Hayvan olmanın dayanılmaz acısı

1931 yılında Hollanda Lahey’de oluşturulan Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu‘nu tarafından ilan edilen  4 Ekim‘i Hayvanları Koruma Günü ‘nde konuya ilişkin bilinçlendirme, farkındalık çalışmaları her ülke ve şehirde farklı etkinliklerle sürdürülmektedir. Dünya’nın tek hâkimi olarak kendini gören insanoğlu ve insan kızları  doğaya yenik düştükleri zamanları ve hor gördükleri hayvanlarda olduğu gibi içgüdülerine yenik düştüklerini nedense görmemeye, anlamamaya çalışmaktadır.

Dünyamızı paylaştığımız hayvanlar yırtıcı ya da değil, olmasaydılar ne kadar sıradan olurdu bu dünya kim bilir… En basitinden bir arının bize verdiği tatlı armağanı olan ” bal”ı bir düşünelim. Anne olan hayvanları bir düşünelim. Hiç kimsenin anne olmayı öğretmediği hayvanlar sahip oldukları temel içgüdülerini takip ederek insanlara bile ders olabilecek nitelikte annelik görevlerini yerine getirmektedir.

Daha birkaç gün önce İstanbul’un Arnavutköy ilçesine bağlı Bolluca ormanlarında yüzlerce köpek zehirlendi. Neden ve kimlerin yaptığının bilinmediği bu olayın ne kadar insanlık dışı olduğu açıktır. Büyük ihtimal o insanlar da Hayvanları koruma günü adına basmakalıp bir şeyler söyleyerek bu günü geçiştirecektir.

Son yıllarda sıklaşan hayvanlara taciz, sebepsiz eziyet olaylarını göz önüne alırsak ne kadar korunmaya muhtaç olduklarını görmemezlikten gelebilir miyiz? Bizler yardım çığlıkları atıp belki onlara göre sesimizi daha rahat duyurabilir yardıma ulaşabiliyorsak, onlar bu durumdan bir o kadar yoksundur. Seslerine kulaklar kapanır, bahçelere yavrulayan kediler sokağa bırakılır, evdeki yemek artıkları çöpe dökülür de bir kap yemek onlara çok görülüyorsa insanlık nereye gitti, sadece kendi yavrularını koruyup da gerisini görmezlikten gelmek gerçek annelere, o çocukların dünyaya gelmesine vesile olan babalara ne derece yakışır sizlere soruyorum. İnsanlığı çıkmış olduğu uzun tatilden geri getirmenin zamanıdır.

Sadece bizler can taşımıyoruz, anneliğin güçlü koruma duygusunu sadece biz dişi insanlar yaşamıyoruz. Çevrenize şöyle bir bakın, yavruların hangi canlının yavrusu olursa olsun kendini anne kokusuyla ve temasla ne kadar güvenli hissettiğine tanık olun ve düşünün lütfen. Hayvan da olsalar onlar da bir annedir, onlar da ne pahasına olursa olsun yoğun koruma duygusuna sahiptir. Bu 4 Ekim’de bir kediciğin, bir minik köpeğin ya da taze bir annenin başını okşayınız, tatlı bir söz söyleyiniz. Hiç birini yapamıyorsanız sadece düşünün ve o güzel enerjinizi yayınız evrene,çevrenize. Çocuklarınıza öğretiniz, tanıtınız… Bir kap suyunuzu koyunuz kapı önünüze, balkonunuza, bir dükkân önüne… Bir lokmanızı da onlara ayırın.

Bugün size hayvanlardan bir mektup getirdim:

HAYVANLARDAN AÇIK MEKTUP

( Hayvan oğlundan İnsanoğluna açık mektuptur.)

Biz hayvanız, anlamaz sanırsınız ama sevgiyi, nefreti anlarız. Bizden korkup yolunuzu değiştirmeyin, bize zarar vermezseniz kendimizi savunmak zorunda kalmazsak size bir zararımız dokunmaz. Bizi sevin, okşayın. Bu dünyayı sizinle birlikte paylaştığımızı unutmayın lütfen. Bu dünya hepimizin. Kuş cıvıltılarını hiç duymadığınız, miyavlamalarımızın olmadığı, bizi okşadığınızda mutlulukla sallanan kuyruklarımızı hiç görüp tanımamış olduğunuzu düşünün. Bizsiz tadı olur muydu bu dünyanın? Arıyız, balımızı veririz, kediyiz mutlu mırıltılarımızı dinlersiniz; köpeğiz dostluğumuzu paylaşırız,
ava birlikte gideriz; atız, katırız eşyanızı, sizi taşırız, tarlanızı süreriz; balığız sağlığınız için yararlıyız; Japon’uz, Lepistes’iz akvaryumunuzu süsleriz; kanaryayız, muhabbet kuşuyuz, eve girdiğinizde sizi sevinçle karşılarız. Kelebeğiz, kimimizin ömrü bir gün, ipek böceğiyiz, ipeğimizi verir sizi giydiririz… Sirklerde size hoş saatler geçirtiriz ama eğitilinceye kadar da acılar çekeriz. Lütfen bizi sadece beslemeyin aynı zamanda biraz sevin, incitmeyin. Postumuzu çıkarıp bizden kürk yapmayınderimizi soyup çantakemerayakkabı yapmayınBunlar size fazladan prestij kazandırmaz. Sadece biraz sevin ve düşünün…

Siz bizi sevmeseniz de biz sizi çok seviyoruz. Bizden aldığınız sokakları, ormanları işgal ettiniz, apartmanlarla donattınız, yaşama alanlarımızı elimizden aldınız. Bize kucak açın şimdi, evlerinizde yer ayırın. Bizi sahiplenin. Bir tas su bırakın balkonunuza, evinizin önüne. Artık yemeklerinizi ekmeklerinizi çöplere atmayın, bizi düşünün. Yavrularımız olduğunubizlerin de bir ana olduğunuonları koruma ve doyurma içgüdümüz olduğunu unutmayın. Bize ve onlara yardımcı olun incitmeyin, sizler de çocuklarınızı eğitin, bizi sevdirin. Toplumunuzu bilinçlendirin. Biz hayvanız, anlarız.  Sevginizi, nefretinizi daha pek çok şeyi.

Depremleri önceden sezeriz ama  nedensiz ve zevk alırcasına atılan bir tekmenin  nereden ne zaman geleceğini sezemeyiz. Lütfen bizi koruyun, incitmeyin, bize zarar gelmesine engel olun. Hepinizi çok seviyoruz biz. Ve yeniden diyoruz ki ‘’ Bu dünya hepimizin, onu sizinle paylaştığımızı unutmayın.’’ Sizleri sevgiyle yalar, okşarsanız gözlerinize pırıl pırıl bir sevinçle bakar, sıcaklığınızı dostluğunuzu daha iyi hissetmek, güven duymak için size sürtünürüz. Patimizi uzatıyoruzsiz de uzatın ellerinizi bizeBizi görmezlikten gelmeyinyokmuşuz gibi davranmayıncanımızın acıyacağını unutmayınkarnımızın acıkacağını ve yavrularımıza süt verdiğimizi de

Bizi her zaman çok sevmiş Lale ablamıza, Nilgün ve Zübeyde ablamıza, Kerem abimize ve onun kadar duyarlı ve bizim için mücadele veren arkadaşlarına, bize tercüman olan Müşerref ablamıza ve bizi seven koruyan herkese çok teşekkür ederiz, hepinize minnettarız.

Sevgilerimizle…

Yazan: Dünyayı sizinle paylaşan tüm hayvanlar

4 Ekim 2011-10-04 Müşerref Özdaş

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir