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayan bitkisel ve hayvansal populasyonların meydana getirdiği topluluk olarak tanımlanır. Kommuniteyi bitkisel, hayvansal ya da her ikisine ait populasyonlar oluşturabilir. Bulundukları ortama göre kommuniteleri karasal, denizsel ve tatlısu olmak üzere üç büyük başlık altında toplamak mümkündür.
Bu birim içindeki tür çeşitliliği, belli bir alanda bulunuş şekilleri, bulunuş sıklıkları, canlılık durumları, belli bir kommuniteye ait olup olmayışları kommunitelerin özelliklerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerdir.

a) Besin Zinciri ve Besin Ağı

Besin ve beslenme ilişkileri kommunitede önemli bir yere sahiptir. Daha önce de tanımlandığı gibi bitkiler ototrof olmaları nedeni ile bulundukları ortamda primer üretici durumundadırlar. Çok basit anlamda düşünürsek bir kommunitede primer üreticiler besin zincirinin ilk halkasını oluştururlar. İkinci halka ise onları tüketerek enerji gereksinimlerini sağlayan otobur hayvanlardır. Etobur hayvanlar otoburları yiyerek zincirin üçüncü halkasını meydana getirir. Bunları yiyenler dördüncü halkada yer alırlar. Son halkada ise bakteri ve mantarlar yer alır ki, her türlü artığın ayrıştırılmasında rol oynarlar.

Bu zincir basitçe enerji akışını açıklamakla birlikte hayvan türlerinin çok değişik yapıdaki besin türlerini kullanmaları nedeni ile besin ilişkilerini tanımlamada yeterli olamamıştır. Birçok hayvan türü yaşamlarının değişik evrelerinde farklı besinler alırlar. Basit bir zincir bu karmaşık besin ilişkisini tanımlamada yetersiz kalır. Besin ağı kavramı da bu ihtiyaçtan doğmuştur. Besin ağının içinde zaman zaman kesişen birçok zincir bulunur. Kutup bölgelerinde olduğu gibi besin ağı bazen karasal ve sucul ortamlarda yaşayan organizmalar arasında bile kurulabilir.

b) Süksesyon (Sıralı Değişim)

Belli bir bölgedeki türlerin zaman içinde birbirini izleyerek ortaya çıkışına süksesyon adı verilmektedir. Dersin konusu ile ilişkili olduğu için şöyle bir örnekle açıklayabiliriz: Çıplak bir kaya yüzeyinde birçok bitki ve hayvanın gelişip yaşaması imkansızdır. Buraya önce çok özel ekolojik koşullara uyum gösterebilen likenler yerleşir ve metabolik faaliyetleri sırasında ürettikleri liken asitlerinin yardımı ile kayanın milimetreler boyutunda parçalanmasına yol açarlar. Oluşan bu toprak taba-kası üzerinde karayosunlarının yerleşip gelişmesi mümkün olur. Karayosunlarının arasında bazı küçük böceklerin de yuva yaptığı görülür, ölü artıklarla birlikte kalınlaşan toprak tabakası bazı otsu bitkilerin gelişmesine, onların arasında ve topraktaki bazı hayvanların gelişimine olanak sağlar. Daha sonraki aşamalarda çalımsı ve odunsu türlerin yerleşmesi ile süksesyon en üst kademeye, klimaksa ulaşmış olur. Bitkilerin sıralı değişimine bağlı olarak ortamda yerleşen hayvan türleri de değişip çeşitlenir.

Süksesyon olayı çok yavaş ilerlemekte ve birçok faktör tarafından olumsuz yönde etkilenmektedir. Çevremizde gördüğümüz bitki örtüsü ve doğal ormanların oluşumu binyıllarla ifade edilen basamakların sonucudur. Bu durumda insanların olumsuz etkisi çok uzun bir zamanın geri alınmasını anımsatan sonuçları doğurur. Orman yangınları bunun en üzücü örneklerinin başındadır. Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde keçilerin ağaçların boylanmasını engelleyip doğal süksesyonu engellemesi de bir başka olumsuz örnektir.

Ekosistem

Ekosistem terimi, belli bir bölgede yaşayan canlılar ve cansız çevrenin oluşturduğu bir bütünü ifade eder. Bu bütünün içindeki canlılar birbirleri ve cansız çevre ile devamlı bir ilişki halindedir. Ekosistemin canlı birimi kommunitelerdir. Cansız kısmını ise iklimsel, edafik faktörler ile kimyasal maddeler oluşturur. Örneğin, akarsu, göl, orman, step ekosistemlerinde canlılar ve cansız çevre karşılıklı iletişim içindeki birer birimdir.

Ekosistemdeki canlı ve cansız çevre arasında hiç durmaksızın süren bir madde ve enerji akışı görülür. Canlıların yaşamı için temel anlamda ihtiyaç duyulan karbon, azot, fosfor, oksijen, kükürt, kalsiyum, magnezyum, potasyum, klor gibi maddelerin canlı bünyesi ve cansız ortamda tamamladıkları döngünün doğal dengesinin bozulmaması tüm canlılar için büyük önem taşır.

Bilindiği gibi uygarlığın ilerlemesi ile birlikte insan doğaya çeşitli kaynaklardan ürettiği birçok yapay madde atmıştır. Bu bileşiklerin bir kısmı mikroorganizmaların etkisi ile zararsız forma dönüştürülmektedir. Ancak bazı bileşiklerin zararsız forma dönüştürülebilmesi imkansızdır. Bu durumda besin zincirinin halkalarındaki canlılarda bu maddeler birikmekte, kısa ve uzun vadede canlı bünyesinde hasarlara yol açmaktadır.

Sadece kimyasal maddelerin değil, yaşam için temel nitelikteki suyun döngüsünün de sağlıklı olarak sürdürülmesi doğal denge için büyük önem taşımaktadır.

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir