Ağır Metal Kirliliği

Ağır Metal Kirliliği

Metal kirliliği antik çağlardan bu yana görülmektedir. Sanayileşme ile kirlilik çok büyük seviyelere ulaşmıştır. Bilinen ilk kirlenme Japonya’da bildirilmiştir. Uzun zamanlardan beri süregelen bilinçsiz sanayileşme çalışmaları sonrasında kirlilik boyutları inanılmaz seviyelere yükselmiştir. Günümüzde ise bu zararlı içeriklerin azaltılması yada ortadan kaldırılmaları konusunda çalışmalar hız kazanmıştır. Kirlilik toprak, su ve hava ortamlarının yapıları üzerinde değişimlere yol açmaktadır. Bununla beraber bu ortamlar ile ilgili olan organizmalarda da aynı seviyede etki grupları içerisine girmektedirler. Havaya yayılan kirleticiler rüzgar, hava akımı gibi etkilerin nedeniyle uzak yerlere taşınabilmektedir. Su ortamında ise, kirleticiler durgun ortamlardaki seviyelerini arttırırken, nehir gibi oluşumlar ile taşınımları söz konusudur. En son olarak ise toprakta ağır metallerin birikmesi olarak karşımıza çıkarki bu etmen insanlık açısından çok büyük bir önem konusunu teşkil etmektedir.

Ağır metaller iki yolla çevremize yayılmaktadırlar.

Doğal yollar ile,
 

İnsan etkisi ile.
 

Termik santraller çevremize, hem katı ağır metallerle hem de gaz halindeki ağır metaller ile büyük tahribatlar vermektedirler.
Yakılan kömürlerin artıklarının doğaya bilinçsiz bırakılması, yapılması gereken ön işlemlerden geçmemesi ile daha da vahim bir durum ile bizi karşı karşıya bırakır. Aynı zamanda katı yakıtların yakılması sonucunda ise ortama çok büyük seviyelerde gaz halinde ağır metal partikülleri salınmaktadır.


Ağır Metallerin Sağlık Üzerine Etkileri

Havada bulunan gazların yalnızca %1-1.5’luk kısmı uçucu ağır metaller olmasına karşın bu maddelerin birikimleri günümüzde birçok rahatsızlığa neden olmaktadır. Bunun yanında toprak ve su kaynaklarına bulaşan ağır metallerin bitkiler tarafından alınarak ve bu ortamlarda gelişen canlılar tarafından absorblanması ile yine birikme yoluyla seviyelerinde giderek artmalar görülür. Maruz kalma süresi de hastalıkların sayısında artışa neden olmaktadır. Örnek olarak otoyolların yakınında ikamet eden insanların şehir dışında ikamet insanlara oranla daha fazla kanser olmaları gösterilebilir. Bu örnekleri arttırmak tabii ki de olası bir durumdur.

Hastalık Yapıcı Ağır Metaller

KURŞUN(Pb): Kurşunun kanda WHO tarafından belirlenen değerlerin üzerinde olması direk olarak motor ve duyu sinirlerini etkileyerek tepkilerin azalmasına neden olmaktadır.
Risk grubundaki kişilere örnek vermek gerekirse; akü fabrikasında çalışanlar, otoyol kenarında ikamet insanlar…

KADMİYUM(Cd): Kandaki artışı ile ilkin akciğer rahatsızlıkları görülürken, maruz kalma süresi arttığında(vücuttan atılımı çok zor bir elementtir) böbrek hasarlarına neden olmaktadır. Böbrekteki hasar ise önüne geçilemez bir durum halini almıştır.
Ayrıca akciğer ve prostat kanserlerinde kesin etkisi olduğu kanıtlanmış durumdadır.
Risk grubu; İşlemeli porselen tabaklarını kullanan kişiler, SİGARA kullananlar…

BAKIR(Cu): Bakırın fazla olması durumunda insanlarda ‘kusma, bulantı, diyare’ gibi belirtiler görülmektedir. Bakır miktarının dozuna bağlı olarak ölümler ve bilinç kaybı gibi durumlarda raporlarda belirtilmiştir. Bunun yanında kansızlık, gelişme geriliği, doğurganlıkta azalma da görülmetedir. Bakırın insanlara olan etkisinden çok tarımsal arazilerde fazlaca birikmesi gelişmeyi önleyici bir durumdur çünkü bakır partiküllerin fazlası direk olarak çökeldiğinden madde alınımını doğrudan etkilerler.

KOBALT(Co): Kobalt kanda yüksek oranda çözünebilen bir element olmasına karşın(%75) geri kalan kısım karaciğer, böbrek gibi organlarda birikmeye devam eder. Alerjik tepkiler ve kronik bronşit görülmesinin yanında maruz kalma süresi çok uzun olursa egzama görüldüğüde rapor edilmiş durumdadır. Ayrıca kobaltın çözünebilir halde olması çözücüsüyle birleştiği durumlarda kansorejen etki gösterebilmektedir.
Yalnız vücutta kobalt olmadığı takdirde anemi hastalığı ortaya çıkmaktadır.

NİKEL(Ni): Nikel insan üzerinde 3 etkiye sahip bir element durumundadır.
Bunlar;
Deriyi tahriş edebilme özelliği,
Kanserojen etkisi,
Dermatolojik yani alerjik tepkilerdir.
Risk grubu; Takı takmayı çok seven bayanlar :), SİGARA kullananlar…

ÇİNKO(Zn): Normal oranlarda vücutta bulunan çinko diğer ağır metallerin etkisini azaltacak yönde işlev görürken, fazla süre maruz kalınması durumunda diyare, sıkıntı, mide bulanması şeklinde septomlar görülebilir. Fakat diğer Krom elementinin oksitli bileşiğiyle beraber olduğunda kanserojen etkiye sahiptir.

KROM(Cr): Yüksek oranda maruz kalınması durumunda burun akıntısı, burun kanaması, burun yolunda tahribiyete yola açmasının yanında +6 değerlikli olanı kanserojen bir madde olarak bilinmektedir. Laboratuvarlarda hijyen amaçlı olarak kullanıldığından buralarda çalışan kişiler risk grubu içerisindedirler.

CİVA(Hg): Civa birikimi genellikle sanayi bölgelerine yakın olan bölgelerde sıklıkla görülmektedir. Civa halsizlik, ağız ve dudaklarda yanma, yürümede dengesizlik, işitme ve görme bozuklukları, reflekslerin yavaşlaması ve zihinsel bozukluklar şeklinde etkiler göstermektedir. Civanın vücuda alınımı genellikle civaya maruz kalmış bitki ve hayvan gruplarının tüketilmesi ile olmaktadır.

AĞIR METAL KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK İÇİN YAPILABİLECEK İŞLEMLER
-İzolasyon ve immobilizasyon teknolojileri,
-Mekanik ayırma teknolojileri,
-Pirometalurjik teknolojiler,
-Elektrokinetik teknolojiler,
-Biyokimyasal teknolojiler,
-Toprağı su/sıvı ile yerinde(in-situ) temizleme teknolojileri,
-Toprak yıkama (kimyasal sızma) teknolojileriile,
-Fitoremediasyon(bitkiler tarafından alınabilme potansiyeli olan ağır metaller ile yapılır) teknolojileri olarak sıralanabilmektedir.
-Hava kirliliğinin yoğun olduğu büyük illerimizde kaliteli ve temiz linyitin yakılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
-Kentsel ısınmada doğal gazın kullanımının artırılması ve yoğun hava kirliliği yaşanan illerimize doğal gazın götürülmesi gerekmektedir.
-Büyük ısıtma sistemlerine filtre takma zorunluluğu getirilmelidir.
-Sadece uçucu kül için elektrofiltre bulunan termik santrallere desülfürizasyon tesislerinin de zorunlu olarak kurdurulması sağlanmalıdır.
-Otoyolların şehirlerin çok yakınında bulundurulmaması,
-İşletmeleri oluşturuken hakim rüzgar faktörlerine ve uygun filtrasyon veya iyileştirme ön işlemlerinin önceden planlanması,
-Kişisel bilgilendirme çalışmalarının uygun biçimde yürütülmesi ile bu artışların önüne geçibilir.

Unutulmaması Gereken En ÖNEMLİ Şey Sadece Tek Bir DÜNYA’mızın Olduğu! 

Kaynak: Kişisel Ders Notu / Alper DEDE

Paylaşıma Oy Ver

0 puan

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%

Cenk Önsoy

Cenk Önsoy

Biyoloji okumadan, görmeden, yaşamadan öğrenilecek bir bilim dalı değildir.

3 Yorum

Yorum yap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir