Biyologlardan Çevre ve Şehircilik Bakanına MEKTUP

 

Sayın Erdoğan BAYRAKTAR
T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kurulması ve yapılandırılması aşamalarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri 8 Ağustos 2011 tarihli 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hükme bağlanmış; bu bağlamda Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurullarını ayrılmıştı. Bakanlığınıza bağlı bir birim olarak kurulan TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURUL ve KOMİSYONLARINDA çalışacak meslek grupları da 17 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete‘de yayınlanmıştı.

Bu kanunda “Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarının veya ilgili Müsteşar Yardımcısının başkanlığında, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış BİYOLOG, peyzaj mimarı, ziraat, çevre, orman ve su ürünleri mühendisleri ve hukukçular ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülecek uzmanlardan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin başkanlığında, aynı meslek alanlarından yeterli sayıda uzmanın katılması suretiyle yeteri kadar Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir” maddesi yer almaktaydı ve yürürlüğe girmişti.

Sn. Bakanımız birçok kez yapmış olduğunuz açıklamalarda özellikle sit alanları üzerindeki değişikliklere ilişkin olarak “tedirgin olmaya gerek yok, Türkiye‘nin doğal afetlerle ilgili risk düzeyinin üst seviyede bulunduğunu, bu riski yönetebilmenin ancak hızlı ve etkin teşhis ve müdahaleyle mümkün olabileceğini ” belirtmiştiniz. Yine siz Sayın Bakanımızın beyanlarında “Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulları‘nda doğal değerler ve biyolojik çeşitlilik konusunda bilgi sahibi olan BİYOLOG, orman mühendisi, su ürünleri mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi ve peyzaj mimarı istihdam edeceğiz” şeklindeki açıklamalarınız bizi mutlu etmişti. Ülkemiz topraklarının planlanarak imara ve kullanıma açılmasında ve doğal hayatın korunmasında gereken duyarlılığı gösterirken BİYOLOG’ların mesleki eğitimleriyle birebir örtüşen bir alanda görev alacak olmalarının ne kadar önemli olduğunun vurgulanması ve mesleğimizin nezdinizde gerçek yerini bulmasından da büyük memnuniyet duymuştuk.
Ancak 2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 662 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de önceki içeriğin tümüyle değişmiş olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız.

* MADDE 15: 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ek 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış biyolog, peyzaj mimarı, ziraat, çevre, orman ve su ürünleri mühendisleri” ibaresi, “söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi” şeklinde değiştirilmiş ve aynı cümlede yer alan “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin başkanlığında,” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

Sayın Bakanım, doğal SİT olarak ilan edilecek alanların biyolojik çeşitliliğini ortaya çıkaran meslek gruplarının başında en az 4 yıllık eğitim ve öğretim gören BİYOLOG’lar gelmelidir ve dolayısıyla konusunda daha da fazla eğitim alarak uzmanlaşmış biyologlar müdür olarak da yönetimi üstlenebilecek gereken niteliklere sahiptir.

1. Çünkü ülkemizde Biyologlar; Ekoloji, Anatomi (Bitki Anatomisi ve Hayvan Anatomisi), Histoloji, Sitoloji, Fizyoloji (Bitki Fizyolojisi, Hayvan Fizyolojisi. Mikrobiyal Fizyoloji ve Stres Fizyolojisi), Genetik (Prokaryot ve Eukaryot Genetiği), Moleküler Biyoloji, Organik Kimya, Biyokimya, Genel Mikrobiyoloji, Laboratuar Teknikleri, Deniz Biyolojisi, Hidrobiyoloji, Bitki ve Hayvan Coğrafyası, Biyolojik Çeşitlilik gibi temel dersler uzantısında Gıda Mikrobiyolojisi, Entomoloji, Epidemiyoloji, Hijyen ve Sanitasyon, Embriyoloji, Endokrinoloji, Hücre ve Doku Kültürü, İmmünoloji, Mikoloji, Bakteriyoloji, Viroloji, Protozooloji, Parazitoloji, Tohumsuz ve Tohumlu Bitkiler Sistematiği, Omurgasız ve Omurgalı Hayvanlar Sistematiği, İhtiyoloji, Tıbbi Bitkiler, Ekotoksikoloji ve Çevre Sağlığı, Çevre Mikrobiyolojisi, Vegetasyon Bilgisi, Atık Sular ve Arıtımı, Biyoistatistik, Biyoinformatik, Biyoteknoloji, gibi çağımız gereklerine göre düzenlenmiş çok önemli derslerle donanarak mezun olmaktadırlar. Ayrıca ilgili bir alanda uzmanlaşma isteği gösteren biyologlar daha da ayrıntılı ve uygulamalı özel dersler alarak, ayrıca araştırmalar yaparak bilgi birikimlerini mükemmelleştirmektedirler.

2. Çünkü dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde “Biyolog bütün canlı varlıkları, birbirleri ve çevreleri ile olan etkileşimlerini bilimsel yöntemlerle inceleyen, bu yöntemler sonucunda elde ettiği verileri sağlık, eğitim, tarım, orman, çevre, gıda, endüstri, biyoteknoloji, biyogüvenlik vb. alanlarda uygulayan ve uygulatan, sonuçları rapor haline getirerek imzalama yetkisine sahip olan kişi” olarak tanımlanmaktadır.

3. Çünkü dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde Biyoteknoloji, Biyogüvenlik, Biyoçeşitliliğin Korunması, GDO Sorunu, Biyogaz-Biyodizel, Biyorafineriler ile Moleküler Biyoloji – Genetikteki Hızlı Gelişmeler, Küresel Isınma Sorunu vb. BİYOLOG mesleği öncülüğünde sürdürülmektedir.

4. Çünkü dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde BİYOLOJİ bilimi giderek daha gözde, aranılır ve çok ihtiyaç duyulan bir meslek olarak çok ama çok önemlidir ve ülkemizde de Biyologlar alanında yetkinliğini gösterme olanaklarını buldukça gerçek değerlerini daha çok kanıtlayacaklarından asla şüphemiz yoktur.

Özellikle alanda uzmanlaşmış Biyologlar tabiat varlıklarını yani tüm canlı varlıkları inceleyen doğa bilimciler olarak yetiştirilmelerine rağmen bu uzman meslektaşlarımızın Tabiat Varlıklarını Koruma ile ilgili kurul ve komisyonlarda yönetim görevini üstlenemeyecekleri gibi bir yaklaşımın hangi verilere dayandırıldığını anlamakta gerçekten çok zorlanıyoruz.

5. Çünkü Mimar, Şehir Plancısı, Orman Mühendisi ve Çevre Mühendisi bu alanda BİYOLOG’ların temel bilgi verileri üzerine uygulama yapan alanları olmalıdır. Maalesef öğretim programlarında birkaç tane biyoloji ile ilgili bir ders alan herkes kendisini bir biyologun yapabileceği her şeyi yapabilir sanmakta, ayrıca yine üzülerek ifade ediyoruz ki kurum ve kuruluşlar da bu durumu adeta teşvik etmektedir.

Sayın Bakanım, yukarıda belirttiğimiz tüm somut veriler ışığında TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURUL ve KOMİSYONLARINDA VE YÖNETİMİNDE diğer ilgili ve ortak çalışma yapılması gereken tüm mesleklerle birlikte BİYOLOG’ların da tekrar yerini alması; bilimsel birikimlerini ülkemiz yararına kullanmalarına olanak tanınması ve ayrıca mesleki itibarımızın nezdinizdeki iadesi hususunda gereğini tensiplerinize arz ederiz.

Alev Haliki Uztan
Türkiye Biyologlar Derneği Başkanı

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

1 Yorum

Yorum yap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir