FMF, AAA, Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalığı nedir?

FMF, AAA, Ailesel Akdeniz Ateşi Hastalığı nedir?

Ailesel Akdeniz Ateşi (AAA), tekrarlayan ateş ve periton, sinoviyum yada plevra enflamasyonu ile karakterize otozomal resessif bir hastalıktır. Karın ağrısı en belirgin özellik olmakla birlikte hastaların bir kısmında da artrit bulguları ön plandadır. Vaskülit ve amiloidoz hastalığın dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan yönleridir. Amiloidoz, böbrek yetmezliğine yol açabilmesi sebebiyle, en mühim komplikasyonudur. Sadece kolşişin tedavisi ile AAA atakları azaldığı hatta kaybolduğu şeklinde amiloidoz gelişme riski de azalmıştır.

Internasyonal AAA Konsorsiyumu ve Fransız AAA Konsorsiyumu 1997 senesinde 16. kromozomun kısa kolunda bulunan 115 kilobazlık AAA bölgesinden bir aday gen klonladı (MEFV- Mediterranean Fever) ve hastalıkla ilgili üç mutasyon saptadı. Bu genin 3.7 kilobazlık bir transkript kodladığı ve yalnız olgun granülositlerde ifade bulmuş olduğu yayınlandı. Gen, 781 aminoasitten oluşan ve pirin (marenostrin) olarak adlandırılan bir protein kodlamaktadır. Bu proteinin bulunması ile hastalığı tetikleyen çevre etkenlerinin daha iyi tanımlanabileceği düşünülmektedir. Araştırmalar hastalığa ilişik değişik klinik bulguların değişik mutasyonlardan kaynaklanabileceğini göstermiştir. Mesela met649val mutasyonu sistemik amiloidozlu olgularda daha sık gözlenirken val726ala mutasyonu amiloidozun ön planda olmadığı olgularda daha sık rastlanmaktadır.

Müracaat Sebepleri
· Klinik olarak AAA bulgularının olması,
· Klinik olarak konulmuş olan tanının genetik araştırma ile doğrulanması,
· Ailede AAA öyküsü olup öteki aile bireylerinin durumu ile ilgili informasyon sahibi olma isteği,
· Hastalığın prognozu ile ilgili ön data edinmek (ör. amiloidozis gelişme riski yüksek hastaların belirlenmesi).

Kontrol
· MEFV geni PCR ile çoğaltılıp mutasyon incelemesi yapılır.

FMF (Ailesel Akdeniz Ateşi) çoğu zaman Akdeniz ülkeleri halklarında (daha fazlaca Türk, Arab, İsrailli ve Ermenilerde) görülen, otozomal resesif geçişli genetik (kalıtımsal) bir hastalıktır. Birbirinden bağımsız iki ayrı klinik tablosu vardır:

1-Ani başlamış olan ve kısa süreli karın,göğüs yada eklemlerde ağrı ile beraber ateş olması,

2-Genç yaşta bile böbrek yetmezliğine niçin olabilen böbrek amiloidozu.

Emareler genç yaşta ortaya çıkar; hastalığın başlaması hastaların yarısında 10 yaşından öncedir.Son olarak araştırmalara bakılırsa Pyrin geninin mutasyonunun FMF’e yol açmış olduğu saptansa da hastalığın gerçek sebebi hala bilinmemektedir.

FMF tanısı klinik bulgular, ailede bu hastalığın varlığı öyküsü, muayene ve (bilhassa atak esnasında meydana getirilen)laboratuvar incelemeleri ile konur. Ana-babadan alınan kan ile yapılacak genetik incelemenin tanı koymadaki kıymeti sınırlıdır ve pek bir önemi yoktur çünki hastaların % 80 ‘inde hastanın kendi geninde mutasyon (değişim) olmakta ve ana-babasından almış olduğu gen değişmektedir. Gene de bazı vakalarda genetik araştırma doğru netice verebilir ve tanı koymada yararlı olabilir.

Amiloidoz daha oldukça asla tedavi görmemiş FMF hastalarında görülür.Bu durum idrarda protein çıkışının rahat bir idrar tahliliyle saptanmasıyla hastalığın erken döneminde teşhis edilir.

Bu hastalığın tedavisinde Kolşisin kullanılır.Bu ilacın dozu günde 1-2 mg dır ve devamlı kullanılmalıdır. İlaç FMF için artışmasız yararlıdır; (devamlı kullanımı halinde) hastaların çoğunda atak oluşmasını ,nerede ise tüm hastalarda da amiloidozun aşlamasını önler. Ne var ki böbrek şikayeti olmayan hastalarda ve kolşisin kullanmaya başlamadan ilkin amiloidoz gelişmiş olan FMF’li hastalarda da amiloidoza rastlanılmaktadır.

Kolşisin’in atakların ve amiloidozun oluşumunu iyi mi önlediği bilinmemektedir. Fakat şu gerçek bilinmektedir ki; kolşisin kullanmasına karşın sık atak geçiren fakat amiloidozun duraklatıldığı hastalarda, ilacın FMF ataklarını önlemedeki tesiri ile (amiloidozda böbrekte anormal olarak biriken madde olan) amiloid yapımını durdurucu tesiri içinde hiçbir ilişki bulunmamaktadır. Kolşisin tedavisi FMF hastaları için en güvenli ve uygun seçenektir.

Primer infertilite (sebebi meydana getirilen araştırmalara karşın bulunamamış kısırlık), FMF’li kişilerde düzgüsel kişilere gore daha çok görülür. Ek olarak FMF’li hanımefendilerin düşük yapma ihtimali düzgüsel bayanlara nazaran daha fazladır ; (amiloidoz ve ağır seviyedeki böbrek yetmezliğinin anne ve bebek için birçok tehlikeler oluşturması sebebiyle) amiloidozu olan FMF hastalarına hamile almamaları önerilir.

İlacı kullanan hastaların çocuklarında Kolşisin’in herhangi bir teratojenik etkisine rastlanmamasına karşın, tüm FMF’li gebelerde (bebekte ilaçtan dolayı gelişebilecek herhangi bir sakatlığın vs tesbiti için) “amniosentez” yapılır. (Amniosentezde; hususi bir yöntemle bebeğin beslenmesini elde eden plasenta içindeki amnion sıvısından örnek alınarak bebekte gelişebilecek herhangi bir hastalık yada amnormal bir durumun varlığı araştırılır.)

Ek olarak fetusda kromozom anomalisi olup olmadığının araştırılması için “karyotip analizi” yapılır.

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

1 Yorum

Yorum yap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir