Bitkilerin Sınıflandırılması

Bugün 500.000 civarında taksondan oluştuğu kabul edilen bitkiler dünyasını yedi bölümde toplama olanağı vardır. Bu bölümler ilkel olanlardan başlanarak, gelişmiş bitkilere doğru sırasıyla aşağıda görülmektedir.

Bacteriophyta: Bakteriler
Cyanophyta: Mavi yeşil su yosunları
Phycophyta: Algler, esmer ve kızıl su yosunları,
Flagellatae ve Diatomeae ler
Mycophyta : Mantarlar
Lichenes : Mantarlarla alglerin ortak yaşamından
oluşan bitkilerdir. Bağımsız bir bölüm değildir.
Bryophyta: Kara yosunları
Pteridophyta: Eğreltiler
Spermatophyta : Tohumlu bitkiler
GymnospermaeAçık tohumlular
Angiospermae: Kapalı tohumlular
Dicotyledoneae (Magnoliatae) : Çift çenekli bitkiler
Monocotyledoneae (Liliatae) : Tek çenekli bitkiler

Kitabın içeriğini oluşturan bitkiler bu sınıflandırmada en gelişmiş bölüm olan Spermatophyta içerisinde yer almaktadır. Bakteriler, mavi yeşil su yosunları, algler ve esmer kızıl su yosunları, Flagellatae ve Diatomeae’ler ile mantarlar Thallop­hytaadı verilen ilksel bitkileri oluşturmaktadırlar. Bun­ların kök, gövde ve yaprak gibi belirli kısımlara ayrıl­mayan vejetal yapılarına Thallus adı verilir. Kara yosunları, eğreltiler ve tohumlu bitkilerden oluşan, konumuz için asıl önemli olan bölüm ise Cormophyta(gövdeli bit­kiler) kütüğüne ilişkin olan bitkilerdir. Kara yosunları çoğu kez Thallophyta  kütüğü ile Cormophyta kütüğü arasında bir geçiş olarakta kabul edilmektedir.

Gövdeli bitkiler kütüğü de kendi içersinde Archegoni­atae (arkegonlu bitkiler) ve Antophyta(çiçekli bitkiler) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu sınıflamada kara yosunları ve eğreltiler arkegonlu bitkileri, Spermatophyta ise çiçekli bitkileri oluşturmaktadır.

Ünlü botanikçi Linné (L.) ise tohumlu bitkilere Phanerogamae - Açık, aleni üreyen bitkiler, ötekileri de Cryptogamae - Gizli üreyen bitkiler diye sınıflandırmakta, pek yerinde olmamakla birlikte bu adlandırma günümüzde halen kullanılmaktadır.

Cormophyta kütüğüne giren bitkilerin ortak ana özel­likleri, bunların çok hücreli oluşları ve kök, gövde, yaprak gibi belirli organlara sahip olmalarıdır. Bazıları dışında hemen hepsi autotroph, bir başka deyimle kendi kendini besleyebilen bitkilerdir. Ancak, sonradan parazit hayata uyum sağlayan CuscutaOrobancheCytinus gibi kimi tohumlu bitkiler heterotroph olarak yaşarlar. Çeşitli vejetatif yollarla üreyebilenler varsa da asıl üreme şekilleri eşeyseldir. Ayrıca, Cormophyta’larda su iletimini sağlayan borular oluşmuştur. Bu nedenle, bu bitkilere “İletim Borulu Bitkiler” adı da verilmektedir.

Halen dünyamız üzerinde yaşayan bitki taksonlarının, yaklaşık üçte ikisini tohumlu bitkiler oluşturmaktadır. Tohumlu bitkiler, tohumu taşıyan karpel ya da tohum pulu adı verilen değişime uğramış yaprakların, açık ya da kapalı olmasına göre açık tohumlular (Gymnospermae) ve kapalı tohumlular (Angiospermae) olarak iki alt bölüme ayrılmaktadır. BunlardanGymnospermae (Açık Tohumlular)’in tümü odunsu yapıda bitkilerdir. Angiospermae (Kapalı Tohumlular)’ın ise çoğunluğu otsu, diğerleride odunsu bitkilerden oluşmaktadır. Tohumlu bitkilerin odunsu taksonlarını inceleyen botanik bilim alt dalına Dendroloji denir.

Dendroloji iki ayrı latince sözcükten oluşmaktadır. Birincisi dendro (Dendros): Ağaç, ikincisi loji (Logia): Bilim olup, kısaca “Ağaç Bilimi” anlamına gelmektedir. Daha geniş bir tanımla dendroloji, orman endüstrisi alanında önem taşıyan, asal ve odun dışı ürünler veren doğal ve egzotik odunsu taksonların morfolojilerinden, doğal yayılış alanları ile yetişme yeri isteklerinden, odun yapılarına ilişkin kısa bilgilerden bahseden uygulamalı botanik bilim dallarından biridir. Dendrolojinin içeriğini tümGymnospermae’lerle, dikotil odunsu Angiospermae bitkileri, bir başka deyişle ağaç ve çalılar oluşturmaktadır.

Dendroloji iki ayrı latince sözcükten oluşmaktadır. Birincisi dendro (Dendros): Ağaç, ikincisi loji (Logia): Bilim olup, kısaca “Ağaç Bilimi” anlamına gelmektedir. Daha geniş bir tanımla dendroloji, orman endüstrisi alanında önem taşıyan, asal ve odun dışı ürünler veren doğal ve egzotik odunsu taksonların morfolojilerinden, doğal yayılış alanları ile yetişme yeri isteklerinden, odun yapılarına ilişkin kısa bilgilerden bahseden uygulamalı botanik bilim dallarından biridir. Dendrolojinin içeriğini tümGymnospermae’lerle, dikotil odunsu Angiospermae bitkileri, bir başka deyişle ağaç ve çalılar oluşturmaktadır.

Yukarıdaki tanımda geçen kimi sözcükleri açıklamak gerekirse, bilindiği gibi ormancılık işlevlerinde asıl amaç, bol ve sürekli biçimde odun ürünü almaya yöneliktir. Odun, kambiyum denilen üreyimli dokunun içe doğru vermiş olduğu sekonder ksilemdir ve orman endüstrisinde asal ürünü oluşturur. Bugün odunun 6000’den çok kullanım yeri vardır. Diğer taraftan, odunsu bitkilerin odunundan başka organlarından elde edilen ürünlere odun dışı ürünler denilmektedir. Örneğin palamut meşesinin bol oranda tanen içeren kadehi, sığla ağacından elde edilen sığla yağı (Styrax liquidus), Akdeniz defnesinin meyve ve yapraklarından elde edilen defne yağı (Oleum lauri) ve fıstık çamının yenen tohumları önemli odun dışı ürünler arasındadır.

Bu kitabın çoğunluğunu oluşturan egzotik bitkiler, doğal bitkilerin aksine yayılış alanları (areal) dışında, götürüldüğü yörenin ya da yetişme yerinin iklim, toprak ve diğer çevresel koşullarına uyum sağlayarak yetiştirilen, dış kaynaklı bitkilerdir. Bu tür bitkilerden özellikle hızlı büyüyen ve yetişme yeri istekleri bakımından kanaatkar olan kimi türler son yıllarda birçok ülkenin ormancılık çalışmalarına girerek başarı ile kullanılmaktadır. Diğer taraftan, büyük kentlerde geniş boyutlara ulaşan çevre kirliliğine dayanıklı olan birçok egzotik bitki de, park ve peyzaj alanlarında estetik ve rekreasyon amaçlı hizmet görmektedir.

Açık tohumlu bitki­ler (Gymnospermae)’in sayısı ancak 600–1000 arasındadır. Sayısal açıdan önemsiz gibi görülenGymnospermae’ler, dünya üzerinde kapladıkları alan ve ekonomik yönden binlerce taksondan oluşan kapalı tohumlu (Angiospermae) bitkilerle, dengeli bir işlev görmektedirler.

Türkiye’de doğal olarak yetişen Gymnospermae bitkileri tür düzeyinde 23, takson (alttür ve varyete) olarak 36 adettir.Angiospermae bitkilerinin sayısı ise 9000’i aşkın olup, toplam flora sayımız 11.000’lere ulaşmıştır. Bu sayı ile Türkiye, dünyanın zengin flora merkezlerinden birisidir.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Önceki yazıyı okuyun:
Kırmızı kan hücresi, eritrosit
Evet hepimizin bildiği ama neredeyse sadece fotoğraflardan görebildiğimiz “Kırmızı Kan hücreleri” olarak isimlendirilen eritrositlerimiz, Haris Bin Anis imzasıyla.

Evet hepimizin bildiği ama neredeyse sadece fotoğraflardan görebildiğimiz "Kırmızı Kan hücreleri" olarak isimlendirilen eritrositlerimiz, Haris Bin Anis imzasıyla.

Kapat