Bitki Araştırmalarının Evrimsel Biyolojiye Katkıları

Her organizma gibi bitkiler de yaşadıkları ortama uyum sağlayabilen canlılardır. İnsan eliyle kirletilen topraklar bitkiler üzerinde seçilim baskısı oluşturarak değişimi tetiklemektedir. Örneğin yüzyıllar önce terkedilen madenlerde yaşamayı başaran bitki türleri metal iyonlarının zararlı etkilerinden kurtulmak amacıyla çeşitli korunma mekanizmaları geliştirmişlerdir. Maden atıklarının bulunduğu bir ortamdan alınan Agrostis tenuis bitki türünün genetik içeriğinin değiştiği evrimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkarılmıştır (McNeilly, 1968). Yüzyıl gibi kısa bir süre içerisinde bitkiye zarar veren metallerin alınmasını engelleyen enzimleri kodlayan alleller seçilmiştir (McNeilly, 1968). Bizim için önemli olan bitkilerin geliştirdiği bu mekanizmaları genetik ve hücresel boyutta kavramaktır. Değişim sürecinin moleküler ve genetik detayları evrimsel mekanizmaların en güzel örneğini oluşturur.

Stres koşullarında sentezlenen koruyucu proteinlerin ifade edilmesi organizmanın genomunda yer alan ilgili genlerin açılmasına bağlıdır. Moleküler genetiğin açığa çıkarttığı yeni genler ve proteinler evrimsel biyolojinin gelişmesine çok önemli katkılarda bulunmaktadır. İlk olarak Drosophila’da (meyve sineği) keşfedilen ısı şoku proteinleri memelilerden bakterilere kadar tüm canlı gruplarında sentezlenmektedir. Bu proteinler hücre için önemli işlevlere sahip diğer proteinlerin etrafını sararak onların parçalanmasını veya bozulmasını önlerler. Çeşitli canlı gruplarında aynı proteinin bulunması tüm canlıların ortak bir atadan türediğini kanıtlamaktadır. Tüm bu verilerin yanı sıra bakteriler, arkealar, siyanobakteriler, memeliler ve mantarlar arasındaki protein dizi benzerlikleri ortak bir atadan gelen iki organizmanın ayrılma zamanına işaret etmektedir. Bilimsel veriler, geliştirilen yeni analiz yöntemleriyle elde edilmektedir. Çeşitli proteinler ve genlere dayalı araştırmalar biyolojinin temel taşı olan evrimsel biyolojiye katkıda bulunmaktadır.

Bu ve buna benzer daha birçok örnek verebileceğimiz evrimsel uyum konusu her geçen gün yeni çalışmalarla ufkumuzu genişletmektedir. Torunlarımız bizim hayal bile edemeyeceğimiz gelişmelere ve verilere tanık olabilir.

Bu kadar çok veriye sahip olan insanlığın evrim düşüncesine direnmesine rağmen evrim hala devam ediyor… Dogmatik düşüncelerimizden sıyrılıp evrime sarılmanın vakti gelmedi mi?

Kaynaklar

McNeilly T. and J. Antonovics. 1968. Evolution in closely adjacent plant populations. IV. Barriers to gene flow. Heredity 23, 205-218.

BİYOLOJİ- Campbell ve Reece (altıncı baskıdan çeviri) Palme Yayıncılık ANKARA, 2006.

Çeviri Editörleri: Prof. Dr. Ertunç GÜNDÜZ, Prof. Dr. Ali DEMİRSOY, Prof. Dr. İsmail TÜRKAN

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir